--spoiler--
filmde bir sahnede cocuklar cadının yanına giderler ve cadının gozunde olumlerini gorurler. bir tek (adını unuttum) bas karakter eger nasıl olecegini bilirse, hayatta bos yere ölüm korkusu yaşamayacagını soyler ve ölümünü cesaretle izler.
--spoiler--
yukarıdaki sahneyi 9. sınıftayken okul servisindeki bir arkadasın bana sordugu soruya cevap olarak vermiştim ve cocuk kala kalmıstı*.
cem davran ın, okan bayülgen in programına konuk olduğu zaman bir bayan telefonla programa katılmıştı ve geçen diyalog şu şekildeydi.
- merhaba cem bey son zamanlarda izlediğiniz ve önerebileceğiniz bir film var mıdır?
- evet. tim burton dan big fish!
işte sözlük bu tavsiye üzerine bu filmi izledim ve çok beğendim. zaten izlemek istiyordum ama hep ileriye atıyordum. zaten imdb top 250 ye girmiş bir filmdi ve bende ertesi günü izledim. film çok iyi bir film zaten tim burton olduğu için şüphem yoktu. cem davran a burdan çok teşekkür ediyorum.
ewan mcgregor ın ilginç gülüşüyle boy gösterdiği masalsı film. film 2003 yapımı ve bir tim burton filmi. hem duygulandıran hem güldüren güzel bir film.
reservoir dogs ın pink i steve buscemi bu filmde mutlaka izlenmeli. çok absürd bir rolü var.
--spoiler--
hiç çok dinlediginiz için neden komik oldugunu unuttugunuz bir espri oldu mu ? sonra onu yeniden dinlersiniz ve
neden hoşunuza gittigini hatırlarsınız..
--spoiler--
matematiği çok iyi kurulmuş fantastik bir filmdir. ama o gözleri dikkatle açıp hiç bir sahnesini kaçırmamanız gereken fantastiklikte de değildir. film sırasında izlediğin sahneyi rahat rahat tartışabilir hatta başka bir muhabbet bile açılabilir ama ilerleyen sahnelerde film sizi bir yakalar pir yakalar en kötü son sahneleriyle yakalayıp mest eder ve ''iyi ki izlemişim.'' cümlesini ağzınızdan çıkartır.
kesinlikle en iyi tim burton filmi. şu tim burton'a insanın, parası neyse vereyimde her ay biri film çıkar diyesi geliyor yahu. eşsiz güzellikler ile bezenmiş masalsı bir film. hikayeler insanın içine işliyor, o kadar içten, o kadar sıcak bir film...ayrıca son 15 dakikası felaket ölçüde duygusala bağlıyor, üzüyor cool yürekleri.
sizin de babanız olayları biraz abartılı biraz masalımsı mı anlatıyor, siz de bir oğul olarak babanıza çekmediyseniz; hep gerçekçi olmaya çalışıyorsanız hayatınızda bir şeyler eksik, renksiz demektir .bu açıdan tim burton'ın bu filmi suratınıza inen bir tokattır.
bu ne güzel bir film böyle. tim burton'dan güzel filmler daha önce de izlemiştim ama böyle fantastik böyle naif böyle iyi hissettiren bir film beklemiyordum.
psikologların mutlaka öneri listelerinde bulunması gereken film, en depresif, en mutsuz hastalar dahi iyi hissedeceklerdir kendilerini.
edward bloom: they say, when you meet the love of your life, time stops, and that's true. what they don't tell you is that when it starts again, it moves extra fast to catch up...
--spoiler-- senior ed bloom : i don't know if you're aware of this, josephine, but african parrots, in their native home of the congo, they speak only french. josephine : really? senior ed bloom : you're lucky to get four words out of them in english, but if you were to walk through the jungle, you'd hear them speaking the most elaborate french. those parrots talk about everything. politics, movies, fashion. everything but religion. will bloom : why not religion, dad? senior ed bloom : it's rude to talk about religion. you never know who you're gonna offend.
--spoiler--
tam bir tim burton klasigi diyecegim ama degil. fantastik ogelerden olusan, gorselligin on planda oldugu filmlerde izleyiciyi ekran basinda tutabilen* tim amca, amaci sadece eglendirmek olmayan bir film cekmeyi deneyince saga sola sicratmis. zaten cok abartilan bir yonetmen, beetlejuice disinda bir numarasi yok, duygusal film cekiyim diyince mangali yakmayi beceremeyen amator piknikciye donmus.* bircok sahne salonun ortasindaki kasede duran yapma meyveler gibi, bogazdan gecmiyor, pek hos da gorunmuyor.
evan mcgregor alemin en kral oyuncularindandir, karizma piramidinde en ust basamaklarindadir ama bu film icin pek dogru bir secim olmamis. biraz daha mimik sahibi, ciddiyetten biraz daha uzak bir oyuncu daha iyi olurdu sanki. kahramanimizin biricik oglu rolundeki billy crudup de pek oturmamis, etkilemiyor, bir seyler hissettirmiyor. oyunculara bok atiyorum da, yanlis yapiyor olabilirim, ama tim burton tirtlamis nerden baksak. "oglum bu olmadi, bir daha cekelim, magrur magrur bak" diyecek adam o sonucta.
neyse efendim, ben duygulu adamimdir, filmleri de dikkatli izlerim, yarim saniyelik bir goruntu uzerine uzun uzun dusunurum. bu film sadece gorselligi ile one cikan birkac sahne disinda bana hicbir sey hissettirmedi. belki o anki ruh halimdendir. kimseler ne zevksiz, ne yavsak bir adammis bu demesin. son mesajim da saci sakali birbirene karismis tim amcaya: cok derin sularda yuzme, bogulursun.
her izleyişimde, tim burton'a size amca diyebilir miyim? diye seslenmek istediğim başucu filmlerimden biridir. elleri öpülesi insandan eller üstünde tutulması gereken bir başyapıttır.