bir adam yurur

entry1 galeri0
    ?.
  1. Amerika'dan dönerken Frankfurt'tan Paris'e geçmeyi düşünmüştüm. Gönlümdeki gizli özlemi gazetecilik merakına feda ettim, Berlin'e gittim. Unutulmaz bir sevgilinin evi önünden işe giderken, kapıyı çalmaya vakit bulamamış bir aşık gibi, aklım uğrayamadığım Paris'te kaldı...
    ***
    Nedense son günlerde gene içimde bir yolculuk arzusu kıpırdıyor. Ve hayalimin pusulası hep Paris'i gösteriyor.
    Zaten dünyanın neresine gitsem, daima gözlerim istanbul'u, gönlüm Paris'i arar.
    Eşya yavaş yavaş silinir, duvarlar erir, geniş bir cadde uzanır önümde; ağır ağır bir adam yürür caddenin kaldırımında...
    Vakit sabahın erken saatidir. Arabaların kırmızı ışıkları, ağaran gökyüzünün kirli aydınlığında, uykusu gelmiş şeytan gözleri gibi, kayıp kayıp kaybolurlar... Kamyonlar geçer, büyük kamyonlar, gürültü kamyonlar... işçiler bisikletlerinin pedallarına basarlar...
    ***
    Adam yürür, hep yürür bu adam... St. Michel Caddesi... Köprülerin altından usul usul akan Seine Nehri... Cite... Chatelet... Rivoli Caddesi... Oğlum sap sola, çık Concorde Meydanı'na...
    Champ Elysees, bu saatte boyasız, mahmur, sevişmeye doymamış bir kadın gibidir... Zafer Abidesi, ardında bilinmeyen saadetler, bir masal kapısı gibi yükselir uzakta... Adam yürür, yürür... Sonra Kleber Caddesi... Trocadero... Eiffel...
    ***
    Kahvelerin renk renk branda bezleri... Tezgahta kahve içenler... Tezgahın arkasında, yüzlerinde aynı tebessümün üniforması, Fransız kızları servis yaparlar. Garsonlar ciddi, biraz da kızgın gibidir. Otomatik pikapta bir Fransız şarkısı çalar. Bir saksofon çığlığının peşinde aşkı anlatan bir tatlı kadın sesi dökülür.
    ***
    Akşamları vitrinler ışıl ışıldır. Madeleine'ni yanından Opera'ya doğru gidersin. Canın çekerse Trinite Kilisesi'ne boş verip, Clichy'ye çıkarsın.
    Vieux Montmartr'da tahta masalara dayanıp şarap içilen Lapin Agile... Verlaine'den mısralar söylenir burada... "Bütün kadınlar genç kız, bütün erkekler delikanlı" gibidir. Her bakışta yaşamanın dostluğu... Bir de yalnız değilsen; kalbin kadife okşar gibi okşar, sever hayatı...
    ***
    Paris'te gece, en kuytu köşelere kadar aşkı ve şarkıyı taşır.
    Saint - Germain - des Pres'nin küçücük kabareleri. L'abbay'de mumlar titrer. ispanyol kitarasıyla halk türküleri söyler bir müzisyen. Alkış bozar bu titreyen, gölgeli, duygulardan örülmüş buğulu havayı; alkış yerine parmaklarını şıklatır dinleyenler...
    ***
    Parc Monceau'da tuttuğun el, Bois'da aynı olsa da, aynı değildir. Işıklarla değişen gözler gibi, Paris'te de renk renk, duygu duygu, bakış bakış değişir kadın.
    Clochard'lar metro ızgaralarının üzerine uzanırlar. isimsiz sanatçılar, kaldırımlara her gün silinen şaheserlerini çizerler. Yan sokaklarda laterna çalınır. Halles'de çorba içilir, çiçek satılır. Seine kenarında daha uzun öpüşülür. Kaçsın metro, ötekine bineriz. Varsa paran Amerikan sigarası içeriz. Dupont'da sandviç pahalı değildir. Serveti iki entari olan kız, işten çıkar çıkmaz gelecektir.
    Git Taksim'e at nutkunu adayım. Bugün başka bir alemde, başka bir dalgadayım.

    çetin altan
    1 ...
© 2025 uludağ sözlük