dinen ve kanunen yasak olan veya yasak olmayan ilişkiyi yaşayıp bunun sonucunda hamile kalıp karnında canlı bir insanı taşıyanın benim bedenim benim kararım diyerek kürtaj'ı boykot etmesi geri zekalılığın ötesinde bir şeydir.
senin bedenin değil senin kararın değildir efendim.
bedeninde başka bir beden başka bir can taşıyorsun ve alelen cinayet işleyemezsin.
burada sözkonusu olan senin bedenin değil ama yelloz, denilesidir. minik bir canlıdan söz ediyoruz. insan yavrusundan.
eti var, kanı var, ruhu var onun.
ne ara bu Kadar vahşi oldunuz lan. sorsan en insancılı en barışseveri en çevrecisi de bunlar. iki Dakka insan olun. empati empati diyorsun ya, girsene o bebenin yerine madem. hayvan yapmıyor bunu hayvan. hayvan oğlu hayvan.
bedenine can verebildigini iddia edenlerin mottosu. Bunlarin öyle bir kudreti var ki bileklerini kessen kendi iradeleriyle saniyesinde kesiği yok ederler. * ya burnunu tikasan en babasi 3 dakika dayanir.*
Saçma sapan bir laftır.Çünkü o beden senin değildir.Allah'ın sana verdiği bir emanettir.Sen git her türlü pisliği işle sonra o masum çocuğun canına kıy.Sonra kalkıp ağaçlar için (!) eylem yap.Yemezler kardeşim yemezler.
şerefsizliktir adiliktir sözünün arkasında durmamaktır. sırf muhalefet olmak için kendi kendini sikmektir. kürtaja karşı olduğunu belirtmek için benim bedenim benim kararım diyen kadın, dün başörtülü hemcinsine saldırıyordu? ne oldu lan üç kuruşluk kararınıza?
17 şubat 1926 tarihinde yürürlüğe giren medeni kanunumuzdaki hak ehliyeti; "cenin anne karnına düştüğü anda hak ehliyetini kazanır" kuralı bilinmeden edilen slogandır. Kişinin hak ehliyetine sahip olması "tam ve sağ doğum" şartına bağlanmakla birlikte; cenine, şartlı bir hak ehliyeti tanınmıştır. Dolayısı ile kürtaj, mevcut kanunların genel sistematiği içinde düşünülürse zaten suç teşkil eden fiildir.
1 Ocak 2010 tarihinde yürürlüğe giren Türk medeni kanununda da 1926'da yürürlükte olan Kanun-i Medeni'nin "hak ehliyeti" tanımına aynen yer verilmiştir.
kanun-i medeni madde 27/2'deki tanıma göre hak ehliyeti; "çocuk sağ doğmak şartiyle ana rahmine düştüğü andan itibaren medeni haklarından istifade eder." şeklindedir.
Son durumu tahlil edecek olur isek; 86 yıl boyunca uygulanması gereken yasağa rağmen, siyasi ve idari otoritelerin "cenin=can" üzerinde yetkisiz insiyatif kullanarak günümüze kadar taşıdıkları yersiz tartışmadır.
kürtaja karar verenin fail, kararın uygulanmasına yardımcı kimselerin ise şerik veya fail olarak yargılanması, kayıtsız ve şartsız lazım gelen meseledir.
kürtaja çift taraflı bakılması lazım. Şimdi isteyerek hamile kalıp kürtaj yaptırmak var. Birde şerefsiz namuzsuz haysiyetsiz bir kişi tarafından tecavüze uğraşmış bir kız var. Ben size 2 seçenek sundum bu 2 seçenğinde cevabı farklı. Buna göre bir yasa çıkarılabilirse sorun çözülür.
devlet ağzı jargonlarla bu kadar hassas ve duygusal bir mevzuda ''höt höt'' açıklamalar yapılırsa alınacak tepkide böyle oluyor malesef.
son çare olarak kürtaj diyen biri olmama rağmen;
her fırsatta 3 çocuk diyip, o çocuklara nasıl bakıcaz? sorusuna cevap veremeyenlere, ''tecavüze uğrayan doğursun devlet bakar'' diyebilenlere ve en önemlisi yasaklarla hiçbir toplumun adam edilemeyeceğini bilmeyenlere kapak niyetinde slogandır.
hiç kimseyi ilgilendirmeyen bir konuda, haklı bir söylemdir. herkes kendi bedeninden, namusundan, kişiliğinden sorumludur. kimsenin göbeği bir kesilmemiştir. hesabı herkes Allah'a kendi verecektir. yani size veya hükümete değil; Allah'a verecektir.
Kurtaji bir dogum kontrol metodu olarak goren kahpeler var bu ulkede... Barlardan ordan burdan kaldirilip(kaldirilip dedim zoruna mi gitti) les gibi sarhos milletin altina yatip sonra hamile kalan, yattigi kendisi gibi orospu olan erkekten siktiri yedikten sonra tipis tipis kurtaja giden insanlar var! Sasirmayin lan, bunlarin sayisi az da degil. Cogunuz yasca gencsiniz, muhtemelen bir suru universite ogrencisi var icinizde. Hepinizin etrafinda var bunlar, belki de onlardan birisiniz. Beyler bayanlar!! Kurtaj yasaklanmamali asla, kimse belli bir standartta(herkesin standardi farklidir demek istedigim insanca yasama icin gerekli temel standart) bir hayat sunamayacaksa cocuk dunyaya getirmemekte ozgurdur. Ama bu igrenclikler yasaklanmali. Anasina babasina verdigi iyi aile kizi imaji yikilmasin diye yasal kurtaj suresini kacirip resmen cinayet isleyenler var bu ulkede!
"Benim bedenim benim kararim" temelde hakli bir motto olsa da ulkede "bag benim belletirim, got benim elletirim" kasarlarinin(kadin ve erkek bu kasarlar) da silahi olmus. Onlar bi siktirsinler!
embriyoloji ve yasalardan habersiz olanların, anlık olarak ortaya attığı slogandır.
--spoiler--
5-8 GEBELiK HAFTALARI: Gebeliğin 5.-6.haftasında gebelik olup olmadığı, kalp atışlarının varlığı araştırılır.Gebelik Kesesinde embrio 5mm. ulaşmış ise kalp atışları görülmesi gerekir.8.Gebelik haftasında baş-popo mesafesi 13 mm civarındadır.Kalp atımı rahat izlendiği gibi,el bileği ve parmaklarda gelişmeye başlamıştır.Bebeğin hareketleride ultrason muayenesinde kolayca görülür.
9-11 .GEBELiK HAFTALARI:Bu haftadan itibaren bebek FETUS adını almaktadır. Bebeğin kemik yapısı şekillenmeye başlamıştır.Kafası vücudununyarısı kadardır.Kafa da gözler ayırt edilir.El ve ayaklar oluşmuş olup, cinsiyet farklılaşmıştır.11.Gebelik haftasında tüm organ taslakları oluşmuş ve dokular olgunlaşma aşamasına geçmiştir.Beyin gelişimi diğer organlardan daha hızlı olmaktadır.
--spoiler--
burada görüldüğü gibi anne rahmindeki fetus kalp atışları olan, eli ayağı parmakları vs her şeyi olan erişkin insan görünümünde bir kaç cm boyunda bir canlıdır.
--spoiler--
Fetus henüz embriyo (cenin) halindeyken hatta tüp bebekken hakları başlayabilir. Çünkü potansiyel bir canlı adayıdır. Ancak her toplum bunu bir kurala bağlamamıştır. Örneğin Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre medeni haklar anne rahimine düşüldüğü an başlar.
--spoiler--
burada da görüldüğü gibi artık onun da hakları vardır. öyle bu benim bedenim benim kararım diyerek işin içinden çıkılmaz.