bunu birleşmiş milletler güvenlik konseyi düzenler,
2. maddeye göre bir ülkenin toprak bütünlüğüne ve bağımsızlığına karşı kuvvet kullanılması ve/veya bu kuvvete yardım edilmesi yasaktır, suriye birleşmiş milletlere bu maddenin ihlali ile başvurabilir, çok ciddi yaptırımlar çıkabilir bunun sonunda,
ayrıca
7. maddeye göre de bir ülkede barışa karşı bir tehdit varsa, ya da bir başka ülke bu tehditi destekliyorsa, bm güvenlik konseyinin duruma el koyma yetkisi vardır ve suriye yine bu maddeyi de öne sürerek , Türkiye'yi toprakları içindeki barışa müdahale ettiği yönünde şikayet edebilir.
sonuçta eğer Türkiye'nin Suriye'ye gizlice silah soktuğu resmen ispatlanırsa, bu durum uluslararası bir suç işlenmiş anlamına gelecektir,
böyle durumlarda çoğu ülkede, bu durumun ihtimali bile ortaya çıktığında ortada hükümet falan kalmaz ama burası türkiye, pişkinler diyarı.
bu arada pkk için de başka ülkelerden silahlar geldi , o ne olacak diye düşünen arkadaşlar için de;
evet bu da uluslararası suçtur, ancak belli ki o başka ülkeler bunu senin yaptığın gibi malca, danaca yapmamış, gayet kulpuna uydurmuştur, eğer böyle bir şey var ise, sen de hangi ülke, hangi sınırdan ülkene silah soktu, yakala, ispatla ve hakkını sonuna kadar ara,
ayrıca diğer bir konu ise, bir suçun sana karşı daha önce işlenmiş olması, senin de aynı suçu bir başkasına işleme hakkını doğurmaz, hukukta böyle bir kıstas sistemi yoktur.
yani belli ki birileri iyice s.çtı, bari siz sıvamaya çalışmayın arkadaşlar.
ayrıca bazı arkadaşlar konuyu hiç saptırmasın, konunun devlet ile millet ile hiç alakası yoktur, konu tam tersine akp ile, akp'nin devleti ve milleti beyinsizce, aptal yerine düşürmesi ile ilgilidir.
toparlamak gerekirse, hukuk-yasa-ahlak gibi kurallarla kendisini asla bağlı hissetmeyen akp iktidarı tarafından 5237 Sayılı TCK’nun 304. maddesinde öngörülen “Yabancı Devlete karşı savaşa tahrik”, 306. maddesinde düzenlenen “Komşu devlete karşı asker toplama ve hasmane hareket” suçları işlenmiş ve işlenmektedir.
bu suçlar nedeniyle, türkiye cumhuriyeti ile suriye arasında husumet oluşmuş, bir uçağımız düşürülmüş ve iki pilotumuz şehit olmuş, reyhanlı'da bombalı saldırıda 52 vatandaşımız ile sınırda topçu ateşi sonucu vatandaşlarımız ölmüş, yaralanmış, maddi hasar oluşmuş, suriye'deki meşru yönetim aleyhine iç savaş kızıştırılmış, yüzbinlerce suriye'li hükümet ve terör grupların arasındaki ağır silahların kullanıldığı çatışmalarda ölmüş, suriye'de kentler harabeye dönmüş, altyapı büyük ölçüde yok olmuş, milyonlarca suriye'li türkiye'ye sığınmış, zor koşullarda yaşayan bu insanlarla vatandaşlarımız arasında çatışmalar, cinayetler olmuş, zaten işsizlik oranı yüksek iken suriye'li ucuz işgücünün tercih edilmesi sonucunda türk vatandaşları işsiz kalmış, iş bulamamış, mülteciler için milyarlarca lira para harcanmış, dış ticaretimiz baltalanmış, sınır ticareti durmuş, iflaslar çoğalmış, dinci terör örgütlerine her türlü destek verilerek türkiye'nin dünyadaki imajı büyük yara almıştır. bu bağlamda, terör gruplarına destek vermek de ayrı bir suçtur. öte yandan, bu sayılan eylemler, "insanlığa karşı suçlar" kapsamında da ele alınabilecek vahim suçlardır. bu özelliği ile, bu suçların çoğunluğu, sadece ulusal değil, uluslararası yaptırımları olan suçlardır.
abd ile varılan eğit-donat mutabakatı yapılarak, TCK.nun 306 maddesi ve onun delalatiyle 304.maddeye aykırı bir suç daha işlenmiştir. (ama, bizim kuzular bundan ya haberdar değiller, ya da kelleyi koltuğa almış bodoslama gidiyorlar).
bu iki kanun maddesinde öngörülen cezalar da az değil. 304.maddedeki hapis cezası 10 yıldan 20 yıla, 306.maddede düzenlenen ceza ise 1.fıkrada 5 yıldan 12 yıla kadardır. ancak 2.fıkraya göre (2) Fiil sonucu savaş meydana gelirse faile müebbet hapis cezası verilir. son derece ilginçtir ki böylesi ağır bir suçun kovuşturulması 5.fıkraya göre, "her nedense" "Adalet Bakanının iznine bağlıdır".
ayrıca tck.da tekerrür hükümleri gereğince, bir suçun birden fazla defa işlenmesi halinde verilecek cezalar artırılır.
mit tırlarıyla somutlaşan sayılan sayısız suçlarından dolayı akp tayfasının kuyruklarına basılmış gibi bağırıp çağırması, görevli jandarma ve hukukçuları içeri tıkması hep suçluluğun telaşındandır. ha unutmadan ifade edelim ki, bir suçu örtbas etmek de, bu uğurda suçsuz olduğunu bildiği halde insanlara iftira atmak, delil uydurmak da ayrı suçlardır. Bu suçları kamu gücünü elinde bulunduranların işlemesi de ağırlaştırıcı nedendir.
akp, iktidarı elinden kaybetmemek için boşuna yırtınmıyor. hem yolsuzluklar hem de insanlığa karşı işlenen suçlar bir gün güçten düştüğü anda önüne getirilecek ve hesap sorulacaktır. bunu önlemek veya geciktirmek adına işlemeyecekleri suç olmaması da ayrı bir gerçek.