bir divan şiiri bırak

    23.
  1. Beni candan usandırdı cefâdan yâr usanmaz mı
    Felekler yandı âhımdan murâdım şem'i yanmaz mı

    Kamu bîmârına cânân deva-yı derd eder ihsan
    Niçün kılmaz bana derman beni bîmar sanmaz mı

    Şeb-i hicran yanar cânım döker kan çeşm-i giryânım
    Uyarır halkı efgânım kara bahtım uyanmaz mı

    Gûl-i ruhsârına karşu gözümden kanlu akar su
    Habîbim fasl-ı güldür bu akar sular bulanmaz mı

    Gâmım pinhan tutardım ben dedîler yâre kıl rûşen
    Desem ol bî-vefâ bilmem inanır mı inanmaz mı

    Değildim ben sana mâil sen ettin aklımı zâil
    Beni tan eyleyen gafîl seni görgeç utanmaz mı

    Fuzûlî rind-i şeydâdır hemîşe halka rüsvâdır
    Sorun kim bu ne sevdâdır bu sevdâdan usanmaz mı

    Fuzuli
    17 ...
  2. 17.
  3. Şeb-ı hicran yanar Canım töker kan Çeşme-i giryanım
    Uyarır halkı Efganım kara bahtım uyanmaz mı?

    Şiir değil, beyit bırakasım geldi.
    14 ...
  4. 15.
  5. Öyle ser-mestem ki idrâk etmezem dünyâ nedür
    Men kimem sâkî olan kimdür mey û sahbâ nedür

    Gerçi cânândan dil-i şeydâ içün kâm isterem
    Sorsa cânân bilmezem kâm-ı dil-i şeydâ nedür

    Vasldan çün aşık-ı müstâğni eyler bir visal
    Aşıka maşukdan her dem bu istiğnâ nedür

    Hikmet-i dünyâ vü mâfiha bilen arif degül
    Arif oldur bilmeye dünyâ vü mâfiha nedür

    Ah u feryâdun Fuzûlî incidübdür âlemi
    Ger belâ-yı ışk ile hoşnûd isen gavga nedür

    Fuzuli
    11 ...
  6. 20.
  7. Mende Mecnundan füzun aşıklık istedadı var
    Aşık-ı sadık menem Mecnunun ancak adı var

    Kıl tefahür kim senin hem var ben tek aşıkın
    Leylanın Mecnunu Şirinin eğer Ferhadı var

    Ehl-i temkinem beni benzetme ey gül bülbüle
    Derde sabrı yok anın her lahza bin feryadı var

    Öyle bed-halem ki ahvalim görende şad ol
    Her kimin kim dehr cevrinden dil-i naşadı var

    Gezme ey gönlüm kuşu gafil feza-yı aşkta
    Kim bu sahranın güzer-gahında çok sayyadı var

    Ey Fuzuli aşk men'in kılma nasihten kabul
    Akıl tedbiridir ol sanma ki bir bünyadı var

    Fuzuli
    10 ...
  8. 12.
  9. gül-sitân-ı dehre geldik reng yok bû kalmamış
    sâye-endâz-ı kerem bir nahl-i dil-cû kalmamış

    eylemiş der-beste dükkânın tabîb-i rüzgâr
    hokka-i pîrûze-i gerdûnda dârû kalmamış

    teşne-gânın çâk çâk olmuş leb-i hâhiş-keri
    çeşme-sâr-ı merhametde bir içim su kalmamış

    kadrin anlar yok bilür yok her dür-i sencîdenin
    çârsû-yi kaabiliyyetde terâzû kalmamış

    ceyş-i gamdan kande itsün ilticâ ehl-i niyaz
    kal'a-i himmetde nâbî burç ü bârû kalmamış

    Nabi
    8 ...
  10. 11.
  11. “Şeb-i yeldâyı müneccimle muvakkıt ne bilir;
    Mübtelâ-yı gama sor kim geceler kaç sâ'at” (Sâbit)
    4 ...
  12. 2.
  13. Cân la’lin eyler ârzû yâr içmek ister kanumı
    Yâ Rab ne vâdîdür bu kim cân teşne cânân teşnedür

    baki.
    4 ...
  14. 14.
  15. Gül yüzünde göreli zülf-i semen-sây gönül
    Kara sevdaya yiler bî-ser ü bî-pây gönül
    Dimedüm mi sana dolaşma ana hay gönül
    Vay gönül vay gönül vay gönül ey vay gönül

    Bizi hâk itdi hevâ yolına sevdâ nidelüm
    Pây-mâl eyledi bu zülf-i semen-sâ nidelüm
    Kul idinmezdi güzeller bizi illâ nidelüm
    Vay gönül vay gönül vay gönül ey vay gönül

    Felekün nûş iderem nîşini sâğarlar ile
    Doğradı hâr-ı cefâ bağrumı hançerler ile
    Baş koşam dimez idüm ben dahi dil-berler ile
    Vay gönül vay gönül vay gönül ey vay gönül

    Yarun itden çog uyar ardına ağyâr diriğ
    Bize yâr olmadı ol şuh-ı sitem-gâr diriğ
    Kıldı bir dil-ber-i hercâîyi dil-dâr diriğ
    Vay gönül vay gönül vay gönül ey vay gönül

    Ben dimezdüm ki hevâ yolına ser-bâz gelem
    Ney-i ışkunla gamun çengine dem-sâz gelem
    Dir idüm ışk kopuzun uşadam vâz gelem
    Vay gönül vay gönül vay gönül ey vay gönül

    Dil dilerken yüzinin vaslını cândan dahi yiğ
    Bir demin görür iken iki cihândan dahi yiğ
    Akdı bir serve dahi âb-ı revândan dahi yiğ
    Vay gönül vay gönül vay gönül ey vay gönül

    Ahmed’em kim okınur nâmum ile nâme-i ışk
    Germdür sözlerümün sûzile hengâme-i ışk
    Dil elinden biçilübdür boyuma câme-i ışk
    Vay gönül vay gönül vay gönül ey vay gönül.
    4 ...
  16. 9.
  17. Biz bülbül-i muhrik-dem-i gülzâr-ı firâkız
    Ateş kesilür geçse sabâ gülşenimizden…

    (Biz ayrılığın gül bahçesinde yakıcı demler çeken bülbülüz , sabah rüzgarı gülbahçemizden geçse ateş kesilir.)

    2.Selim Han
    3 ...
  18. 16.
  19. şir-ler pençe-i kahrımdan olurken lerzan, beni bir ahuya zebun etti felek.
    3 ...
© 2025 uludağ sözlük