iyiyi,kötüyü,doğruyu yanlışı,haram ve helalı idrak edebilmek ve bunları ayırabilmek için sakallı birinin önderliğine ihtiyacı olan,düşünen beyniyle bunların ayırımını yapamayacak kadar aciz olan insan acımasıdır.
doğal bir duygudur. bir insanın ömrü taş çatlasa 80-90 yıl. onun da 60-70'den sonrası yaşamak denirse. ateist insan bu kadarlık ömrü sonrası toprak olup yok olacağını düşündüğü için hayatında lezzet de kalmaz, amacı da kalmaz. sadece günü yaşar. ölüm sonrası bizi ve tüm alemleri yaratana hesap sorulacağına da inanmadığı veya inanmak işine gelmediği için, hesapsız kitapsız yaşar. böyle insana acınır hakkaten. halbuki içten içe onlar da biliyor bütun insanların, galaksilerin bedavaya tesadüfen yaratılmadığı gerçeğini. ama bir türlü kendinden büyük bir varlığa teslim olmayı istemezler. ona hesap vermeyi kabullenemezler. ama isteseler de istemeseler de, islam'ın söylediği herşey gerçek.
bir müslüman önce kendine sonra tüm insanlara acır. çünkü tüm insanlar Allah ın karşısında ancak acınacak bir haldedirler. müslüman bir konuda konuşacağı zaman önce kendi nefsine konuşur. kalbinde olmayanı diliyle söylemez.
iyiliği emredip kötülükten men etme düsturunu önce kendi nefsine uygular, kendini terbiye eder.
kendi gibi günahkar insanlara kendisi de dahil olmak üzere 'acımasında' abes bir durum yoktur.
empati kurulduğunda aslında acımanın temelinde kişinin zarar görmemesini istemesi yatmaktadır. art niyetli olarak değildir. iyiliğin için dövdüm diyen anne gibidir. candır.
haklı bir acıma duygusudur. ahiret aleminde götlerine girecek olandan haberleri olsalardı ateist olmazlardı. e insan üzülüyor tabi böyle cehennem azabı falan çekecek olan insanları gördükçe. allah hidayet versin...