bisikleti alinan cocuk * endiseli gozlerle alanin sokagin basindan donmesini bekler, ya kacar giderse babama ne derim diye kivranir, bir daha vermeyecegine yemin eder, ta ki ertesi gune kadar. **
bir tur çok göreceli bir kavramdır. neye göre? nereye göre bir tur olduğu hiç belli değildir bu bir turun. bisikleti isteyen kişi alır kafasına göre biner durur, taki sahibi isteyene kadar. lafta şudur;
- hadi oğlum yaa.. kaç tur oldu?
+ dur oğlum yaa.. bi tur bindim işte.
(bkz: bi tur)
bir tur da nerde bir tur diye sorulması gereken istek, etrafımda tur at 10tur vereyim. bir gün de benden büyük birisine bisikletimi verdim, vermek zorunda kaldım. evet bir tur atmıştı bu insan, bursa etrafında falan. akşam geldi bisiklet.
hiçbir zaman bu tiplerden olmadım. yok ise oturdum kenarda efendiliğimle. bisiklet ya da herhangi bir şey, hiç fark etmez. gidip milletin gazozuna da aga bir fırt versene diyip musallat olmadım. kimsenin bir şeyine göz dikmedim, çocukluğumda bile. ama nereden baksan onların hepsi böyleydi. ben hep veren taraf oldum. isteyen ya da alan olmadım.
Kardeşimin bmx bisikleti vardı.
Fıstık yeşili-siyah.
ilk alındığında almanya'dan Mercedes'le gelmiş uzak akraba karizması ile gezmişti mahallede.
Bırak bir tur vermeyi, ben dahil, kimseye Dokundurtmamıştı bile.
Eskiden pek kıymetli olurdu yeni alınan şeyler. Mesela ayakkabı yeni alındığında başucunda ayakkabı ile uyunurdu birkaç gece.
Hele bisiklet.
Hele de bmx.
Birkaç gün sonra, balkonda otururken, önümüzden yokuş aşağı ışık hızıyla bir bisiklet geçmişti..
Annem, "oğlum senin bisiklet değil mi bu?" demişti kardeşime.
Bizimkinin bmx'ini bir tur vermediği yan apartmandaki apo kaçırmış son hız mahallede geziniyor.
Kardeşim saniyesinde fırlayıp gitmişti ağlamaklı.
Bir çocuğun bisikletten hızlı koşabileceğini o gün görmüştük.