birden anladım içinde bulunduğum durumu. beklediğimi fark ettim. anneme söyledim ilk. anne bir şey bekliyorum dedim. nasıl dedi. bir telefon bir mesaj bir haber belki. bir umut hepsi bu. anladım dedi, sustu. düşündüm sonra. evet bekliyordum, adam nasıl sigaraya tiryaki olur ben de beklemeye tiryakiyim bu mevsim. nasıl düştüm bu hale bilmiyorum. bekliyorum kendi kendimi uçuruma atmışım da haberim yokmuş. teşhis ettim kendimi artık tedavimi bulurum nasılsa. alkolik değilim sadece her gün içiyorum diyen adamlar gibi inkara gerek yok. bekliyorum,hiç gelmeyecek birini ve gelmeyecek bir günü. nasıl bu hale düştümü araştırmıyorum asla. gerek yok aynı şeyleri tekrar tekrar yaşamaya. içimde bir yer kangren olmuş kesip atmadan kurtuluşum yok. beklemek istemiyorum. bekledikçe ümidim büyük bir çınar oluyor. ve çınarlar asla yıkılmaz.
özlüyorum bir de en kötüsü eski kendimi nasıl oldu bilmiyorum kendime bile yabancı oldum bu mevsim. umut denen şehirdeyim denizi hayal kokar, hayali mavi, pembe.
beklemek denen eylem kanımda dolanıyor hücrelerim birbirine girmiş; ne alkol boğar bunu ne başka şey. yok çaresi kesip atmak lazım ümitleri kınından kalbime çektiğim kılıçla.
aslında gülen yüzümü bekliyorum belki kaç bahar önce yitirdim bilmem ki, kim çaldı gülücüklerimi, bir sesim vardı ben böyle cümleleri yazılara vurmazdım, duvarlara haykırırdım. o kız bu kız değil asla. değiştim çok.
kangren olmuş yanımsın aşk kendimden geçmek için çok geç, senden geçme vaktidir kar yağmaz asla bu şehirde güneşi pusulam seçtim sessizliğin rehberim oldu. senden vazgeçtim.
yarardan çok zararı olan eylemdir. neredeyse her şeye zarardır.
eğer bir bitkiyseniz; suyunuzu beklemek neticesinde solarsınız,
bir gıda iseniz; uzun süre tüketilmeyi beklemek neticesinde bayatlarsınız,
bir insansanız* yaşlanırsınız.* kaç yaşında olduğunuz mühim değildir, ruhunuz yaşlanır yıpranırsınız. kısacası nasıl sonlanacak olursa olsun en zor geçen dönemlerden biridir beklemek. işin en fena kısmı ise şüphesiz konuya müdahale edememek, çaresizlik kalmaktır.
sabrıma senin adını koydum
ve onu sardıkça seni sarar gibi oluyorum
işte bu yüzden
seni beklemek de güzel
biliyorum zaman hep geçer
akrebi yelkovan
güneşi ay geçer
seni ben geçmez hiç
beni sen geçer daima
aklımdasın derim o anlarda aklımdasın
önce aklımda sonra kalbimde
yıllar geçer bir bir
sonra aylar
ama sayılı gün geçmez
sayılı birkaç saat
çünkü yemine durmuş rüzgarlar esmez burda, acı soğuk
beklemek de güzel seni
sesini denize emanet ettiğinden beri
bir melodi çalınır kulağıma
mevsimleri bir yaza sat gel
bütün baharlar senin olsun
sen baharsın bu sonbahar olsun...
tanım: dünyanın en zor eylemi. hele çok seviyorsa kişi.
bekle beni kimselere beklemezken bekle
üzerine çokça şiir yazılan bir konudur.
beklemek güzeldir,bazen çekilmezdir ama sonuç olarak kötüdür.beklediğin şeye uzaksın demektir biraz zordur ama beklersin
bazen umutsuzluktur.
baktığın yerde karanlık bir tomurcuk bırakıyorum
çarşılar avuçlarında aykırı
sokakların lisanı adımlarında
gelme, geldiğinde her şey yitiriyor kendini.
insanın canını acıtan eylem.
hani bilirsiniz sanki hiç gelmeyeceğini, hani "o" vardır ama yokluğu o kadar gerçektir ki varlığının bilincini siler atar. yüreğiniz her daim içine akıtır göz yaşlarını. yüzünüz güler ama yüreğinizden derin "of"lar çıkıverir. sıkılırsınız herşeyden. herşey boştur, bekleseniz de zaman boşa akar sanki...
ilk dakikalar kolay geçer, umuttur ilk dakikaları güzel yapan şey...
dakikalar saatlere dönmeye başladığı an işin rengi de değişmeye başlar. toz pembe hayaller kararmaya başlamıştır sanki. ama sağ omzunuzda bulunan iyilik meleği, sanki hep iyiliğine söyler herşeyi. ve daha sonra anlar insan "umut etme"nin ne kadar acı verdiğini...
saatler günlere dönmüşse ve beklediğiniz yoksa artık, toz pembe hayaller daha da bir kararmıştır. gaipten sesler duyup, karşınızda "o" varmışcasına konuşmaya yüz tutarsınız duvarlarla...
günler haftalara döndüğü vakit, iyilik meleğinin yerini o kötü melek alır. ve der ki insana: "kimi bekledin de geldi bugüne kadar?? ve neye istediğin an sahip oldun?? yalanlar üzerine kuruludur hayat, alış bu yalanlara!!"
haftalar aylara döner, aylar yıllara...
ne beklenen vardır artık ne de bekleyen...aslında teoride ikisi de vardır. hani kitaplara konu olacak, iç sıkıntısı yaratacak düzeyde. cümlenin gizli özneleridir artık onlar. yıllar geçer, yıllanır içerde acılar. yıllandıkça güzelleşir belki de...
beklenen gelmemiştir, gelmeyecektir her zamanki gibi...
beklenen de bekleyen de başkalarına "yar" olduğu vakit, sonun başlangıcı gelmiştir artık..
yüreklerde derin acılar çekilirken, ne beklenen ne de bekleyen izlerinden kurtulur acılarının.
şiir yazar, şarkı söyler, ağıt yakar.
bir çift gözdür yılları ömüre dökünce aranılan tek şey...
hani huzurun bulunduğu bir çift göz.
birbirine bir ömür önce söz vermiş bir çift gözdür.
ve anlarsınız o zaman umut etmek salaklıktır, acıyı bünyeye taşır.
umut etmek saflıktır, sonunda yitip gidecektir her güzel şey gibi...
zamana yenilmek... ve zamanın hergün ruhunuza tecavüz edişini çaresizce izlemek. bazen sadece pencereden dışarı bakmak saatlerce; hayatın akışını seyretmek. bazen de isyan etmek; küfretmek herkese ve herşeye.
ama sonuç hep aynı. zaman asla yenilmez. bazen bağlar elinizi kolunuzu ve size sadece çağresizce beklemek kalır.
eğer hiç dönmeyecek birisi belki döner umuduyla bekleniyorsa çok büyük acılara sevk eden durumdur. yorucudur, sabır sınırlarını zorlar, çaresizlik baş gösterir, hırçınlaştırır ama caydırmaz insanı beklemekten içinde bir umut hep bekler...
gelmeyecek olanı beklemek, aslında gelmeyecek olanın içinden gitmesini beklemektir usulca. her beklemenin bir sonu olmadığı yoktur ama her bekleyenin bir sonu vardır.
nerede, kimi ve ne kadar beklediğinizle değişmekle birlikte özünde sinir bozucu bir eylemdir. ayrıca gelmeyecek olan beklenirse aşka, gelebiliritesi olan beklenirse özleme dönüşür bu durum. nahoş efendim, nahoş!
gecen zaman içinde çok şeyler gider,gelir ama beklemek en iyisidir. sabırlı insanların gösterdigi durumdur. bazen umuttur beklemek, iyi şeylerin olmasını istemektir.
hayatın anlamını bilmemektir. beklenen ve geçen süre içinde aslında belkide istediginiz her şeyi yapabilmek varken, insan sadece acı çekmek için bekler.
geleceksin diye bekliyorum bir 10 yıl geçti
sabrım bitmedi
geleceksin bana diye bekliyorum seveceksin diye
10 yılda tek bir kez gözlerim gözlerinle dans etti ya bu da bir şey dedim kendime
rüyamda görsem inanmazdım.
sarıldım ya sana; başımı afacan çocukların başını okşar gibi okşadın ya , kollarını belime dolayıp beni öpeyazdın ya bu da bir şey. rüyada olsa bir şey.
bekliyorum sesini kulaklarıma kaydettim, sıcaklığın avuçlarımda mimlendi.
bilmediğim tek şey dudaklarının lezzeti
döndüğünde dur ve düşün bir ten ne kadar yakışır birbirine.
kaç ben bulabilirsin seni benim kadar seven
sen de biliyorsun ya bilmemezliğe geliyorsun
senin gözlerin kaç şafak eskitir
senin ellerin kaç şiir yazdırır bilemedim
bazen işe yarar beklemek genellikle ilişki sonrası iyi gelir, bi cafe crown arası fındıklı çikolatalı ama beklerken adamı rahatlatır yeni bir ilişkiye hazırlık amaçlıdır.