ben türküm diye ne kadar rahat söyleyebiliyorsam, bu insanların da ben kürdüm demeye hakları vardır. hiçbir zaman ülkemizi böleceklerini de düşünmedim düşünmüyorum. 19. yüzyıl mantığı bitti devir bölünme devri değil birleşme devri. ülkenin çatlayan sıvalarını ancak birlikte onarabiliriz.
ben türküm ün doğrusu ben türk kökenli bir türkiye cumhuriyeti vatandaşıyım ise doğrusu ben kürt kökenli bir türkiye cumhuriyeti vatandaşıyım olan ifade.
her iki ifade biçimi de kullanıldığı takdirde türkler ve kürtlerin eşit olduğu en iyi şekilde ifade edilecektir.
yok ama bu ifadeyi eğer ayrılıkçı anlamlar yükleyerek kullanıyorsan sen zaten orospu çocuğusun, türk olsan ne olur, kürt olsan ne olur.
*seyid ahmet arvasi'nın "doğu anadolu gerçeği" adlı kitabı mutlaka okunmalıdır.Kendisi de doğulu,Vanlı olan yazar bu kitabında "kürt" kelimesinden doğan birçok saçmalığa son vermiştir.
arvasi, kürtlerin bir türk boyu olduğunu, batılıların ileri sürdükleri
gibi ayrı bir kavim olmadıklarını belirtir. bunları ifade ederken de
birçok batılı kaynağı delil olarak gösterir. ayrıca kürt kelimesinin
ilk kez yenisey (elegeş mezar taşları) yazıtlarında geçtiğini ifade
eder. bu kitabe şöyledir:
kürt el-kan alp urungu, altunlug keşigim bantım belde. elim tokuz
kırk yaşım. (kürt ilhanı alp urunguyum. altunlu okluğumu bağladım
belime. elim/ devletim otuz dokuz yaşımda öldüm.)
kürtlerin kökeninin medlere, guttilere, karduklar,
mervanoğullarına vs. dayandırılamaya çalışıldığını halbuki bu
milletlerin dillerinde kürt kelimesinin hiç geçmediğini, ayrıca kürt
aşireti olarak ifade edilen zaza, kurmanç, lur ve kalhur ağızlarında
da böyle bir kelimenin olmadığını ifade eden arvasi, kürt
kelimesinin türk boyları arasında kullanımını da bize aktarır:
kazakçada .. kürt .. kalın kar yığını
.. kürtlük .. yeni yağmış kar
kazan tatarcasında .. kört .. kar yığını
çuvaşçada .. kürt .. kar yığıntısı
uygurcada .. körtük .. kar yığını
kırgızcada .. körtük .. kar yığını
yakutlarda .. kürtçük .. kar yığını
tarançilerde .. kürt .. yeni yağmış kar
şor türkçesinde .. kürt .. çığ
arvasi, osmanlı döneminde kürdistan kelimesinin bilinçsizce
kullanıldığını, o dönemde sınırları belli bir kürdistan olmadığını
ifade eder. gerçi belli bir dönem sonra bu tabir özellikle kullanılır
hale gelmiştir. ama kanaatimizce osmanlı döneminde kullanılan
kürdistan kelimesinin kürt halkının yaşadığı bölge olarak kullanılması
söz konusu değildir.
yukarıdaki türk boylarında kürt sözcüğünün anlamlarına bakarsak bunu
daha rahat anlarız. hepimizin bildiği gibi doğu ve güneydoğu
anadoluda kışlar uzun sürmekte, kar yağışı fazla olmaktadır.
ben üniversiteyi vanda okudum, iyi bilirim. kasım ortalarında yağan
kar, nisan sonuna kadar şehir merkezinden kalkmazdı. hatta vanın
bahçesaray ilçesi (eski adıyla müküs) on bir ay kış, bir ay yaz yaşar.
hepimiz tvlerde görmüşüzdür. aylarca yolu açılamaz. sürekli kar
yağışı vardır. aylarca ulaşılamadığı için vanlılar bahçesaray ilçesine
müküs gezegeni derler.
eskilerden duymuşuzdur adam boyu karların yağdığını, bugün küresel
ısınma nedeniyle eski kar yağışı yok belki, ama o zamanlar özellikle
doğu ve güney doğuya iyi kar yağarmış. böyle bir kar yığını altında
kalan bölgeye türk lehçelerindeki kürt kelimesinin anlamıyla kürdistan
demek belki o dönemlerde doğru bir ifadeydi.
arvasi, kürtçe diye bir dil olmadığını, bölgede konuşulan ağızların
türkçe-farsça-arapça kırması garip bir ağız olduğunu ifade ederek
önemli bir noktaya dikkat çeker:
herkesin rahatça müşahade edeceği üzere bugün doğu ve güneydoğu
anadolumuzda yaşayan halkımızın çoğunluğunun konuştuğu dil kesin
olarak türkçedir. ancak, yol ve okul götüremediğimiz ve kültür
merkezlerimizle irtibat sağlayamadığımız bazı vatan topraklarındaki
vatandaşlarımız, bazen kurmançi, bazen zazaki, bazen gorani, bazen
sorani, bazen lorani denen ve hepsine de ortak olarak kürtçe tabiri
yakıştırılan ağızla konuşmaktadırlar. ancak hemen belirtelim ki bu
ağızları konuşan gruplar birbirlerini anlamamaktadırlar. hepsinde
ortak olan tek şey: yek, dü, se, çar, penç diye başlayan ve devam
eden farsça sayı sistemidir. oysa etnolojik araştırmalar göstermiştir
ki en ilkel dilin bile kendine mahsus bir sayı sistemi vardır. herkes
rahatça müşahede etmektedir ki emperyalistlerin ve bölücülerin
kürtçe diye tabir ettikleri ağzın böyle bir hususiyeti yoktur. bu
durum bile zorlama bir dil ihdas etme gayretlerini ortaya koymaya
yeter. bize göre kürtçe tabir edilen ağız, kültür temaslarımızın
emperyalizme dönüşmesinin acı bir meyvesidir.
arvasi, kürtçe diye tabir edilen ağızdaki bazı kelimelerle bunların
türkçe karşılığını vererek kürtçe, hint avrupa dil grubundandır.
iddialarına da cevap verir. işte birkaç örnek:
ben nesillerdir türküm. bundan da onur ve gurur duyuyorum ancak kürt kökenli olmak suç gibi görülmemeli gibime geliyor. biraz salt milliyetçiliği bırakıp genel düşünmek daha mantıklı sanki. avrupa'da türkler için nasıl bakılıyorsa türkiye'de de kürtler için öyle bakılıyor. sebebi ne "ülkeyi bölecekler". abi benim bir sürü kürt arkadaşımda var. adamlar belki benden de daha fazla vatan'a sahip çıkıyor. yahu şurada kaçımızın evinde türk bayrağı var duvarda asılı? adamlarda gördüm ben utandım açıkçası ilk başta. ama sonradan saçmalandığını anladım geçte olsa. televizyonlarda deniyorya hani provake ediliyor diye. aynen öyle. bazı şeyler dış güçler sağolsun okadar büyütülüyor ki dün kardeş dediğin bugün bakmışsın dağa çıkmış sana ateş açıyor. yahu açın gözünü biraz.
ben 22 yaşındayım. meclisteki 50-60 yaşındaki adamları gördükçe utanıyorum. ne dertlerimiz var onlar neyle uğraşıyor. çocuk gibi birbirlerine laf atmaktan başka ne yapıyorlar allah aşkına. he ben savunmuyorum aman yanlış anlamayın pkk'yı falan. onada kesinlikle karşıyım. hele dağdan inen 30-31 kişiye kucak açanlara diyecek lafım bile yok. ama "ben kürtüm" diyen birine ülkeye karşı, özgürlüğümüze karşı birşey yapmadıkça da laf etme hakkımız yok gibime geliyor. bu ülkede lazıda var, çerkezi de. çerkez olan rahatça çerkezim diyebiliyor. neden adamın mensup olduğu toplumda ülkeye karşı faaliyet gösteren kimse yok. yada var ortalıkta görünmüyor. bi nevi gönül görmeyince gönül katlanır hesabı.
he neyse işte kişi kendisine nasıl davranılmasını isteniyorsa karşısındakine de öyle davranmalı diye bir laf var. duyan vardır illaki arada. bakıyorum başlık altına da vermiş veriştirmişsiniz sırf "ben kürtüm" dediği için. ilginçsiniz abi vallahi. fransaya gittiğinizde sırf türksünüz diye dayak yediğinizde mi aklınız başınıza gelcek anlamıyorum ki. fransızlarda türkleri sevmez hadi bakalım. sebebi az çok belli. nüfus artışı adamları korkutuyor çok fena. türkiye'deki olayın farkı ne? sen karşı cephe almak yerine ne kadarlarsa artık biraz ellerinden tutsan. ve tabi şu devleti azıcık daha iyi yönetebilsen sanmıyorumki sorun kalsın.
not: sözlüğe teşekkürler. içimi döktüm az biraz. ama eminim ki şu yazıyı okuyn 3-5 kişi çıkar. bari siz mantıklı düşünün biraz. sakın ola gelipte benim de milliyetçiliğime de laf etme lüksünü kendinizde görmeyin ama. allah size düşünün diye beyin vermiş içine çaktırmadan aklı koymuş. sonra akıl bütün vücuda dağılmış sizi yönetmiş. e hala tam manasıyla yönetilemeyenler varsa çabalasında düşünsün.
o zaman ben hiçbişey ya çekildim önünden sen git avrupaya. Kardelen projesi de senin burada sahip olduğun yüksek medeniyetin !! eseri zaten. Fırat benim kardeşim, Nihat da öyle, Kasım, ahmet, zeyno, yunus, suphi, rojin de öyle. Sen de git seni sevenin yanına onları kürt diye sevmedim senden kürtsün diye nefret etmiyorum ama nefret ediyorum işte. Bu zihniyete bu eziyete değil bu ülke dünyanın tüm nimetlerini toplasak yine dayanmaz. Rahat bırakın kardeşlerimi kışkırtmayın.