bir varmış bir yokmuş,
aslında olmak da pek umrunda olmamış. herkes onu konuşurken o hep oyunlar oynamış kendi dünyasında.
huzuru bulmak isterken huzursuzluğun ne demek olduğunu öğrenmiş ve bu huzursuzluğun içinde doğurmuş en sancılı sanrılarını.
biri için varmış ki o bile dayanamamış onun yokluğuna. yok olmak istemiş onun gibi.. ama onu da becerememiş, çürütememiş kalbini...
bir varmış bir yokmuş, aslında o hep varmış da hep yok sayılmış...
yokoldu zannedilirken anzini karsiniza cikan bir hayalet gibidir, yok ewtmek için elden geleni yapar hatta kıcınızı yere vurursunuz ama... elbette fakir ama gurulu genc gibi tekrar tekrar karisiniza cikar...
aslinda her insanin eninde sonunda içine düseceği girdabin içinde oldugunun farkinda değilmiş, cünkü diger insanlarda daha ck yasama sevgisi ve azmi varmiş, ama nasil ki bir topal bacak onun kosabilmeyi etkilerse bu girdapta onun onu engelliyormus.
engel yokmuş bu dünyada. boktan dünya ya sadece engeller varmış gibi göstermiş aynanın aksinde. tersine tut herşeyi ve madolyonu. yokluğun içinde biryerler varmış. dipsiz kuyuların bulunduğu çıyanların ölü aşkların yaşandığı mağaralar varmış.
mezarliklarin yasayanlardan cok oldugu bu alemde, mezarliklarin uzerinde ciceklenen agaclar varmiş, selvilerin cikardiği hüzünlü bogucu sarkilari 'biz de senin gibiydik sende bizim gibi olacaksin' senfonisini söylermiş...
hayallerim gerçek, gerçeğim yalanmış. kendi ateşimde harlanmış çoğalmışım. çürümüş aşklar barındırmışken ruhumda ve ruhunda bir yokmuşum bir varmışım...
kadere tutsak olupta gümbürt diye yokolmaktansa kadere karsi gelipte kadere ezilmek evladir derler, hangisini secmeli kader ile mahvolmayi mi, yoksa ona karsi gelip kader tarafindan yok edilmeyi mi secmeli insan?
cehennem bile feyz alır ruhumdan, yarattığım ateşten.
hastalıklı ruhlar tapınağının bekçisiyim ben.
ben hiç olmayan ergilerin dibindeki balçığım.
ben senim...
ve ben öyle bir sey gösterecegim ki sana,
ne seni durmadan izleyen sabahki gölgendir,
ne kalkip seni karsilayan aksamki gölgendir,
sana korkuyu gösterecegim bir avuç tozda. *
korkmak nedir bilmiyorum ben.
ölümün nefesi boyumda ve ruhumda.
ben ruh toplayıcısıyım,
ben bu alemin en hastalıklı ruhlarının prensesiyim.
ben sadece kinyasın ruhunun özüyüm.
korkudur hayata ve ölüme
karşi koymamizi saglayan zirh.
korkudur bizi don kisot olmaktan koruyan.
korkudur bizi değirmenlere saldirtmaktansa,
ssk'dan emekli olup maaş almamizi saglayan.
gerçi yel değirmeni ile ssk aynidir ama
ssk daha akli basinda olanlari secimidir,
ssk'yi korkusuzluk diyebiliriz.
korkmak ama neden korkmak?
insan bilinmeyenden korkar,
yaslandikca, sismanladikca,
saclar agarip yüzde cizgiler arttikca,
gözlerin arkasina bir korku yerlesir.
insan o korkunun farkedilmesinden korkar
korkudan korkar
korkunun korkusundan korkar...
korkaroglu korkar....