"çıkmaz sokaklardayız" yazısıyla gönülleri fetheden yazar.
--alıntıdır--
çıkmaz sokaklardayız...
ermeni soykırımı iddialarını kabul eden ülkelere niçin kızıyorsunuz?..
siz değil misiniz; türk devlet güçlerinin her türlü melaneti (!) yaptığını ve yapacağını mahkemelerde kanıtlamaya çalışan?..
*
şu aşağıdakiler, 1915'lerdeki ermeni soykırımı iddiaları mı, yoksa 2010 yılında iktidar ve yandaşlarının kendi ordusu hakkındaki iddialar mı:
"yüzlerce kişiyi asit havuzlarında erittiler..."
"cesetler petrol kuyularında..."
"insan kemikleri çıktı..."
"köyleri yaktılar..."
"her yerde toplu imha silahları..."
"büyük katliam..."
"200 bin kişiyi statlara dolduracaklardı..."
"imha..."
"camiye bomba..."
"toplu katliam..."
*
tüm bunlar bu ülkeyi yöneten iktidar ve yandaşlarının iddiaları... ki çoğu türkiye cumhuriyeti yargısının önünde...
kim hakkında?..
türkiye cumhuriyeti'nin ordusu hakkında...
*
o zaman niye yalanlayacaksınız ermeni iddialarını... silahlı gücümüzün her türlü melaneti (!) yapabileceğini siz kanıtlamaya çalışırken...
ya da niye elin adamına kızıp küseceksiniz?..
bir yandan 2010'da türk'ün türk'ü imhasını resmen kanıtlamaya uğraşırken, öte yandan 1900'lerde aynı şeyin ermenilere yapılmadığını savunmaya çalışırken...
söyler misiniz; çürütülen, yok edilen, bitirilen, batırılan bir ülkenin içler acısı hali değil midir?..
*
ama ne yapacaksınız...
çıkmaz sokaklarda kaybolduk...
siz farkında olsanız da, olmasanız da...
--alıntıdır---------------------
referandumda evet dediniz de darbelerin hesabı soruldu mu...
geldi mi ileri demokrasi, rahatça arayabiliyor musunuz amca oğlunu!
deneyin bakalım; telefonda okkalı bir küfür savurmak korkutuyor mu sizi, korkutmuyor mu!
telefon dinlemeleri bitti mi?..
izleme, gözleme?..
eş-dostla korkmadan konuşabiliyor musunuz?..
test etmek için, bu akşam niçin kuzeni arayıp okkalı bir küfür savurmuyorsunuz?..
ki bakın bakalım; korktunuz mu korkmadınız mı?..
*
eğer referandumda evet dediyseniz, bari biraz fark etti mi hayat?..
koşup bastırdıysanız eveti...
var mı bir artan, düzelen, iyileşen yanınız?..
yaşamınızda farklı bir şey, dünyanızda bir değişen?..
ne bileyim ben; hani meydanlarda sözünü ettikleri ileri demokrasi biraz olsun gelmiş gibi...
ya da biraz daha fazla hukuk varmış gibi geliyor mu size?..
*
kendinizi darbelere karşı demokrat sayıp da, 12 eylülden hesap sorulacak diye evet dediyseniz, soruldu mu hesap?..
ya da sorma olanağı var mı?..
var mı gazetelere verilen o tam sayfa evet ilanlarında sözünü ettikleri; kadınlara ve çocuklara biraz olsun pozitif ayrımcılık için bir çaba?..
engellileri korumaya, sorunlarını sarıp sarmalamaya yönelik bir işaret?..
işçiler-memurlar için o sözünü ettikleri hak arama belirtisi?..
eğer referandumda evetdediyseniz, bari fark etti mi biraz hayat?..
var mı gözlediğiniz düzelen, iyileşen, farklı bir şey?..
*
sadece iki şey acele ve ivedi değişti:
- anayasa mahkemesi...
- hsyk...
her ikisi de kendilerine lazımdı çünkü...
hukuk devletinin çanına ot tıkayıp yargıyı ele geçirmek ve kendi yargılarını oluşturmak için...
çağdışı zihniyetlerini egemen kılmak adına...
zaten o iki madde içindi referandum...
geri kalan o maddeler, hükümler, sözler, vaatler, nutuklar, ilanlar, sadece o iki maddeyi size onaylatmak içindi...
inanmamıştınız ama...
sizi kandırdılar
başlığı altındaki yobazları toplayıp, misal taptıkları padişahları abdülhamit'in yaptığı gibi bir adaya sürgüne göndersek, türkiye'deki yobaz oranının en az yüzde 87.8 oranında azalmasını sağlayacak yazar.
%42 ,%58 den büyük diye buyuran postalcıların best yazarlarından.
nasıl bir mantıkmış? %42 çok eğitimliymiş , çok yakışıklıymış , çok yahşiymiş , sorgulayıcıymış falan filan.
yani bildiğimiz chp nin "chp ye oy veren herkez atatürkçüdür , aydındır , kahramandır , yakışıklıdır , zekidir. akp ye oy verenler ise yobazdır , cumhuriyet düşmanıdır cahildir"
söyleminin tekrarından ibaret.
o %58 in içinden birisi olarak 2 üniversite bitirdim. sorgulayıcılık meselesine gelirsekte bu halk çok güzel sorgular.
2007 genel seçimlerinin genel argümanı 359 oy alan kişinin cumhurbaşkanı seçilememesiydi. çünkü 367 den azdı bu rakam.
-ama bir önceki 330 la mı seçilmiş? kurcalama orayı!
-asker muhtıramı vermiş? kurcalama orayı!
-savcısıydı , hakimiydi , chp siydi birleşip voltran mı olmuşlar? muhtırayımı alkışlamışlar? kurcalama orayı!
ha işte o küçümsediğin halk kalktı bunların hepsini kurcaladı. sorguladı. "neden böyle yapıyorsun?" diye sordu. karşılığındada "chp lilerin ne kadar üstün insan oldukları" dışında birşey göremedi.
diğer taraftan bu 367 fiyaskosunun ne olduğunu dahi duymamış , hayırcılar bolca mevcut. eğitimliydi bu zatlar hani eğitim?
sorgulama? kayıtsız şartsız chp ye biat etmede ben bir sorgulama göremiyorum.
kısacası hiçbir demokratik sistemde %42 %58 den büyük olamaz.
gerçi kendisinin postalcı zihniyetine kalsa kendi gibi 2-3 postalcı arkadaşıyla beraber türkiyenin tamamından daha büyükler ama uyandırmayın uyusun rüyasında zeusmu olur yada führermi orası kendisine kalmış.
kendi yazısından cevap vereyim
"Bu yüzdendir; yıkamazsınız Cumhuriyeti. "
anladınmı? gücün yetmez. sen darbeciliği üstüncülüğü bir cumhuriyet eseri sanıyorsunda yetmez geçti artık. anladınmı?
cumhuriyeti yıkıp yerine diktatörlük kurmaya çalışan postalcılara alkış tutan. sonrada kendisini cumhuriyeti kurtardı sanan enteresan kişilik.
don kişot gibi. kendi kendine olmayan düşmanlar üretip yel değirmenleri ile savaşıyor. işin garibi yazıları o kadar kalitesiz ki yel değirmeni bile kendisine ayar verebiliyor.
Sekiz senede mi büyütüp de yetiştirdin; ekonomistleri, bankacıları,
profesörleri, bürokratları, gemi, uçak, makine mühendislerini?.. O yolları
yapan şantiye şefini, o dozer şoförünü, o haritacıyı, o kısım amirini, o
plancıları?..
Pekiiii.
Cumhuriyet olmasaydı hangi toprak üzerine yapacaktın yol, hangi toprak
üzerine kuracaktın fabrika?.. Hangi özgür-bağımsız ülkenin, hangi çağdaş
okullarında büyümüş, hangi Batı gibi üniversitelerde okumuş insan gücü sana
"çok iş yaptık" deme olanağını verecekti?..
*
Cumhuriyeti yıkma hevesiniz için dahi ona muhtaçsınız..
Onun demokrasisinden yararlanmak, onun özgürlük ortamına sığınmak, onun
kurumlarını ve kurallarını kullanmak, onun koltuklarına oturmak, onun
kıyafetini giymek, onun çatısı altında durmak zorundasınız.
cumhuru-reisimize ayar verme girişiminde bulunmuş, ancak recep tayyip erdoğan'ın araya girmesiyle ayarın allahını yemiş eski köşe yazarı. artık emeklilik zamanın geldi hacıcan, çok açık. şimdi pako'yla oyun oynama vakti.
'o benim cumhurbaşkanım değil'diyerek abdullah gül'ü benimsemediğini yazdıktan sonra tayyip tarafından ülkeden kovulan,yapılan baskılara rağmen hala dimdik durabilen tv köşelerinde hiç göremeyeceğimiz mükemmel bir yazar.
Sokakta gezen sıradan vatandaşı "göbeğini kaşıyan adam" olarak niteleyip, sözüm ona onu ve onun temsil ettiği siyaseti aşağılayan, aşırı seçkinci, biraz askerci; yazılarını okuduğum ama pek hazzetmediğim gazeteci.
Kendisi hakkında böyle düşündüğüm için Habertürk'ten kovulmuş olmasını sevinçle, hadi olmadı tebessümle karşılamam gerekirdi. Çünkü en eğitimlisinden en eğitimsizine "ortalama bir türk" böyle davranır, davranmalıdır zihnimizdeki demokrasi kalıplarına göre. Ama benim demokrasi, vicdan, insanlık anlayışım herşeyden önce benim gibi düşünmeyenlerin hakkını savunmaktır. Bu yüzden de Bekir Coşkun'un gazetesinden kovulmasını utançla karşılıyorum. Brecht'indi sanırım; "Naziler komünistleri almaya geldiler, komünist değilim diye ses çıkarmadım. Yahudileri almaya geldiler, yahudi değildim, sustum. En son beni almaya geldiklerinde, etrafımda buna itiraz edecek 1 kişi bile kalmamıştı ve artık çok geçti"
Bizim gibi düşünmeyenlerin susturulmasına göz yumarsak, hatta ötesinde alkış tutarsak; ya bir gün sıra bize gelirse, bizim susturulmamıza kim karşı çıkacak?
Bekir Coşkun'un kovulması Türk medyasının, Türk siyasetinin, senin benim hepimizin ayıbıdır. Seninle çok farklı düşünsek de, kalbim seninle Bekir Coşkun.
--spoiler--
yazacak yer bulamazsam bile sokak duvarlarına yazarım ama yazmaktan asla vazgeçmem, okuyucularım endişelenmesin.
--spoiler--
açıklamasını yapmıştır.
cumhuriyet gazetesi'nde yer alan bir köşe yazısında, bekir coşkun'un habertürk'e 3 milyon lira transfer ve 26 bin lira maaşla geçtiği anlatılan köşe yazarıdır.
Bana hürriyetin de okunmaya değer olduğunu kabul ettirmişti...Habertürke geçtikten sonra yazılarını doğru düzgün okuyamamıştım...ama anlaşılan iktidarın ''sınırlarını'' ne kadar zorladığı kovulmasıyla ortaya çıkmıştır...Emin Çölaşan Bekir Çoşkun AaKaPe zihniyetinin birer bertarafıdır...Önümüzdeki sene genel seçimlerde bu bertaraflar beklenebilir...Yılmaz Özdil buna bana göre en büyük adaydır...Türk basınında bağımsızlık söylemini artık yitirmiştir...Kimse kendini kandırmasın...Artık AaKaPe öyle bir güce erişmiştir ki istediği gazateye istediği yazarı atamaktadır...Bekir Çoşkunun köşesi pek ala Fehmi Koruya verilebilir...Belki bu şekilde HBRTK biraz da olsa tiraj alabilirler karşı mahalleden...