bir adam yaratmak

entry60 galeri1
    35.
  1. biri girer hayatına. Onu daha tam tanımaya bile fırsat bulamadan çok seversin. Sonra o ne yapsa kötü gelmez. Sen aslında onu değil kendi kafanda yarattığın adamı sevmişsindir.
    3 ...
  2. 34.
  3. bugün başkent tiyatroları tarafından mükemmel bir şekilde sergilenen bir necip fazıl kısakürek oyunudur. oyuncular, kostümler, dekor, efektler her şey muhteşemdi. sadece seste biraz problem vardı mikrofonlardan az ses geliyordu onun hericinde her şey mükemmeldi.
    3 ...
  4. 33.
  5. necip fazıl kısakürek'in bir kısmını zonguldak'ta yazdığı tiyatro eseridir.
    3 ...
  6. 32.
  7. bugün başkent tiyatroları tarafından katledilen necip fazıl kısakürek oyunudur. oyuncular hariç her şey tahammül sınırlarını zorluyordu.

    Böyle oyunları sahnelemek isteyen tiyatronun, yeterliliğini denetleyecek bir mekanizma olması lazımdır. yoksa böyle bir şaheser dahi eserlikten çıkartılabiliyor.

    hele o zeynep'i oynayan bayanın üzerinde yeşil bir elbise vardı. neydi o öyle allah'ım. seyirciye hiç mi saygınız yok, bir ütü basamadınız mı elbiseye? ayıp yahu ayıp. seyirciye saygınız yoksa sanata saygınız olsun, sanata da yoksa necip fazıl'a biraz saygı gösterin.

    dekor desen, çok güzel hareketler bunlar adlı programdaki dekordan bile zayıf. ışık alakasız yerlere ayarlanmış; seyirci zaten allahlık, oyuna müdahale edeni mi arasın, sohbet edeni mi, cips vb. şeyler yiyeni mi?

    oyunun tüm ihtişamını gölgede bıraktı bütün bunlar, ilgimi canlı tutamadım. mehmet tahir ikiler'in performansı harikaydı fakat o davet ettiği biletsiz misafirleri yok mu, hani boş bulduğu yere çadır kuran göçebe misali her gördüğü boş koltuğa oturan misafirleri, inanın canımı okudular.

    bir daha mı? allah esirgesin.
    3 ...
  8. 31.
  9. bugün trt 1' de yayınlanan bir necip fazıl kısakürek piyesidir. eski olduğu için mi bilmiyorum ama oyunculuk kötü geldi bana.
    0 ...
  10. 30.
  11. kuşkusuz en etkileyici sahne 3. perdededir.
    --spoiler--
    Bir sigara kağıdını şu masaya koy, üstüne bir taş bırak, kapıları kapa ve git! Üç yüz sene sonra gel, yerinde bulursun. Belki sararmış, belki buruşmuş, fakat yine o. Bir sigara kağıdı kadar yaşayamıyoruz...
    --spoiler--
    7 ...
  12. 29.
  13. ahmet mekin'in müthiş oyunculuğuyla sinemaya aktarılan necip fazıl'ın piyesi.

    kesinlikle izlenmesi gereken bir film. bu linklerden izleyebilirsiniz.

    http://video.google.com/v...ocid=2749876448301703825# (1. bölüm)

    http://video.google.com/v...cid=-6811054759257787107# (2. bölüm)

    http://video.google.com/v...ocid=6924051056086893973# (3. bölüm)
    1 ...
  14. 28.
  15. ben ne yaptım?
    bir hududu zorladım. kendimin dışına çakmak isterken yine kendime rast geldim.
    meğer kul olduğumu anlamak için Allahlık taslamalıymışım!
    meğer nasıl yaratıldığımı anlamak için bir adam yaratmalıymışım!

    ben ne yaptım?
    en sağlam basamağı ayağımdan kaydırdım.
    körlüğü zedeledim.
    şimdi görünen şeye nasıl bakayım?
    insan kaderini bir rüya gibi uykuda bulur.
    bu rüyayı uyanık nasıl seyredeyim?
    Allahla kalabalık arasında kaldım.
    boşlukta nasıl durayım?

    anlayın bu azabı!
    bir azap ki; kul olduğum için çekiyorum,
    çekmemek için Allah olmak lazım.
    insana göre değil bu;
    yok bunu çekecek aza insanda!
    anlayın bu azabı...!

    yanlız bu replikle dahi yeni bir kitap yazılacak kadar güzel bir piyes vesselam...
    2 ...
  16. 27.
  17. Mesela bir gün , Eminönü meydanında bir otomobil bir adamı çiğner.(eliyle işaret yaparak canlandırır) Hadisenin on dakika evveline gidelim. Adam, mesela gülhane parkının önündedir. Otomobilde faraza Taksim'den geliyor. Manzarayı görüyor musunuz? Geliyor? Bin otomobil içinde bir otomobil yüz bin adam içinde bir adam. Ne adam çiğneneceğini bilir, ne de otomobil çiğneyeceğini. ikisi de bir sürü tesadüflerle bilmeden birbirine doğru yaklaşırlar. Mesela adam bir dükkanın önünde durur. Bir kutu kibrit alır. Bir iki adım atar. Bir arkadaşıyla konuşur. Bir vitrini seyreder. Bu masum hareketlerin bile bir kaç dakika sonra kopacak faciada hisseleri vardır. Bütün bu hisseler birbirlerine esrarlı bir şekilde geçe geçe nihayet meş'um anı doğururlar. O an gayet basit bir son sebebe dayanır. Bir dalgınlık, b,r bilgisilik şu bu. tesadüflerin kim bilir nasıl ve nereden idare edilen son derece grift ve içinden çıkılmaz bir riyaziyesi vardır.

    bana bu diyaloğuyla benjamin button filminin kader sahnesini hatırlatan kesinlikle okunması gereken, muhteşem bir eser...
    3 ...
  18. 26.
  19. bizlere bırakılan içi anlam yüklü, insanın kendisini daha iyi tanımasını sağlayacak ve iç dünyasında değişiklikler meydana getirecek muhteşem bir eser.
    2 ...
  20. 25.
  21. necip fazılın tiyatro eserinin adı. ilk gösterildiği dönem muhsin etruğrulun oynadığı bir şahaser. ne hikmet kiyıllarca kendilerine tiyatrocu diyen dangalaklar muhsin ertuğrul pirlerine ihanet pahasına oynamadılar bu eseri. çünkü onlar çük beyinleriyle yorumladıkları siyasal düşüncelerinin orospu olmuşlardı. belki de türk tiyatrosunun zirve eserini oynayabilecek kabileyete sahip değillerdi.
    4 ...
  22. 24.
  23. bir iddaya göre sokrat hiç olmadı platonun dünyasında bir karakterdi derler.bu benim için bir şey değiştirmez.beni düşünen bir adam düşünüyorum öyleyse o var.benim düşündüğüm bir adam düşünüyorum öyleyse o da var.
    3 ...
  24. 23.
  25. necip fazıl ın şahaserlerinden sadece bir tanesi.ben kitabıdan vareste tiyatroda umduğunu bulamadığını düşünüyorum.bir ara filmini de yapmışlardı defalarca izledim.özellikle ahmet mekinin oyunculuğu harikaydı fakat anlamadığım 77 yılında çekilen bu film neden renksizdir acaba? hep merak etmişimdir.
    2 ...
  26. 22.
  27. zor olmayan eylem. içi boş olan her insanın içine merak duygusu koyarak onu peşinizden sürükleyebilir ve onu en baştan yaratabilirsiniz. önce konuşarak, sonra dinleyerek, sonra kitaplarla...

    lakin bir yerden sonra içine koyduğunuz merak onu ihanete yönlendirebilir...

    ve sonra fark edersiniz ki yarattığınız bir adam değil, pasif bir entelektüeldir...
    0 ...
  28. 21.
  29. Necip Fazıl'ın muhteşem piyesidir.

    ''Ben ne yapdım.Bir hududu zorladım.Kendi dışıma çıkmak isterken kendimle rast geldim.Kul olduğumu anlamak için meğer Allahlık taslamalıymışım.Nasıl yaratıldığımı anlamak için bir insan yaratmalıymışım.''
    2 ...
  30. 20.
  31. Bana yanlış gelen fiilimsi.Adam yaratılmaz.Yaratılması demek kişiliğini başkası kurmuş demektir.Kendi kişiliği olmayana, kendi kişiliğini kendi kurmayana adam da denmez.

    (bkz: adam olamadım kompleksim var)
    1 ...
  32. 19.
  33. Allah insanı yaratır, adam eğitimle düzgün yetiştirmeyle yaratılır.

    Birde genlerinden hasıl olan sorunlar nedeniyle ne kadar eğitirsen eğit bi türlü yola gelmeyen tipler vardır onlarada Allah'tan deliye neylesin Karaca Ahmet denir.
    Bu gün saçmalama günüm galiba.
    0 ...
  34. 18.
  35. Ingmar Bergman'ın ile Necip Fazıl'ın bazı eserlerini şiddetli bir hâlde aynı paydada tutuyorum. Bu benim kendi hüsn-ü kuruntum değil, sanatın ortak paydasında eriyen bu iki büyük sanatçının eserlerinde ana fikir, karakterler, arayış ve çile o kadar ortak ki...
    Bu eser de yukarıdaki mevzuda elimi güçlendirdi, konusuna gelirsek; bir sanatçının varoluş ve inanç gerçekliklerini sorgulaması ve çıldırışı. Kendi eliyle, eserinde "bir adam yaratan" ve sanatçı kibriyle Tanrı rolü oynadığını sanan bir yazarın yarattığı karakter ile aynı kaderi paylaşması, ya da "yarattığı" sandığı şeyin aslında hep başından kendisi olduğunu idrâk etmesi.

    not: eserin başyapıtlığı tartışılmış, onu bizzat rahmetli muhsin ertuğrul'a sormak lâzımdı sanırım. eserin sonunda necip fazıl ile muhsin ertuğrul'un bu tiyatro oyunu sonrasındaki bir sohnetleri çok şeyi anlatıyor, okuyunuz.
    3 ...
  36. 17.
  37. 16.
  38. (bkz: Ahmet Mekin)oyuncu
    (bkz: Ahmet Bayazıd)yapımcı
    (bkz: Mustafa Yılmaz)görüntü yönetmeni
    (bkz: Yücel Çakmaklı)yönetmen
    0 ...
  39. 15.
  40. --spoiler--
    "Sen o kadin tipindensin ki, yuzune manevi bir kapi kapatildigi zaman onu gormez, kendisine mal etmez. Iceriye girmemesi icin maddi bir kapidan ve zorla itilmek ister. Bir sihirbaz inceligi ile baslayan bir is, bir hamal kabaligi ile bitirilmeli ki neticeye akli ersin."
    -Sayfa 74 den alinti yapilmistir-
    --spoiler--
    4 ...
  41. 14.
  42. 13.
  43. eserin önsözü şöyledir.

    --spoiler--
    "Bu piyes, bir "Crise-Intelectuelle", "bir fikir buhranı"nı çerçevelemek gayretinde... Apaçık ve yapayalnız hiç bir tezi yok... Fakat içiçe bir çok tezleri ve başlı başına bir kaç ana tezi var...

    Evvelâ san'atkâr nedir? Bütün imkânların erişilmez müntehası, gayelerin gayesi, kemâllerin kemâli, mâverâların mâverâsı olan Allah'a doğru, sonsuz bir tekâmül yolunda giden insanoğluna mahsus ibdâ nevileri içinde en zengin ve en güzel hissenin üzerine oturmuş mahluk... San'atkâr bir mahluktur, fakat yaratmak cehdinde bir mahluk!.. Onun bir eseri, bir de kendisi vardır. işte san'atkâr, çok defa, yaratmaya kalkıştığı tipin, yaratılmış olan tâ kendisidir.

    Bu piyeste san'atkâr, bir yemişin, gizlice olurken ve bir maddenin toprak altında pişerken geçirdiği göze görünmez vücuda geliş safhaları gibi mahrem hayatı ve iç planı içinde, resmedilmek istenmiştir. Buna mukâbil, o her insan gibi sadece bir insandır. Bir hayat ve kadere sahiptir. Bu eserde san'atkâr yaratmak istediği tipe öz eliyle çizdiği kaderin kuyusuna düşmüş, o tip tarafından istilâ edilmiş, eserine, yalnız hayatiyle de iştirak etmiş gösteriliyor.

    Piyesteki sanatkar tipine sorarsanız Allah sonsuzluktur. Ve kendisi, her ne olursa olsun, nihayet bir mahduttur, bir adettir. Adetler sonsuzlukla yarış edemez. O farkına varmadan sonsuzklula yarışa kalkmış, hududunu zorlamış, kendisinin dışına çıkmak isterken, nagihan kendisine, hem de o zaman kadar hiç tanımadığı asıl kendisine rast gelmiştir. Onca insan kaderi, arşın ta üstünde, bize, onu kendimiz idare ediyormuşuz gibi, namütenahi bir rahatlık ve serbestlik hissi verecek kadar ince bir sanatla idare ediliyor.

    insan, mesut körlük içinde hayatını doldurup gidiyor.

    Piyesteki sanatkar bu mesut körlüğü zedelemiş, yaratma cehdi içinde şaşkınlıkla yasak mıntıkaya girmiş, peçesine el sürülmez sırları ürkütmüş ve itikadınca birdenbire Allah’ın hükümranlığı ve emriyle karşılaşmıştır.

    Bu emir şudur;*Yazdığı eseri yaşasın, yaratmak dilediği adam kendi olsun!*

    Hülasa:Biz sade yaratmak istediğimiz tipin yaratılmış olan kendisi değil, bazen aynı hayat ve kadere sürüklenen meczubuyuz da. Çok defa yazdıgımızı yaşarız. Bu fikir mihveri etrafında halkalanmış ve birbirine geçmiş olan tezleri şöylece toplayalım ve gözlere, dikkat edilmesi icab eden noktaları karalayalım.

    1- Eser ve eseri karşısında insan...
    2- Allah ve Allah karşısında insan...
    3- Ölüm ve ölüm karşısında insan...
    4- Cemiyet karşısında insan...
    5- Kadın karşısında insan...
    6- Bâzı dost ve aile münasebetlerimizde, gözlerimizden sanki bir perde kaldıran bir buhran gözlüğünden seyrettiğimiz gizli dünya, cinnet dünyası ve bunun doğruluk derecesi.
    7- Cemiyette bazı faaliyet nevilerini temsil eden cüce tipler, rolleri, ruh hâletleri, kıskançlık ve gayızları, hareket noktaları ve tarzları."

    Hülasanın hülasası, birçok mücerret ve müşahhas mefhumlar ve hadiseler karşısında, aksiyonları, tali ve fikirleri ile sanatkar, yani mütekamil insan.

    Bu eserimi bugüne kadar vücuda getirdiğim eserler içinden bağlı oldugum eserler biliyor ve öylece bildirmek istiyorum…
    Ona olan zaafım, üstünde fazla konuşmamı yasak ediyor. zaten hadiselerin sırrını, kaba saba formüller içinde harcamağa, ulu orta dogmalar yapmağa düşmanım.

    iyi ve kötü, söyleyemediğimi, iyi veya kötü eserim söylesin!

    NECiP FAZIL KISAKÜREK/ 1977
    --spoiler--
    5 ...
  44. 12.
  45. --spoiler--
    "husrev: mansur! âlemde gizli tek bir sırrım kaldı. içimdeki kıyamet! kimse bir şey bilmiyor. bakma kıvranışlarıma! bakma ağzımın dikişlerinden sızan hırıltılara! bakma beni çıldırıyor sanmalarına! bilmiyorlar. söyleyemiyorum. istesem de söyleyemem. söylesem de bir şey anlaşılmaz. mansur! o benim meğer kurbanımmış. gafletimin değil, en ahmak tarafımın, sanatımın kurbanı! eserimi niçin yazdım! onu öldürmek için mi? onu niçin öldürdüm? eserimi yazdığım için mi?

    mansur: düşünme husrev bu şeyleri.

    husrev: ben sanatı hayattan başka bir şey sanıyordum. hürriyetlerin sonu. âciz bahtımın ulaşamadığı bir yer. orası irademin bahçesiydi. orada, oyuncaklarıyle oynayan bir çocuk gibi başı-boştum. orada kulluktan çıkıyor gibiydim.

    mansur: ah, husrev!

    husrev: ben ne yaptım? bir hududu zorladım. kendimin dışına çıkmak isterken, kendime rast geldim. meğer kul olduğumu anlamak için allah'lık taslamalıymışım! meğer nasıl yaratıldığımı anlamak için bir adam yaratmaya kalkmalıymışım! ben ne yaptım? en sağlam basamağı ayağımdan kaydırdım. körlüğü zedeledim. şimdi görünen şeye nasıl bakayım? insan kaderini bir rüya gibi uykuda bulur. bu rüyayı uyanık nasıl seyredeyim? allah'la kalabalık arasında kaldım. boşlukta nasıl durayım?

    mansur: husrevciğim!

    husrev: anlayın bu azabı! bir azap ki, kul olduğum için çekiyorum, çekmemek için allah olmak lâzım. insana göre değil bu; yok bunu çekecek âza insanda! yetişir! gelsin artık her şey yerli yerine! verin bana artık dünyamı! salıverin beni kalabalıklara!

    mansur: husrev! seni böyle gördükçe parça parça oluyorum. ne yapabilirim senin için?

    husrev: elinden gelirse beni bu insanlardan kurtar. "
    --spoiler--
    2 ...
  46. 11.
  47. --spoiler--

    ilk baskısı 1938 yılında çıkan .Bir Adam Yaratmak; Necip Fazıl.ın en önemli ve en meşhur piyeslerinden biridir. Aynı sene meşhur tiyatrocu Muhsin Ertuğrul tarafından sahneye konulmuş ve iki sezon oynanmıştır. Eser, gerek seyredenler ve gerekse sanat ve edebiyat münekkidlerince büyük bir kabul görmüş, .Büyük bir sanat olayı; olarak nitelendirilmiştir. 1977 yılında Yücel Çakmaklı tarafından Türk televizyonuna uyarlanmıştır. Şimdiye kadar beş baskısı çıkmıştır.

    Bir Adam Yaratmak; gazeteci Turgut.un piyesin kahramanı Hüsrev.le yaptığı mülakatla başlar. Piyes yazarı Hüsrev.in .Ölüm Korkusu; adlı oyunu yeni sahnelenmiştir. Gazetecinin üzerinde durduğu konu, oyunun yazarı Hüsrev.in piyesindeki olayı hayatından mı aldığıdır.

    Turgut konuşmaya şöyle başlar: .Derler ki, bazı sanatçılar eserlerindeki birçok mevzuyu şahsî hayatlarından veya en azından gördükleri olaylardan çıkarırlar.

    Gazetecinin büyük oyun yazarı Hüsrev.e yönelttiği bu soru boşuna değildir. Çünkü sahneye konulan bu oyuna büyük önem vermektedir insanlar. Ölüm Korkusu;nun kahramanı annesiyle birlikte, bahçesinde incir ağacı bulunan bir köşkte yaşamaktadır. Oyunun yazarı Hüsrev bir kaza neticesinde annesini öldürür. Kaza ispat edildiği için serbest bırakılıyor, fakat vicdan azabı günden güne beyninde derinleşiyor. Birden bire o zamana kadar hiç dikkat etmediği bir şey ilgisini çeker, babasının ölüm olayı. Babası kendisini incir ağacına asmıştır. Aklî dengesi gittikçe bozulur. Annesinin acısı onda mücerret bir ölüm korkusuna dönüşür.
    Hüsrev.in piyesi baştan sona ölüm korkusuyla doludur. Bu korku onda öylesine sürükleyici oluyor ki, kendini tıpkı babası gibi köşkün bahçesindeki ağaca asıyor.

    Bir Adam Yaratmak;ın hikayesi bir iki ayrıntı dışında .Ölüm Korkusundaki gibi.
    Oyun yazarı Hüsrev annesiyle birlikte bahçesinde bir incir ağacı olan köşkte yaşamaktadır. Halasının kızı Selma onu çok sevmektedir. Bir kaza ile Selma.yı öldürür. Piyesteki olaylar, gelişmeler, sonuçtaki farklılık hariç, hep aynıdır. Hüsrev yazdığı oyundaki gibi kendini incir ağacına asamaz. Çünkü kendini asacağı ağaç annesi tarafından kestirilmiştir.

    Oyunun son sahnesinde Hüsrev tedavi edilmek için akıl hastanesine götürülürken, annesi .evladım! Gitme, gitme; diye seslenir. Hüsrev şöyle karşılık verir: Ne yapayım anne? Kestiniz incir ağacını!; Necip Fazıl.ın Bir Adam Yaratmak; piyesi böyle biter. Görüldüğü gibi piyeste, oyun içinde oyun vardır. Ama aynı oyun, gazeteci Turgut.un üzerinde durduğu; kendi hayatını yazma iddiasının hiç de yabana atılamayacak bir oyun olduğunu doğrulayan bir eser .Bir Adam Yaratmak;. Fakat Hüsrev bu iddiayı kabul etmez.

    Bir Adam Yaratmak; piyesi verasetin rolünü ele alırken, fikrî yoksunluğu, kuru akılcılığı ve pozitivizmi reddetmektedir. Gücü ancak bilinen belirli şeylere yetebilen insanın aciz olduğu ve akla güvenmesinin mümkün olamayacağı, gerçek hakikat ve kudretin Allah.ta olduğu, insanın sanat, edebiyat faaliyeti ve icatlarıyla kendini ifadeye çalışsa da Allah.ın aciz, ölümlü bir yaratığı olduğu, Allah.ın bâki olduğu bizimse O.na döndürüleceğimiz anlatılmaktadır.

    Bir Adam Yaratmak; piyesi sanat ve edebiyat dünyasında büyük olay meydana getirmiştir. Büyük bir sanat olayı; olarak nitelendirilmiş ve münekkidlerce yaratıcı gücünün üstünlüğü alkışlanmıştır.
    Bir münekkid .Bir Adam Yaratmak; piyesi insanın ve aklın güçsüzlüğü fikrini tiyatroya, edebiyat ve sanata yerleştirmiştir; der.

    Prof. Dr. Muhammed Harb
    çev:Osman AKYILDIZ

    --spoiler--
    1 ...
© 2025 uludağ sözlük