ingiliz, eski sas komandosu, maceracı, yazar, tv sunucusu, manyak ve ayı'dır efenim.
bulduğu irice bir solucanı "burada bulabileceğiniz en iyi kalori kaynağı, tek yapmanız gereken üzerini silmek." dedikten sonra solucanı iki parmağının arasında baştan sonra sıyırdıktan sonra bir çerez misali ağzına atar ve oradan oraya atlatıp, sarp kayalıklara tırmanmaya devam eder.
bear grylls'in her hangi bir iddiası yoktur. tek vaadi daha önce olmuş hayatta kalma öykülerini yeniden canlandırmak ve böyle bir duruma düştüğünde ne yapman gerektiğini anlatmak. ed stafford ise amazon'u yürüyerek geçmiş tabi kimse yanındaki rehberden bahsetmiyor ve sonrasında da bakalım ben burada hayatta kalabilecek miyim denemeleri. geçen gün hiç bir yırtıcı avcının olmadığı bir yer bulmuşlar afrika da orada hayatta kaldı.
"Issız adaya düşsem alacağım tek şey" diyonuz da, oğlum bu herif adayı yer bitirir siz açlıktan ölürsünüz sizi de yer. Severek izlerim programlarını, çok severiz. Tanım olarak, ne bulsa yiyen adam.
yemediği şey olmayan er kişi. tükettiği şeyler arasında fare(ilk olarak beynini yemiştir), tırtıl, yarasa, kurbağa(canlı canlı ve pişirmeden yemiştir), kaplumbağa ve sığır kalbi(bunuda pişirmeden kanlı kanlı götürmüştür) vardır. yani benim görebildiklerim bunlar. ancak unutulmamalıdır ki biz ne kadar iğrenirsek iğrenelim bu adam olası bir felaket senaryosunda hayatta kalacak çok az insandan biri olacaktır.
Başlarda iğrenerek izliyordum. Şimdi saygı duyuyorum. Programında yaptığı her şey sadece zor durumda kalan insanların, vahşi doğa koşullarında nasıl hayatta kalacağını göstermek için. the Revenant filminde dahi adamlar ölen atın içinde uyudular , bağırsakları , işkembeyi falan dışarı atıp. Yalnız hala daha obama ile çekmiş oldugu bölümleri izleyemedim. Yararlı bir program olduğu kesin. Ben yine de böcek , kurt vs yemektense açlıktan ölmeyi tercih ederim.
kendi idrarını bile içebilen ingiliz eski özel kuvvet askeri. onunla beraber belgesellerin hazırlanmasına yardımcı olan kamera arkası ekipte eski özel kuvvet askeridir. dünyanın her yerini "belgesel" çekeceğiz şirinliğiyle gezip tozan ve bana göre hala asker olan ingiliz.
ayrıca ülkemizin ırak sınırında da hayatta kalma belgeseli çeken birey.
O insansa, ben neyim dedirtendir.
Mücadelesini, ağzım açık, gözlerim pörtlemiş, kamburum çıkmış, eciş, bücüş, koltuk tepesinde izlediğim adamdır.
Her türden, börtü böceği, ağzına iştahla atan, idrarını içen, dışkısını, çamur niyetine kullanan, insan görünümlü, über güçlü bir ayıdır.
Ateş yakmaya üşenen, herşeyi, pişirmeden, temizlemeden, çatur çutur ağzına atar ve en önemlisi hastalanmaz.
Bu adam evliymiş.
Hatununu, ondan daha çok takdir ediyorum.
Bu adamla nasıl öpüşüyor acep? Kusmadan..
Adam aç kalsa, hatununu bile yer yahu, akrep yemiş, çiyan yemiş, hatun ne ki ?!?!
Programlari gercekci degildir. Adam kapadokyada 3 gun gezdi yersen. 3 gunde hic koye yiyecek bir seye rastlamadi vs. Bunun yaptiginin gercegi icin : (bkz: ed stafford)
o akrebin arkasını kesip katır kutur yediği sahnelerde midem zıplıyor fakat adamın hayatta kalmak için yapacağı şeyleri görünce kendi hayatımın ne kadar boş olduğunu anlıyorum. okula giderken yürümeye üşeniyorum