genelde düşünülen, diktirdiyse yada hap aldıysa ben anlarım abi düşüncesine bir açıklık getirmek gereken sorunsal. şöyleki vajina, ilişki sırasında genişleyebilen ve kuru haldeyken içine giremeyecek yapıları içine alabilecek kapasiteye ulaşabilen bir organdır(bu kapasiteye ulaşabilsede, ulaştığı kapasite kalıcı olamaz, ilişki sonunda ilişki başlangıcındaki haline geri döner) çok fazla ilişkiyede girilse, eğer kadına sürekli fisting (vajinaya elin tamamını ve bileğin bir kısmını sokmak, kafasını sokanlarda görülmüştür) yapılmıyorsa, vajinaya kalıcı zarar verilemez, vajinin dıştan görünüşünü bozacak olan aktiviteler fisting-doğal yolla doğum gibi aktivitelerdir, bunun dışında 24-25 yaşına kadar erkek arkadaşlarıyla ilişkiye girmiş bir kızın vajinası ile, 17 yaşındaki bakire kızın vajinası arasında dıştan fark yoktur, hatta 25 yaşına kadar ilişkiye giren kızın vajinası, daha dar olabilir, çünkü her kas gibi vajina kaslarıda çalıştıkça sıkılaşır, yani eğer doktor değilseniz bir kızın bakire olup olmadığın anlayamazsınız, kızın yataktaki hal ve hareketlerinden daha önce ilişkisi olup olmadığınıda anlamak zordur, çünkü her kız, yatakta belli bir süre kalas gibi yatabilir ve ağzından -dur orama dokunma- -ay acıyoo- gibi kelimeler çıkabilir.
bekaret göttedir, genelde insanlar da bekareti götünden anlar zaten.
bekaret bir sigorta değildir, "buradan ötesi yasah" tabelası değildir, bozulduğu takdirde insanın canının alınmasına bahane olamayacak kıytırık bir fazlalıktır. *
"allah kadına güvense zar koymazdı" gibi gerizekalı esprilere malzeme olamayacak kadar küçük bir meseledir bu zar parçası.
bekareti hayati mesele haline getirecek kadar büyüten dişiler de erkekler de birer zavallıdır. çıkışı olmayan bir düşünce ve ikilem denizine düşerler, çünkü doğru olanı hissetmelerine ya da bilmelerine rağmen kabul etmek istemezler.
erkeklerin sebebi anlaşılamayan boktan bir dayatmasıdır bekaret, zayıf kadınların da bu dayatmayı havada kapışıdır. böylece körler ve sağırların birbirini ağırladığı, insanların bok yolunda beyinlerinin ortasına kurşun yedikleri pislik bir toplumun çarklarının hala gresle yağlanmışçasına kolayca hareket ederek işlevine devam etmesine sebep olmaktadırlar.
bunu hayati bir mesele haline getirenlerin, o çok kafayı taktıklar bok yolunda yok olup gitmeleri temennisiyle..
Sadece dişilere adletmenin yanlış olacağı konu. allah dişilere sigorta için hymen koymuştur derken, allah'ın gönderdiği son ve bozulmamış tek kitapta bu konu hakkında tek bir şey söylenmemiş, kızlık zarına kutsallık yüklenmemiştir, katolik kilisesi için kızlık zarı - bekaret çok önemlidir, islamiyet'te bekaret'in cinsleri ayrılmamıştır. allah adına konuşuyorken kuran'ı baz almadan, kendi yorumunla allah -şu işi bu yüzden yapmıştır- demek kaosa yol açar, bende çıkıp, kızların %13'ün doğuştan kızlık zarı yok, demekki allah bu kızlarımızı doğuştan orospu olmaya yönlendirmiş, alışmadık götte donun durmayacağını farkına varmışta, bu kızların libidolarını kullanamamalarını engellemiş dediğimde, ne kadar ciddiye alınırsam, bu tarz düşüncelerinde aynı değerde ele alınması gerekiyor.
her zaman yaptığım gibi, bu olayın niye önemli yada önemsiz olduğunu irdelemeyeceğim. kendine göre sebeplerle bekaret konusunu önemli gören kişilere bir kaç şey söylemek istiyorum. (bkz: formatın ağzına sıçmak)...
ilk söylemem gereken, ellerini biraz daha güçlendirmeleri, karşıt grup, feodal düzen'den girip yunan tanrıçası hymen'den çıkarken -nasıl bu hale geldik?- -biz bu kadar mezhebi geniş miyiz?- gibi çıkışlar, bu grubun en büyük eksiği.
bu grubun elindeki en büyük koz olarak ''islamiyet''i görüyorum, eğer, islam dininde zinanın yasak olduğu, eğer kişilerin allah inancı var ise, bu tarz şeylerin insanın ruhuna zarar verdiği, ayrıca evlilik dışı cinsel ilişkilerden hastalık kapılabileceği gibi ''biz aslında sizi düşünüyoruz'' tarzında konuşmalar, insanların aklını çelebilir, tabi bütün bunları konuşabilmek için önce bakir-bakire olmak gerekiyor malum -nur suresi-...
bu grubun geçmişte kullanabileceği, türk örf ve adetleri, ataerkil düzen gibi konuları günümüzde kullanabilmeleri biraz zor gözüküyor(eskiden çoğu kişi araştıramazdı türk adetlerinde bekaret diye birşeyin olmadığını), ayrıca bilindiği gibi ataerkil düzen eskisi gibi işleyememekte çünkü doğada evine bakabilen güçlüdür, bu geçmişte eve et getirmek, kaslı olmak, yırtıcı hayvanlardan aileni koruyabilmekken, günümüzde bütün bu kavramların yerini para almıştır, türk örf-adet ve aneneleri konusunda direk;
(bkz: #3621311)
(bkz: #3624250)
(bkz: #3627918) diyip geçelim.
şu anda olaya tarafsız bir gözle bakarken, bu gruptaki insanların, karşıt görüşe göre ellerinde fazla birşey göremiyorum, bu grup düşüncelerini, tarım toplumu ve sanayi toplumunun yaşayış tarzlarına göre kurarsa, başarı şansı doğar.
''Tarım toplumlarında, evlilikler erken gerçekleşir, kişiler, tarlada çalışabilecek yaşa geldiği vakitte, evine bakabileceği zaman evlenebilir, kırsal kesimde oturan arkadaşlarımız için bekaretin biraz daha fazla önemli olması gerekir, zaten çok küçük yaşta evleniyorlar, birde niye evlilik dışı ilişkiye girsinler ki? helali ile sevişebilmek varken..''
tarzında yazılar - konuşmalar etkileyici olabilir.
son söz; hangi dayanak alınırsa alınsın, çok fazla çalışılması gereken bir konu. eğer toplumu belli yerlere çekmek, insanların düşüncelerini şekillendirmek istiyorsanız, karşıt görüşteki her fikir her yazıyı okumakla beraber aynı zamanda işin uzmanları tarafından da yazılmış yazıları okumak gerekir, -eee..amerika mı lan burası? bacın ne olacak?- tarzı konuşmalar sadece elinizi küçültür, eğer yazıyı bir kez daha baştan okursanız, bilimsel bir dille, güzel bir yazı yazmanın, kitleleri etkileyebilmenin çok da zor olmadığını göreceksiniz.
tarım toplumlarında görülendir. evliliğin ilk şartı eve bakabilecek kapasitede olmaktır, buda tarım toplumların 14-15 yaşa tekabül etmektedir. 14-15 yaşlarında evlendirilen çiftler evlilik dışı cinselliği aramazlar. ama sanayi toplumlarında durum farklıdır, sanayi toplumlarında amaç 'üretim araç'larında söz sahibi olmaktır, bununda koşulu üniversite okumak-master yapmaktır. dikkatli incelenirse, toplumdaki ''oğlum-kızım üniversite okusun'' düşünüşünün yayılmaya başlaması ile birlikte bekarete verilen önem azalmaya başlamıştır. olay toplumun yapısında bitmektedir. tarım toplumu olmayı bırakıp, sanayi toplumuna kaydıkça, bekaret'e verilen önem azalacaktır.
edit; evet güzelim sen zaten diyordun üniversiteler fuhuş yuvası diye, bende bu entry'minde ondan bahsettim zaten. o değilde patlak karı alma sakın, patlak davulu başında çalarlar ben sana söleyim...
biz seni severiz bekaret..bekaret.
kimi 'et' der kimisi keramet.
nerde olduğu bilinemeyen peksimet.
nerdeysen nerdesin, sorun büyüsün yeter ki, haydi devam et.
kimi 'modern' der kimisi yobaz.
bunlar bize komaz.
severdi iki tarafta birbirini.
olmasaydı aramızda minicik bir birikinti.
bende dahil olmak üzere, sözlüğün en çok sevdiği hattori hanzo'dur. kimi kesimler, ''yetti ulan, yetti be'' gibi tepkiler versede, başlığı sol frame'de görünce, birden sevinirler, hemen ''ben bu dertten ölürsem söyle küçük bey..'' diye şarkılar söyleyerek, başlığa saldırırlar.
sağ göğüste olduğu ile ilgili elimize şu anda haberler ulaştı. (el ile kulağı kapatıp, hafif öne doğru eğilerek) evet birandd.. bolivya sağlık bakanlığı, latin amerika kökenli bir bayanda, sağ göğüs ucunda tespit edildiğini bildirdi, evett.. söz sende birand.
türkler olarak avrupalı olmadığımızın en büyük kanıtıdır bu bekaret mevzusu. evet, bizler avrupa lı değiliz. orta doğu insanlarıyız. mevcuttan önceki feodal düzenin gayri resmi etik ve ahlaki yaptırımlarından soyutlanamamış olmamız yeterli bir açıklamadır sanıyorum. aramızdan, yok ne alakası var ben öyle değilim diyenler vardır. biliyorum, ben de öyle değilim ve hatta daha orta okulda, bekaret mefhumunu yeni öğrenmişken, benim için önemli olmaz, umursamam dediğimde babamdan kallavi bir sopa bile yemiştim. maalesef toplumların kültürü, tek tek bireyler incelenek saptanamıyor. cem yılmaz ın 2000 yılındaki bir esprisi gibi;
"doktor tiplemesi yapıyorum tabipler birliğinde isyan çıkıyor, kapıcı tiplemesi yapıyorum konfederasyonları ayaklanıyor, bizler öyle değiliz diye. ben de biliyorum tek tek ele alındığınızda öyle değilsiniz ama hepinizi toplayınca çıkan manzara bu."