bir garip aşk bestecisi

entry3 galeri0
    1.
  1. zaman albümünden önceki kıraç'ı nitelemede kullanılabilecek nitelemedir. ilk olarak deli düş isimli bir albümü ile tanıdık kıraç'ı... hala hatrımdadır o sahne "talihim yok, bahtım kara; böyle hayat batsın yere..." biraz arabesk unsurları içinde bulunduran bu şarkı zaten eskilerin arabesk şarkılarından birisi imiş, sonradan öğrendik... derken albümde zevk ile, feyz ile dinlenen şarkılar vardı... çeşminaz başı çekiyor, bozkırdaki ağaç ona eşlik ediyor ve derken dağların kadını, sevme, neler neler, yalnızlığın kapıları gibi subjektif şaheserlere de derik, kara yılan, makaram sarı bağlar ekleniyordu. güzel bir albümden bahsettiğimizi ise albümün gitarlarını konuşturan yavuz çetin'den anlayabiliyorduk...

    derken aradan çok değil 2 sene geçtikten sonra bu yalnız, kendi halinde, sadece işini yapan adam bir albüm daha çıkartıyordu... "bir garip aşk bestesi" adlı bu albüm genel yapı itibari ile deli düş albümünü andırıyor fakat altyapı ve ses kalitesi başta olmak üzere bir çok konuda da kendini geliştiren bir sanatkar ile karşı karşıya olduğumuzu gösteriyordu bizlere... albümde bir garip aşk bestesi, gidiyorum, gel barışalım gibi güzel şarkılara bildiğimiz türkülerin, farklı yorumlanması eşlik ediyordu; keklik, karahisar, eşşeği saldım, mahkeme, sarı gelin, yayla yolları, şarköy türküsü... kıraç ise o bildiğimiz etliye, sütlüye karışmayan, sadece işini yapan adam olmak konusunda kararlı olduğunu gösteriyor gibiydi hani.

    sonra 2001 senesinde büyük adam, eşsiz sanatkar, gitarın altın çocuğu yavuz çetin boğazın serin sularına kendisini bırakıyor ve bu da yeni çıkacak olan kıraç albümlerinden alacağımız feyzin düşeceğini işaret ediyo gibiydi... sonra zaman albümü geldi ve kıraç söz yazarlığı konusunda iyiden iyiye kral olma yolunda iken şarkıların konseptinde ciddi değişiklikler gözlenebiliyordu. tam bu karmaşaların içinde iken bir radyo programında kahramanımız duman grubunun vokalisti kaan tangöze için eşek gibi anırıyor diyordu... ki bu şahsi düşüncesi olabilir, kendi gözlemi olabilir, ona katılanlar dahi olabilir ama bunun yorumunu yapmak kendisine düşmese gerektir. en azından o zamana kadar çizdiği tablo ve sergilediği duruşu kaybetmiştir. bu adam o andan sonra bir garip aşk bestecisi olmayacaktır bir daha... buram buram arabesk kokan "gitarımın telleri elimi kanatıyordu" kıvamındaki kitabını da kaleme alması bu döneme denk gelmiştir. aradan geçen zamanda kayıp şehir ve benim yolum adlı stüdyo albümlerini çıkartmış olsa da kıraç pek bir şey değişmemiş, magazinlerde boy göstermesi son bulmamıştır ki işi "bu rapçiler esrarkeşler" demeye kadar götürmüştür. karşılığında ise ceza'nın malum doğaçlamasına maruz kalmıştır, bizlerin gözündeki değerinden, değer kaybetmiştir... bugün çok uzun bir süre sonra bir garip aşk bestesi dinledim ve farkettiğim bir şey vardı; özlemişim bir garip aşk bestecisi'ni ama elden ne gelir ruhuna fatiha okumaktan başka?

    bir ağaç devrildi aniden
    bir nehrin suları bulandı
    bir kuş son nefesini verirken
    ve gördüm son yaprağı düşerken

    o zaman açılsın kapıları yalnızlığın
    yalnızlığın kapıları açılsın

    bir cigara sar uzunundan
    uçup gidelim buralardan
    dök ne varsa, savur ortalığa
    bir rüya çalalım zamandan
    açılsın kapıları, açılsın yalnızlığın

    bütün bir dünya uyurken
    bizim dünyamız uyansın
    çal şarkını unut adımı
    farzet şimdi sen bir rüzgarsın
    açılsın kapıları, açılsın yalnızlığın

    yıkılsın şu karanlık
    bizim yolumuz açılsın
    sar beni sar üşüyorum
    senle sevişmek istiyorum

    açılsın kapıları, açılsın yalnızlığın
    bu gece acının karnı aç kalsın...
    1 ...
  2. 2.
  3. 3.
  4. Adam yazmış bizde dinliyoruz hafız. Teşekkür kıraç
    0 ...
© 2025 uludağ sözlük