bu tip armutlarla kitaplar hakkında konuşamıyorsunuz, siyaset zekası sıkıyor hakaretten başka birşey üretemiyor, inançları bir eğlence olarak görüyor ancak antitezleri bile ilkokul seviyesinde oluyor, futbol en başlıca muhabbetleri oluyor fakat bunda da yeni bir söylem üretemiyorlar tıpkı maç sonu demeç veren futbolcular gibi aynı şeyler tekrarlanıyor...
biraz populer kültür diyorsun, filmlerden bahsetmek istiyorsun ki onda da ne taş kafalı oldukları sohbetin beşinci saniyesinde ortaya çıkıyor....
mesela geçtiğimiz günlerden bir örnek, dark knight adında gayet ulvi bir film geldi ve ekşi sözlükte olsun başka sözlüklerde olsun filmi izlemeden insanlar imdb'de bir numara olması üzerinden yorum yaptılar, çünkü o bilgisizlere göre imdb top 250 listesi, sinema sanatının en değerli 250 eseriyle dolu... tabi onlara göre...
fark edilen kadarıyla artık sözlükler o ilk sokağın entellektüel kültürünün yansıtıcısı görevinden soyutlanmış, doğrudan sokak kültürünün yansıtıcısı olmuşlardır. artık gerçekten ama gerçekten bazı değerlere hakaret etme, populerleşme ve erkek-kız bulma platformlarına dönüşmüşlerdir.
işte benim canımı sıkan hadise ise şurada patlak veriyor, facebook gibi bir site zaten tüm bunları daha da gelişmiş halde sunabilmekte, geyikse geyik, piyasaysa piyasa? neden bu tip sitelere gelir insan anlamıyorum.
yazmaktan sıkılıyorum, birşeyler okumak için girmeye çabalıyorum ancak sığ entrylerle, göz kirliliği yapan bakınızlarla karşılaşınca insan kızmıyor değil, bu armutların burda ne işi var diye...
peşinen not: şimdi gerçekten sığ bir siyasi görüşe sahip bir yazar, yazmak özgürlük değil mi kardeşim, onlar da yazabilir diye alta entry girebilemesin(!) diye bu notu bırakıyorum buraya. eğer aklından da öyle birşey geçiren olursa çıksın dışarı...
matbuat aleminin paf takımı olan sözlükler ne yazık ki a takımlarinin bilgisizliği yorum yapma kabizliğindan ve ne yazık ki bir kişiliksizliğinden fazlasiyla nemalanmiştir.
hiçbir zeka ve yorum pırıltısı olmayan yorumlar ile benim adim tosun okuyana kosun alt duygusu ile yazılan kelamlar girla gidilmekte ve çokca terennüm ettiğimiz kalitesizlik bayrak edilmektedir.
burda bir parantez açmak gerekiyor kalite olan bir şeyin suyunun suyu değil her daim ilk etkisi sağlayan olgulardir diye belirteyim. nasıl ki ferrasini satan bilge kitabi cok sattiği halde sidartha yahut cin ali gibi her daim baki olamayacağini bilmekteyiz.
belki bu ahvel seriatlarin oluşmasinda en büyük husus bireysel kaliteseleştirme politikalari ve bunlarin yansimalaridir.
kıl tüy siyasetine bulanan amigoluktan ve star gazetesi seviyesindeki futbolu cikartirsaniz
birçok birey en fazla halk otobusu biletcisi olarak kalir.
vel hasıl-ı kelam üst yapi ne ki alt yapi ve onun yansimalari ne olacak der armutun kıymetli meyve oldugunu terennüm ederekten bilgisiz armut değil de siyah plastik kasa desek daha iyi olur diye beyanatimi noktalarim.
şimdi niye armut değil de siyah plastik kasa diyeceksiniz, efendim bende cevap vereyim.
siyah plastik denilen nesne artik hiç bir işe yaramaz plastiklerden yapilir ve son derece kansorejendir. ucuz ve hesapli oldugu için cürük carik cikmaninda cikmasi meyva ve sebze içine konur da ondan.
en azından sözlük gibi bir olgudan haberdar, sözlükten hiç olmazsa bir iki kuple şey ögrenebilme şansına sahip yazarların sözlükte takılması durumudur.
interaktif sözlüklerin kuruluş amacı salt ve doğruluğu kesin bilgi olsaydı insanlar ekşide uluda itu de değil gider vikipedia da yazarlardı. hatta hiç yazma ile de uğraşmazlar zamanında gazetelerin verdiği her evde cilt cilt duran ansiklopedilerden gerekli bilgileri edinirlerdi. he siz illa bilgi benim için şart diyorsanız sadece bilgilendirmek için mevcut kütüphane online veri tabanları gibi harica icatlar mevcut.
yaşadığı toplumun bir kesiti olan komuniteyi oluşturan kitlenin büyük çoğunluğunu nitelendirirken armut kelimesini kullanacak kadar yetersiz insanlar yaptığında komik olan tesbit.
mevzuubahis grubun yetersizliği bilgisizlik menşeli değildir. (bkz: altın semer)
bir şeyi daha göstermiştir ki, argo'dan ve bahsedilen sokak kültüründen habersiz yazarların, "ya bu armut ne demek burda ya ahaha" demelerine neden olur bu eylem. sözlüklerde söylenenlerin doğruluğu yanlışlığını sorgulanmıyor elbette, ancak söylenen veye söylenecek sözlerin artık birbirlerinden biraz farklı olmasını istemek de fazla birşey istemek değildir bence.
bilgi'den kasıt, kelime haznesi verilecek cevaptaki-yorumdaki kıvraklık, artık sıktı ne diyem mahmut mu diyem tarzı söylemler veya bilmemney demek şeklinde başlık açmak... veya bir başlığa bir entrye ayar vermek için kendini kasmak... olmuyorsa bırak, direk tepki vermeye kalkma, gülünç durumlara düşme...
üstelik "okumamayı" da gözler önüne seriyor bu tip tepkiler. "sokak kültürü" ve entellektüel sokak kültürü yani "kaliteli sokak kültürü" söylemleri geçiyor ilk savda, akademik yayın olduğunu iddia eden yok ki sözlüklerin...
zaten dert yanılan, gösterilen çok garip tespitlerin bu tip sözlükleri renklendiren hadiseler olduğu, mesela sol framede gördüğüm ve gerçekten kaliteli bir örnek olan el ele tutuşan kizlar gibileri, kizlarin el ele tutuşmasının herhangi bir akademik değeri yok, ancak başlık olarak gayet güzel, ilk bir kaç tespit de iyi dillendirilmiş, anlatabiliyor muyum ey insanlık? ancak sonrasını görüyoruz, ardı arkasına gereksiz bakınızlar...
üstelik 4 paragraflık bir yazı yazılıp, hakaret olarak armut gibi basit bir argo seçilip, o da 4 paragraflık yazıda sadece bir veya iki kere geçiyor ise, örneklendirme yoluna giliyor ise, tespite hakaret katılmış mı oluyor?
bundan vazgeçmeniz için, boş boş bakınızlarınızın hepsinin cevabını mı vermek gerekiyor anlamıyorum?
edit oğlu edit:
bir arkadaşa mesaj yoluyla aynı sonucu aktarmıştım, pek rahat "bilgisiz kişilerin..." söylemini seçebilirdim, oraya daha "afilli" bir hakaret de seçebilirdim, eğer isteseydim... ancak hakaret etmek gibi bir niyetim olmaması ve bahsettiğim sokak kültürüne biraz sadık olması adına armut kelimesini seçtim. nedeni de realite de çok kullandığım ve şirin bulduğum bir kelime olması...
bunu bir yetersizlik nedeni görmektir komik olan...
kimse uzayda büyümedi. sokak kültüründen de habersiz değiliz. ama madem sözlükte sokak kültürünü, çocukluğundan beri yaşadığı ortamda kanıksadığı şeyleri yaşamaya yönelen adamı o ortamda davrandığı gibi davrandığı için küçük görüyorsun, bari kendini savunurken o adamın yaptığını yapma.
nihayetinde madem bu insanlar var, madem toplumda olduğu sürece burada da olacaklar ve bu yazdığından anlatmak istediğin şeyi değil anlayabildikleri şeyi anlayacaklar. o zaman onları yererek, kafalarına vurarak mı düzeltmeye çalışmalıyız? hayır. o zaman bu noktada yaptığın eleştirinin amacı eleştirdiğin gibi olmayan insanların desteği mi? onu da alamazsın. zira herkes kendini savunamaya gücü yetmeyecek birilerine saldırıp masturbasyon yapmak istemeyebilir.
eleştirilen şey sözlüklerde yazar olmanın ne kadar kolay olduğuysa ayrı ama öyle bile olsa, eleştirdiğin adam senin açtığın başlığa bir bkz veriyorsa demek ki onun ilgi alanından çok da evla değil ilgi alanın. düşündüğün kadar aydın olsaydın eleştirdiğin, küçük gördüğün kitle yazılarından iki üç satır sonra sıkılırdı. ama durum böyle değil. gazete okumak düşündüğün kadar farklı kılmıyor ikinizi. sen her gün onları onların oluşturduğu toplumun gerçeklerini(!) yazan adamları okuyup, onların fark edemediği şeylerin farkında olduğunu düşünürken, fark edemediğin onların da seni okuyor, okuduklarını anlayıp cevap veriyor ve cevaplarıyla seni rahatsız edebiliyor düzeyde oldukları ve yaptığın eleştirinin en az onların seni rahatsız edişi kadar ecazet meyyalli, en az o kadar na-dürüst olduğudur.