şampiyonlar liginde fenerbahçe maçını izlerken. andy garcia gelse istifimi bozmam. nihayetinde kaç kez izleyebiliyoruz? ya da kaç kez izlettirebiliyorlar?
bazen en fazla g.t olduğu andır, bazen de g.t edeceği...
toplumsal ahlaki değerler tarafından bakarsak, ciddiyetin göreceli olduğuna inanmıyorum. ciddi olman ya da olmaman gereken yerlerde aksi bir tutum sergilersen; herkesin içinde yere balgam atan* bir adam gibi dışlanırsın. küçük birer örnekle; mahkemede gayrı ciddi olamazsın, güldürürler adamı... herhangi bir eğlencede de ciddi olmamalısın*, o gecenin hasılatı senin için pek iç açıcı olmaz emin ol...
biraz daha özele inersek de; ikili ilişkilerde ciddiyete geliriz haliyle... ben gülmekten hoşlanmayan bir kadın tanımadım. ciddiyet tabii ki gereklidir, yeri geldiğinde yerden yere vuracaksın ama yanağından da makas almayı ihmal etmeyeceksin...
yirmidört saat ciddi olan son nesil, eminim ki dedemin nesliydi unutma...
eğer hesapta onlar gibi güçlü değilsen; ne sürekli alemdar gibi olmak ne de ezel gibi takılmak fayda sağlayabilir sana. çünkü bir kadın bu kadar çileyi ancak ve ancak para için çekebilir, aklında bulunsun...
+hahahihiahhuehahiehanananayeeee, aşkıaammm komediye beaaakkk ne güzel koydun lafı..
-ben sana öyle gülmiceksin demedim mi?
+e ebenin...*
işin özü şu aslında... koskocaman hayat tamamen stratejilerden ibaretken, yerine göre ve göründüğü yerde yaşanırken; sen neden kısa ömrünü tamamen ciddiyete ya da tamamen gevşekliğe oynayasın ki?
en kötüsü sistem yap, tek maçtan yatmamış olursun...
aynı zamanda patlamaya en yakın olduğu andır. çünkü gerilmiştir ve bu yüzden istemsiz tepkiler verebilir. taharetmuslugu' nun örneği yazdıklarım için en geçerli örnektir.*