iptal edilen cumhuriyet bayramı törenleri ile ilgili yazısı:
"en güzel cumhuriyet bayramıydı bence...
hassasiyet düğündeydi...
kafa kafaya verdiler, deprem nedeniyle hassasiyet yaratır gerekçesiyle cumhuriyet bayramının yarısını kestiler...
acılı günde ayıp olmasın diye...
hassasiyetten...
*
ve koştular düğüne...
iktidar hassasiyet nedeniyle cumhuriyet törenlerini iptal ettiği akşam, üç düğüne birden gitti, saz heyeti yetişemez...
birinci düğün; atakule salonlarındaydı...
medya koştu...
ama medyaya kapalıydı...
hassasiyet olmasın çünkü...
ikinci düğün; birinci düğünün peşinden ato salonunda...
yetişti bizim çocuklar peşlerinden...
hassasiyet önce varmıştı...
medyayı almadılar...
üçüncü düğün; ikinci düğünün arkasından sheraton oteli salonunda...
devleti yönetenler oradaydı...
hassasiyet de orada olduğu için, millet görsün istemediler...
kapılar medyaya kapatıldı...
*
nikâhlar için gün alınmıştı, iptal etmek olmazdı dedi hassasiyet...
iyi ama...
88 yıl önceden gün alınmıştı...
asla bir eğlence olmayan, cumhuriyetimizi halkın katıldığı törenlerle kutlamak, anmak, yaşamak niçin iptal edilebildi?..
*
bence iyi de oldu...
hassasiyetin engeline karşın, en anlamlı cumhuriyet bayramı kutlandı... sokaklarda, caddelerde, meydanlarda, çarşılarda...
evlere bayraklar asıldı, çiçeğini alan anıtlara koştu, çocuklar küçük bayrakları ile annelerinin elinden tutup çıktılar...
ankara ayaktaydı...
izmir coştu...
istanbulda on binler yürüdü...
tüm kentlerde eskisinden daha coşkuyla kutlandı cumhuriyet...
*
en güzel cumhuriyet bayramıydı bence...
çünkü sadece yüreğinde mustafa kemal ve cumhuriyet sevgisi olanlar katılabildiler... cumhuriyeti yıkmak isteyenler, onun ilkelerini tekmeleyenler iyi ki gelmediler...
sırf cumhuriyetin koltuklarında oturdukları için oraya gelip duranlar yoktu...
bugünkü yazısına can-ı gönülden katıldığım köşeyazarı. yazısında eğer bir şehit asker olsaydım bana sorsaydınız hakkını helal ediyor musun ? diye etmezdim derdim demiş.
en iyisi yazıyı vereyim size: http://www.odatv.com/n.ph...sam-hakkimi...-2210111200
ne kadar çok sebebi varmış terörün:
türkiye ne zaman parlasa...
türkiye ne zaman uçsa...
türkiye ne zaman lider ülke olsa
türkiyede ne zaman ekonomi patlasa
türkiye ne zaman çok güzel bir anayasa yapmaya kalksa
türkiye ne zaman pırtlasa
*
geri zekâlı diyecektim az daha...
*
saysana daha...
aptal var çünkü...
inanıyor nasıl olsa...
inanıyor ki sen oradasın...
*
diyelim ki önceki gece insanları öldüren terör örgütüyle uzak ülkelerde, otellerin arka odasında can ciğer pazarlığı yapmak sebep değil...
canı sıkılmasın diye yanına arkadaşlar gönderdiğin terör örgütünün elebaşısından yol haritası beklemek de...
o zirzop açılım...
teröristleri davul zurnayla karşılamak...
bu ülkenin şerefli askerlerini hapishanelere doldururken pkk ve hizbullah gibi kanlı terör örgütlerinin katillerini tüysünler diye salmak...
pkk sözcülerini çıkartıp devletin televizyonunda konuşturmak... ama bayrağımızı açan izmirli kadınları karakola götürmek...
tüm bunlar sebep değil...
*
kanın dereye aktığı önceki gece dahi:
koştular eli kanlı teröristleri karşılamaya...
takas sonucu salınan hamasın en azılı, müebbete mahkûm olmuş militanlarını birçok arap ülkesi kabul etmedi...
türkiye özel uçak gönderdi arkalarına...
almaya başbakanın özel danışmanı da gitti ki, alınmasınlar hani...
hamas, tüm uygar dünyaya göre terör örgütüdür...
bir terör örgütünü ;müslüman kardeşlerimiz; diyerek havaalanında bağrına basmak... ama aynı gece yerli terör örgütünün canlar almasına engel olamamak...
ahmaklığın iki ucu değil mi?..
*
ve milletin yüreğine ateş düştüğünde...
çık bağır...
kanları yerde kalmayacak de...
yırtın...
bu kadar çelişkili, ikiyüzlü, gizli, saklı, kirli, hince, cince, akılsızca, ahmakça politikalardan sonra terör gelip çocuklarını alıp götürdüğünde çık televizyona...
şahsımın da şiddetle karşı olduğu 3 çocuk politikasını birkaç örnekle biraz da hükümete ayar vererek çökertmiştir. haksız mıdır? sonuna kadar haklıdır.
*
Çok doğurun ki düz yerlerde yer kalmadığı için derenin içinde otursunlar...
Sel götürsün...
*
Ne zaman yağmur yağsa sele kapılıp kasabaya iniyor Mustafa...
Ömründe yaptığı en uzun seyahat bu...
Zaten kasabayı ilk görüşü de böyle bir şiddetli yağmur yağdığında... ineği bulayım derken bakıyor karşısında kaymakam...
Kasabaya inmiş...
Sel ile yarım saatte indiği kasabaya, minibüs ile iki buçuk saatte dönüyor...
En az üç çocuğa yol da yetmiyor çünkü...
Ki yol götürsün...
*
Düzlüklerde yer kalmadığı için dere yataklarına geçip oturdular...
Her yağmur yağdığında şehirde bile gardıropları da aşağı mahalleye gidiyor... Yerine iki sokak yukarıdan bir portmanto geliyor...
Düz alanda yer kalmadı...
Sel deresinin içine girip oturduktan sonra ve sele kapıldıklarında yalaka televizyon onlara bunun son otuz yılın en şiddetli yağışı olduğunu söylüyor...
Ehhh...
O zaman normal...
Zaten şimdi doğur, otuz sene sonra otuz yaşında olur ki...
Sel götürsün...
*
Ne şehirlerin, ne kasabaların, ne köylerin, ne ovaların, ne de yaylaların düzlüklerinde yer kaldı...
Onlar da sel derelerinin içine girip oturdular...
Aksilik sel geldi...
Şu an itibarıyla üç ölü, altı kayıp var...
Mustafa yine şehre indi diyorlar...
*
Ayrıca:
Altın, gümüş madenleri var artık, Çin gibi ucuz işçi lazım...
Kömüre oy veren aptal seçmen lazım...
Bu kadar imama cemaat lazım...
Çok çocuk içinde başı okşanmamış, ilgilenilmemiş, eğitilmemiş, okutulamamış, soru sormayan, gelişmemiş, bi daha diye zıplayan kalabalıklar lazım...
Geceleri çıkartırsanız, 67 saat askerlik yapan çocuklarının yerine gidip ölecek yiğidim askerler lazım...
bilincini ve şuurunu çoktan kaybetmiş yazarımsı.
yazarımsı diyorum çünkü artık birşey yazmıyor. sadece öfke kusuyor. kendi kendine psikopata bağlayıp saydırmaya başlıyor.
yalanı ve iftirayı çok sever. favori yemeği postaldır.
kendisinin son iftirası için şu cevabı yerinde görüyorum.
"Korkmadan, sinmeden, çağdaş ve özgür insanlar gibi yaşamak " falan der. bunların nesli tükendiğinde esas ak parti seçmeni rahat bir nefes alabilecek. korkmadan , sinmeden "oyumu akp ye verdim" diyebilecek. zira bunun gibi küfürbaz lise tipleri olduğu sürece baskı altındayız.
paso küfür, paso aşşağılama , hakaret.
yok neslinin tükenmesi şart. aslında tükenmiştir bile. kendisi gibi kontrolünü kaybetmiş. küfürden başka birşey bilmeyen başka bir gazete yazarı kalmamıştır.
ilhan selçuk vardı bir ara onunla beraber son 2 idiler zaten. geriye bir kendi kaldı.
last man standing. eğer bir askeri darbe olmazsa tıpkı ustası i. selçuk gibi gözleri açık gidecektir.
Çoğu zaman hüznümü yanıma alıp geziyorum sokaklarda...
Keyifsiz...
Ne şımarıp taşlara tekme atmak geliyor içimden... Ne zıplayıp bahçelerden sarkmış dallara bir şaplak patlatmak...
Belli etmek istemiyorum aslında...
Ama...
Sokakta insanlara bakışım değişti; bir şüphe, bir güvensizlik, bir yabancılaşma, bir acı, bir kuşku var sanki aramızda...
Gözlerimi kaçırıyorum dostlardan...
Sanki ortak bir yalanımız varmış, ortaya çıkmış da...
Sanki taşa, toprağa...
Memleketin suyuna, havasına...
Kırgınım...
*
Arkadaşlarımız “Mahkeme, tahliyeleri yine reddetti” haberini getirdiklerinde, tüm bu olanları ve olacakları kör kuyulara yeterince bağırdığımızı düşündüm...
Ama işte bu nefretin peşine takılıp gitti kalabalıklar...
Belki de yaşamımda ilk kez o soruyu sordum kendi kendime:
“Değer mi?..”
Bütün yürekli şairleri uğruna sürülmüş...
Bütün yiğit yazarları uğruna vurulmuş, bombalarla parçalanmış...
“Vurulduk ey halkım unutma bizi” diye süren... En içten, en yürekten, en derinden seslenen... O acı vasiyeti bile anlamamış...
Ve çağdaşlık şarkıları yarım kalmış...
(.......)
Gerisini dilim varmıyor söylemeye...
“Değer mi?..”
*
işte bakın...
Ne bekliyordunuz?..
Huzurlu, mutlu, güzel günler mi?..
Hukuk mu?..
Demokrasi mi?..
Medeniyet mi?..
Korkmadan, sinmeden, çağdaş ve özgür insanlar gibi yaşamak mı?..
içi boş kafalar için yazmak eylemini gerçekleştiren, masonizm ve hümanizm kavramlarından yola çıkarak elinden geldiğince halkın mukeddasatına saldıran, efendilerinin uşaklığını yaparak geçinen tenekeden, kalemi son derece cılız bir yazar(!).
babamın milletvekilliğini yakan isimlerden. 28 şubat süreci. evet benim babam eski refah partili siyasetçi. yalnız ben şimdi ne saadet partiliyim ne de ak parti. yani sizleri anlamıyorum ama şakirt diye bu tayfalardan olanlara söylüyorsunuz. hıı yok değilim. atatürk'ü çok severim. yani atatürk düşmanı da değilim. atatürkçülerle de bir problemim yok. ama bu ve bunun gibi yazar bozuntuları, hani derler ya dini alet ediyorlar diye; onlar da dini alet ediyorlar. din düşmanlığı yapıyorlar benim gözümde. neden mi dini alet ediyorlar? bazı kesim var ya bunlar gibi, din düşmanları, pardon pardon, islam düşmanları. misyonerler. onların gönüllerinde, gözlerinde taht kurma çabasındaki yazarcıklardan.
Tabii ki iki Boğaz olunca, dört tane de istanbul ediyor;
ikisi o yanda, ikisi bu yanda;
Kanal açılınca ortada kalan yer ne?..
Ada;
Eğer buna oy verirseniz.
Bu akıllı işidir;
*
Diyelim ki referandumda nasıl ki çocukların korunmasına akıllılar Evet dedi de 1 milyon 700 bin çocuk sokaklarda ağlaşarak dolanıyor
Şifre var, kopya yok çünkü
*
Engellilerin korunmasına referandumla Evet diyenlerin ne kadar akıllı olduğunu ise Sağlık Bakanı açıkladı:
Körsün ya
*
Kafasını çalıştırıp 12 Eylül'ü yapanlardan hesap sorulacak sözlerine Evet diyenlerin akıllı olduğu şuradan da belli:
Kenan Evren'in maaşına zam yaptılar.
*
Kürt açılımına da Evet dedi aptal olmayanlar
iyi bakın:
Türkiye bölünüyor
*
Yine seçim var
Aptal sayımı değilse, hadiakıllı sayımı diyelim
Telefon dinlemelerine, muhaliflerin evlerinden toplatılmasına, basılmamış kitapların tutuklanmasına Tehdide, zorbalığa, faşizme oy verip de sonra kamera vardır diye yatak odasında ceketle oturmak nedir?..
Akıllı işi
*
Türkiye tarikata teslim edildi
Cumhuriyet ağır yaralı
Şimdi de ülke göz göre göre bölünüyor
Bilinçli insanlar endişe ve korku içinde
Seçimde tüm bunlar oylanacak.
*
Öyle hemen seçimlerin aptal sayımı olduğu nereden çıktı?..
"mustafa kemalin laik cumhuriyeti olmasaydı, oturacak yeriniz de olmayacaktı ya kardeş" diyerek yarmıştır. pkk teröründen bu ülkede 30 bin kişi öldü. ne sistemi vardı, laiklik. bir de kanıtlarıyla anlatmış, alın aşağıda size net kanıtlar;
bugünkü yazısıyla yine döktürmüş cumhuriyet yazarı:
Kaptanı Çıldırmış Gemi ve Ambardaki Köleler...
Liseliler eylem yapınca "Biz de karşılarına beş bin, on bin genci koyarız" diyen bir Başbakan, yönetim şuurunu yitirmiştir...
Hemen oradan indirilmesi gerekir...
Orada bir gün bile kalmamalı...
Ne yapacağı belli olmaz...
Tehlikeli...
Bunu söylediğine göre, demek ki düşündü...
Düşündüğüne göre, demek ki aklından geçti...
*
Hani eski deniz filmlerinde vardır...
Kaptan çıldırır...
Bu önce kendi kendine konuşma ile başlar...
Sonra ambardaki köleler şarkı söylemektedir...
Kaptan fıçıyı düelloya davet eder...
Tayfa bakar ki gemiyi batıracak, onu bağlayıp kamarasına kapatırlar... Arada bir kapının deliğinden bakarlar, kaptan ne yapıyor?..
*
Bunu devlet yönetimlerinde kim yapar bilmiyorum...
Diyelim ki Başbakan sabah kalktı "Kılıcım nerede" diye sordu... Terliğinin tekini ararken "Şimdi hücuma geçiyoruz" dedi...
(.........)
Peki, abarttım diyelim...
Yani iki bin kişilik salondaki kürsüde konuşurken, medyanın önünde, milletin gözünün içine baka baka şunu söyledi mi, söylemedi mi:
"Biz de kalkarız onların karşısına beş bin tane, on bin tane genci koyarız..."
*
Söyledi...
Söylediğine göre tasarladı...
Tasarladığına göre içinden geldi...
içinden geldiyse...
Bu tehlikeli...
*
Dünyanın en kötü demokrasisinde bile, gelecekleri çalındığı için eylem yapan çocuklarını düşman kuvveti gibi görüp "Biz de kalkarız onların karşısına beş bin, on bin genci koyarız" diyen devlet adamının aklını gözden geçirirler...
Bakarlar aklı nasıl?..
Bilinç?..
Şuur?..
Çünkü "...karşısına beş bin, on bin genç koyarız..." iyi işaret değil...
Böylesini bir gün bile orada oturtmazlar...
*
(Ama böyle korkak, ödlek, sinmiş medyanın olduğu Afrika ülkelerinde ancak bu gibi şeyler olur da, kimse sesini çıkaramaz...)
*
O çocuklar bizim...
Bizim çocuklarımız...
Sadece bizler gibi geminin ambarında köle olmak istemiyorlar...
son yazısı "ampul kafa" ile lafı gediğine koymuş gazetecidir:
MEVLiT OKUNUNCA GiTMiYOR
Soruyorlar bir de:
"Neden hep Müslümanlar dayak yiyor?.."
Böyle oluyor işte...
Makinist yerine imam yetiştirirsen, makinist yetiştiren kazanır...
Çünkü bu uçaklar, tanklar, gemiler, denizaltılar mevlit okununca gitmiyor...
Makinist istiyor...
AMPUL KAFA ANCAK BÖYLE ÇALIŞTIĞI iÇiN..
Bak; gelişmiş, büyük, güçlü uluslar, kadın-erkek el ele çalışıyorlar...
Ampul kafa bilim adamı da cinsiyetleri tanımlamak için "Erkek fiş, kadın prizdir..." diyebiliyor...
Demek ki başka türlü anlatamadı...
Erkek hadi neyse, onu "tornavida" diye de anlatabilirdi...
Ama kadını anlatmak için yeryüzünde bunca çiçek varken, onu evin duvarında sabit "priz"e benzetmesi...
Kendi ampul kafası ancak öyle çalıştığı içindir...
SADECE ABD'DE 5 BiN 758 ÜNiVERSiTE VAR
Aslında kazanan ilim...
Bilim...
Emek...
Akıl...
Sadece Amerika'da 5 bin 758 üniversite var...
57 Müslüman ülkedeki üniversitelerin toplam sayısı ise sadece 530...
AMPUL KAFANIN ANLAMADIĞI..
Ampul kafanın anlamadığı bu...
Çağdaşlığı reddediyor...
Modern hayatı lanetliyor...
Müspet ilimleri beğenmiyor...
Sanata tükürüyor...
Heykeli yıkıyor...
Darwin'e kızıyor...
Kadını fiş takılacak "priz" gibi tanımlıyor...
NiYE HEP MÜSLÜMANLAR DAYAK YiYOR
Sonra oturuyor dünyada olup-bitenleri izlemeye...
Ve italyan gözlüğü takıp, Amerikan buluşu televizyona bakıp, Fransız telefon şebekesi üzerinden (Oldu mu size Libya'yı vuran koalisyon gücünün bizim evlerdeki uzantısı) soruyor:
"Niye hep Müslümanlar dayak yiyor?.."
AMPUL KAFA LAiK CUMHURiYETi YIKMAK iSTiYOR
işte onun için zaten; medeniyet, çağdaş yaşam, laiklik diye sızlanıp dizimize vuruyoruz...
Türkiye'nin öbür Müslüman ülkelere göre daha bağımsız, daha güvende, daha güçlü, daha önde, daha saygın olmasının sırrıdır bu...
Öbür Müslüman ülkelere örnek gösterilmesinin sebebidir...
Mustafa Kemal'in kurduğu laik cumhuriyet hâlâ var olduğu içindir...
Şimdi bunu yıkmak istiyor işte, ampul kafa...
akp nin en güçlü kalemi. engin ardıç, mümtaz'er türköne, ahmet kekeç, şamil tayyar ve diğer akp ye yakın hiçbir kalem bu adamın akp ye yaptığı iyiliği yapmıyor.
kendisinden dileğim ya yazmayı bırakması ya da artık şu üslubunu değiştirmesi.
akp seçmenlerini aşağılayarak ne elde ettiğini sanıyor çok merak ediyorum.
her şeyden önce akp seçmeni ne olursa olsun bu ülkenin vatandaşıdır ve sırf bir partiye oy attığı için eleştirilmez. ha, akp nin yalaka yazar-çizer tayfasını, koluna girdiği iş dünyası tayfasını eleştir. onlara her türlü hakareti yap zira onlar hakediyor.
ama ülkesi ile, cumhuriyet ile, atatürk ile hiçbir sorunu olmayan akp seçmenlerinin suçu ne?
bir köşen var. orayı en etkili şekilde kullan. sor büyükanıt'ın devlet şeref madalyasını. sor çevik biR'e ne olduğunu. sor kenan evren'in akıbetini.
ama yapmıyor, işin kolayına kaçıp yardırıyor hakarete. sözlük yazarı olsa anlarım zira sözlük yazarları ciddiye alınacak kişiler değiller. ama sen bi gazete yazarısın ve her yazının az ya da çok etkisi var.
ve maalesef senin yazıların da akp nin oylarını kemikleştirmekten başka hiçbir işe yaramıyor bekir coşkun.
başın öne eğilmesin adlı kitabını yayınlamış, usta gazeteci. habertürk ve hürriyet'ten kovulma sürecini bir kez daha anlatmış, bir iki günde bitiyor akıcı dili sayesinde bekir abimizin.