Dünyaya geldiğimde tektim. Tek doğdum, memeyi emerkende tek emdim, sonra emekledim, yürüdüm, ağladım, güldüm, düştüm koşarken, her tarafım yara bere içinde kaldı, kanadım , o zamanda tektim. okula tek gittim, geldim. Aç yattığım oldu bazı geceler, karnımın gurultularını da duymadın, sade suya tirit gittim anlamadın.
sonra sınırsız , kıran kırana bir kavga başladı hayatla, yalnızdım. bazen ben dövdüm hayatı bazen hayat beni, ama her seferindede yine ben yalnızdım..
Tam hayatı kazandım dediğimde çıktın karşıma. başımı döndürdün, yüreğimi hoplattın, kalbimi nasıl zapt edeceğimi bilemedim. Bundan önceki o kıran kırana tek başıma verdiğim mücadelemde kazandığım herşeyimi senin önüne serdim.. Kanımca ha bendim ha sen, bana göre aynıydı.
Yudum yudum içime çektim seni. Çok bekledim çünkü, uyumadan geçen bir gece bile çok uzundur, sabaha insanın yarı ölüsü çıkar, oysa ben sensiz bir ömrün onlarca yılını uykusuz geçirdim seni beklerken..
Geldin, gelmen biz olmak değilmiş, ayrılırken anladım. Biz olmak, benliğinden vaz geçmeden erimektir potada, acısını duymaktır, açlığını hissetmektir, sıkıntısını anlamaktır.. Sen ve ben nasılsak öylece kalakaldık yine.
Sanırım yakın bir zaman öncesine kadar vizyona giren dram filmlerinden biriydi. Konusu bana sıkıcı geldi bilmem siz severmisiniz ama şunu bilirim ki imdb'de 6 bile alamıyacak filmlerden.
bencillik kokar. aslına "sen ve ben" ile aynı olduğu düşünülse de kişi ilk başa kendini koyarak ne kadar bencil olduğunu istemese de ağzından kaçırmıştır.