bir çok takıntı türü gibi bu da bazen can sıkabilen bazense keyifli olabilen takıntıdır.
zararı ve yararı yapılan hareketlere göre değişir.
örnegin:
1- sevdiğin renge sahip diye ihtiyacın olmadığı halde gereksiz bir çok nesne almak.
2- sevmediğin renkte diye cok istesende/ihtiyacın da olsa bir şeyi almaktan vazgeçmek.
bir renge anlam yükleme konusunda kişi ya seçicidir ya da tesadüflerden yola çıkıp
takıntıya sahip olduğunu düşünür, buna inanmaya başlar. bu noktada öncelikli yapılması gereken şey:
o renk ya da renklerin kişide takıntıya vardığını farketmek, sonrasında da nedenleri ve sonuçları sorgulamaktır.
takıntı kişiye keyif veriyorsa devam edilir, zararlı boyutlara ulaşmışsa o renkten vazgeçilir.
benim için o renk:
(bkz: mor)
(sebepleri var, takıntı derecesi:yüksek!) *
mor ve mavi.
son iki yıldır başladı bende mor takıntısı. insanda nevrotik duygular uyandıran frekansı yüksek bir renk olduğuna göre ben kesin şizofrenim. açıkça kendime şizofren diyemediğim içinde bakın her şeyim mor, anlayın artık beni, gelmeyin üstüme fazla, delirtmeyin mesajı veriyor olabilirim alttan alttan...
mavi ise çocukluğumun aşkı. bereden tut da, çakmağa kadar herşeyin mavisini ararım. kazak mı gördüm sorduğum ilk soru bunun mavisi var mı olur. e bi bedenine bakaydım önce... hayır işin tuhafı yakışmaz da bana mavi...
+ pardon bakar mısınız bunun mavisi var mı?
-maalesef yok efendim
+hımm peki moru var mı?
-ne yazı ki o da yok efendim. kırmızıyı tavsiye ederim size, eminim çok yakışacaktır.
+ yok yok kalsın.
.........
+güzelmişte aslında yaaa... acaba şu yeşili mi alsam... ama yok yaa durduk yere maviye ihanet etmeyelim şimdi. başka bir yerde bulurum.
ve genelde de o beğendiğim şeyin mavi ya da morunu bulamaz, almaktan vazgeçerim.
bir renge ya da renklere karşı takıntılı olmak ölçüsü kaçmazsa keyfi çıkarılabilecek bir durumdur.
kendi açımdan: mor: sayısız eşyam var. hatta bazı nesneler sırf mor ve tonlarında olduklarında bile daha güzeller gözümde. sarı: hiçbir şeyim yok. o derece ilgisiz olduğum bir renk.