beyaz alındaki hareler

entry2 galeri0
    ?.
  1. - Kara mağaralarda kendi ışığını
    yakmış ateşböceği -

    Ellerinin yumrukları sıkılı hali, başı önünde hafif kambur duruşuyla kendine kilitlenen sakin kapı.

    Savunmasız yalın hallerin küçük beyaz yumruklarla dünyaya karşı duruşu, hüzünden arınmış direnç. Ne öne ne de
    arkaya bir devinim, ne kıpırtı. Ayak bastığı yerden uzakta tavırsız bir başeğiş. Hüznün rüzgarsız mevsimi gibi.

    Başdönmelerim artıyor, dünya yerinde durmazken senin kilitli sessizliğin bende bakma isteği doğuruyor.

    Hep önüne eğik duran başın devrilen bakışı kalbime bir medusa darbesi indirdi. Başeğenin başkaldıramayana saklı bürünüşü, gözleri Lethe nehrinin bulanık suları kadar unutuşun hayallerinde boğulmuş; hafızasız unutuşların içinde sanki
    akıl zerreleri damla damla eriyip gitmiş.

    Öyle iç yakan bir bakış ki, kara kederleri beyaz alında temize çeker gibi silivermiş, masumiyet çelengiyle harelemiş.
    Beyaz yüzünün unutkan masumiyeti bakışlarının boşluğuyla birleşip derin bir tezat yaratıyor, bu karşıtlığı kaldıracak ruhsal gücüm yok.

    Yanından yürüyüp geçerken kendime dair her şeyi unuttum, günahsız meleğin kanatlarına dokundum.( Aklın silikleştiği
    boşluğun sonsuz bebek-evrenleri ) O masumiyet ki; bütün günahları sonsuz gücüyle kuşatmış.

    insanda mühürlenen saf ruh, ölümün unutuşu arkasından sürüklemesi kadar kifayetsiz, yumruklara saklanan beyaz
    kelebeğin can vermesi kadar hafif. Görünürlüğün demir kapılarında bekleyen şeffaf beden; dünyanın kemikleri taş,
    eti topraksa içine gömüleceksin, ama sen ölümlü değilsin.
    4 ...
  2. 1.
© 2025 uludağ sözlük