bir aksamdi Her gun gibi sikik bir gunun daha sonuna gelmistim. gece vardi ama ben gecemi 3 haftadir yikamadigim yastigimla geciriyordum, sigara dumani ve kisik muzik sesi bu yalnizliga eslik ediyordu. aniden kitap okuyasim geldi, dogruldum, sonra siktir edip geri yattim. ne geregi vardi kafa sikmenin tamda beyin denen mekanizmayi yavaslatinca. telefonumu aldim ve bos insanlarin sosyallesmelerine baktim, uykumu getirdi sahte iltifatlar, fotograglardaki soguk yuzler. duman gitsin dige pencereyi actim. yagmurdu o, yavas yavas topraga kavusuyordu. bir kere daha yalnizligimi hatirladim, bir damla yagmur bile olamiyordum. ne yazikki ne silahim nede jiletim vardi, tavan tasimazdi beni. olemicek kadar zavalliyim.
peyami safa'nın meliha üzerinden yola çıkarak kamil gbileri anlatmaya çalıştığı, sergüzeştin ne pusulası vardır ne haritası diyerek insanın yolunu nasıl kaybettiğini ve kitabın son bölümünde bütün masumiyetini kaybetmiş meliha'ya ithafen sizce bu sergüzeşte acımalı mıyız diye soran her genç kızın mutlaka okuması gereken sonu çok çarpıcı biten yine aynı yazarın "bir tereddüdün romanı" eserinde vildan'ın bir cümle ile hatırlattığı genç kadına der kitabı niteliği olan bir baş yapıt!
"hatırlıyor... bir akşamdı...oda loş... kafes delikleri mavi... gündüzün son ışıklariyle beraber, sanki, odadan eşya da çekiliyordu: levhalar, duvarların kararan zeminine batıyorlar, minderler sönüyor, iskemleler dağılıyor, ve hepsi, buğulanarak şekilsiz bir uçuşla kayboluyorlar. minderin köşesinde oturan babası, bir öksürükten sonra ileri fırlayan başını hâlâ doğrultmamış, iki büklüm, yüzü gittikçe kararıyor ve siyah ceketinin rengini alıyordu. her şeyi koyu kurşun renkli bir buğu kaplamıştı.
akşam...."
edit: iki sene sonra geldim edite: akşamı bu kadar güzel, sürekli bir duygululukla anlatan, her şeyi en güzel şekilde tasvir eden, gerçekten romancı olmanın sıkıntısını çeken peyami safa annesi bedia hanıma bakmak için server bedi'ye de kitaplar yazdırmak zorundaydı.
hem de ne nobel edebiyat ödülü aldı ne bir şey.
peyami safa'nın her zamanki gibi psikolojik tahlillerini konuşturduğu bir kitaptır. kitap serüveni izmit'te mütevazı bir evde başlar istanbul sosyetesinde biter.