biz, ya da Dana anamız, dedi stephen, gün gün ardına bedenlerimizi dokuyup söktükçe, molekülleri bir ileri bir geri mekik dokur ya, sanatçı da imgeleri o şekilde dokur ve söker. benim sağ göğsümdeki leke ben doğduğum zamanki yerinde duruyor; oysa tüm bedenim art arda yeni özdeklerle sil baştan, varlıksız oğulun imgesi huzursuz babanın hayaletinden bakacak şekilde dokunur durur. imgenin en yoğun anlarında zihin, demiştir shelley, sönmekteki bir kömür gibidir, yani eskiden benim olduğum, şimdi benim olmakta ve belki de daha da olacağım gibi. o halde geçmişin kız kardeşi olan gelecekte, ben kendimi şimdi burada otururken, ama o zaman olmuş olacağım durumda düşünerek, görebileceğim.
insanın beynin zorlayan düşündüren aslında anlamlı sözlerdir.
herkes, birisi, herhangi biri ve hiç kimse
bir ülkede dört kişi yaşıyormuş...bunların adları da, herkes, birisi, herhangi biri ve hiç kimse imiş...
bir gün yapılması gereken çok önemli bir iş ortaya çıkmış... herkes, birisi'nin bu işi yapacağından eminmiş.
gerçi işi, herhangi biri de yapabilirmiş ama, hiç kimse yapmamış.
birisi bu durumda çok kızmış. çünkü iş, herkes'in işiymiş.
herkes, herhangi biri'nin bu işi yapabilecegini düşünüyormuş.
ama, hiç kimse, herkes'in yapamayacağının farkında değilmiş.
sonunda,herhangi biri'nin yapabileceği bir işi, hiç kimse yapmadığı için, herkes, birisini suçlamış