başbakan a mektup

entry4 galeri0
    4.
  1. 3.
  2. Taksim Gezi Parkı’nda göz diktiğiniz o birkaç ağaç, sizin piyasacı beyin kıvrımlarınızdaki karşılığıyla “sadece birkaç odun” değilmiş demek ki…
    Fakir fukaranın, garip gurebanın “ücrete tabi olmadan” gölgesinde nefesleneceği o üç karış yeşilliğin, insanların nasıl yaşayacağıyla ilgili karar sahibi olma ısrarlarının simgesi olabileceğini nerden bilecektiniz?
    Ne de alışmıştınız kayıt-koşul koymaya oysa…
    insan yaşamına “ayar çekmek” ne başdöndürücü bir mutluluktu…
    “Hiç kusura bakılmasın, karar verdik, bitti o iş…” repliğiyle, ne işler bitirmiş, ne “belalar” savuşturmuştunuz…
    1400 yıllık bir geleneğin ideolojik zırhını da kuşanıp, tevekkül ve biat dışında her türlü “vatandaşlık hakkı”nı çok gördüğünüz “kullarınızı” yönetmenin yerçekimsizliğiyle, ne güzel uçuyordunuz öyle…
    Bir de TOMA’larınız vardı nasılsa, ne güçlüydüler; çeşit çeşit gazlarınız, hiç tükenmezdi nasılsa…
    Bastıramadığınız, hep gözümüze gözümüze soktuğunuz, üzerimize saçtığınız kibrinizle, insansız meydanlar düşlediniz…
    Hoyratça örselediğiniz ruhumuzu “son kuruşuna kadar” tüketmemizi, harcamamızı istediniz AVM’lerinizde…
    Diğerleri gibi, şimdi gezi parkına dikivereceğiniz o rezidansınızın haşmetine bakıp bakıp, kudretinizin nasıl ezeli ve ebedi olacağına inanacaktık değil mi?
    itiraz eden bir avuç kendini bilmez, dinini, ahlakını, “ecdadını” tanımaz “kafası kıyak”, sabah namazını kılıp şafak vakti huruç eyleyen müfrezelerinizin üç atımlık zehirli fişeğiyle evlerine kaçacaktı nasılsa…
    “Yavuz geliyor Yavuz” manşetleriyle yeniden “fethe” çıkılmışken tam da… istanbul’un bu inadı da nerden çıkmıştı böyle?
    Bu günleri de mi görecektiniz?
    Nobranlığınıza, iflah olmaz rantseverliğinize, kalpazan sermaye aşkınıza, bu ölçüde bir itirazı nasıl da mayaladınız böyle?
    Yok edilen eko sistemleri sonucu, Taksim gezi parkına sıkışmış istanbul’un bülbüllerinin ahı mıdır yoksa!
    “Üç beş ağaç meselesi” dediniz, yanıldınız işte.
    Hayat sizi kandırdı!
    itirazsızlığa inandınız, Kürdistan’da aşina olduğunuz o itiraz sesleri şimdi istanbul’un ortasından kulaklarınızda çınlıyor, yayılıyor giderek…
    Gazınıza kuvvet diyeceğiz ama ona da alışılıyor işte; “sıksana sıksana, biber gazı sıksana” diye “delice” sloganlar atacak kadar “kafayı yiyen” bir direnişçilik var karşınızda.
    Ki bunun tercümesi şudur:
    Direnişe alıştı insanlar!
    Korku duvarı aşılmıştır artık…
    Bu yeni bir eşiktir.
    Alkolü mü yasaklayacaktınız, tebaanız uyanık kalsın diye; gerek kalmadı, kaç gündür uyumadan direniyorlar işte!
    “Yavuz Yavuz” tezahüratlarıyla hoş eylediğiniz yüreğiniz şimdi “Yusuf Yusuf” atıyor değil mi?
    Günlerdir Taksim’i kuşattığınız o TOMA’lı sipahileriniz, halkın kuşatmasında şimdi Taksim’e sıkışıp kalmış durumda…
    Kesip biçip ayar vermek için bıçağını daldırdığın hayatımızın kemikten de olduğunu unuttunuz galiba.
    Bıçak kemikte işte!
    Hayatımızı ve dahi istanbul’u yeniden fethe çıkmıştınız ya…
    Alın size direnişe alışmış hayatlar...
    Alın size istanbul!
    Geçmiş olsun Hünkârım, selametle!..
    0 ...
  3. 2.
  4. Merhaba Sevgili Başbakan, bugün konuşmalarınızı dinledik, iki çift laf yazıp mektup olarak yollamaya karar verdik. size bu mektubu gezi parkında bir ağacın altında yazıyoruz, buralar karanlık imlamızda ve edebi dilimizde aksaklıklar olabilir.. malum elektrik kesintisini devreye soktunuz.

    Öncelikle zihninize idrak ederiz ki;

    bu bir ideoloji isyanı değildir, bu bir bayrak savaşı değildir, bu bir rejim savaşı değil, bu bir parti isyanı değil, yandaşların savaşı değil,
    bu isyan 'sınıf savaşıdır', ezilenlerin, yıllardır atanamayan 100 bin öğretmenin, tekel işçilerinin, hakkını alamayan öğrencilerin, şiddet gören doktorların, madencilerin, savaşıdır.. tersanelerde almadığınız güvenlik önlemi yüzünden ölen insanların savaşıdır, doğanın, tabiatın, artık burnundan gelen insanların savaşıdır, arkamızda bıraktığımız tüm acıların savaşıdır...

    Sevgili başbakan, bugün ağaçta salladırmaktan, idam etmekten, tehditten hatta, ağaçta sallanmak lafıyla deniz gezmişe dil uzattın, dalga geçtin... bunlar iyi bilirler dedin. evet biz iyi biliriz babalarımızdan mücadeleyi, direnişi, denizleri, mavi gözlü çocukları... siz de bizi iyi bilirsiniz, inatçılığımızı, memleket sevgimizi... denizleri unutmayacağımızı bilirsiniz... altıncı filo'yu nasıl uğurladığımızı bilirsin.. bugüne kadar sineye çekilen tüm olayların kıvılcımındayız...

    Tüm olan bitenlere rağmen, insanları geren, kışkırtan uslubunuz tahmin ettiğimiz gibi...
    Özür dilemek ve sağduyu çağrısı yapmak yerine tehditi ve gerginliği seçtiniz, alkolü seçtiniz.. lütfen sakin olun, oyun yeni başladı... sinirlenmeye gerek yok.

    Siz bir demogoji uzmanısınız, hatipsiniz, aslında ne yalan söyleyelim, yalan olmadığını bilsek biz bile size inanacağız... öyle güzel konuşuyorsunuz ki.. hey yavrum hey....
    yazılacak çok şey var, ama mücadelemiz uzun olduğu için çok kısa söylüyoruz , artık konuşma sırası halktadır, sokaktadır, insanlardadır. bunu da idrak edin.

    Bu arada siz alev saçtıkça içimizde daha çok mücadele hissi oluşuyor, bunun için ssize teşekkür ederiz, uyanıyoruz, güçleniyoruz...
    bizlere provokatör dedin, çapulcu dedin, ama yanıldın, kimsiniz lan siz ayrancılar dersen, bir not düşelim.

    Not: ÇARŞI, GFB, ULTRASLAN, HACETTEPE ÜNiVERSiTESi, VETERiNERLER, ÖĞRENCiLER, SENDiKALAR, iŞiNi ELiNDEN ALDIĞIN TEKEL iŞÇiLERi, HiÇBiR PARTiYE ALET OLMAYAN, FANATiZME ALET OLMAYAN GENÇLER, YILDIZ TEKNiK ÜNiVERSiTESi, GALATASARAY ÜNiVERSiTESi, DiCLE ÜNiVERSiTESi, ATANAMAYAN ÖĞRETMENLER, EMEKÇi ÖĞRETMENLER, BOĞAZiÇi ÜNiV, TAKSiM iNSANLARI, BEŞiKTAŞ iNSANLARI..

    VE DiĞER TÜM GRUPLAR, iSYANCILAR, ŞEHiRLER, AKUT, HAYVANSEVERLER, REDCHACK, TÜRKLER, ALEViLER, KÜRTLER, SOSYALiST ÇERKESLER, VE DiĞER YÜM GRUPLAR, ŞEHiRLER, ÜNiVERSiTELER, SOSYAL MEDYA, SANATÇILAR, TiYATROCULAR, OYUNCULAR, ŞARKICILAR, BESTECiLER.
    1 ...
  5. 1.
  6. bro kafam kıyak : çünkü bu gaz nefis ! bu gaz aklıma oksijen taşıyan hücreleri açtı.düşündümde (iznin olursa) gözlerimiz bu gazdan yaşardıkça aklımız yeşeriyor gibi, seviyorum (iznin olursa) 180 barlık basınçla haklı oluşuma dair toma suyunu, kaçkarlardan kaçırıp sermayeye bırakmayı istediğin suyun tayzığıda böyledir, karşısında duramazsın, adamın ayaklarını çatlatır, benim cankuşum selçuk rizelidir, birlikte coşkun bir derenin selinde yıkanır gibi toma suyuyla yıkandığımız da arındık bro !.neye kızdık biz biliyormusun ?.oy verdik diye etimizi kemiğimizi köpeklerin önüne bırakmana, hayatıma dair her sözü söyleyebileceğine inanmana, sanata, düşünen adama it muamelesi yapmana, demlenen adama nefretle ve öfkeyle çizik atmana, iki kadeh içip izmirin denizine nazlanan dostlarım da var benim, onlar sana oy verdiler !.ama gördüler ki mutluluk dolu cüzdan değilmiş, bir ergen penisi hızında dolup boşalan borsalar değilmiş.iki arkadaşla hatırat oluşturduğumuz o güzel anlara müdaheleniz sözle olsa bile yeter, bu bile beni şaretlemeye yeter !.ben ayyaş değilim bro, hatta içmeyi sevmem.zorla ayda bir içerim, kafam kıyak olarak en son çocukken gezdim galiba, ama bu kadar kıyak olmadım hiç.çünkü sözü olanın sözünü bekletmeden edebileceğini de gördüm, derhal dediğini, şimdi sen büyük hastalığa yakalanan hastalar gibi 'yoook yaaa, iyiyim ben' diyip inkar edeceksin bunu, ediyorsunda, ama hastalık böyledir be bro.bu düşüncelerin hastalıklı ve kanserli olduğunu kabul etmeni şimdi beklemiyoruz, büyükleriniz sizi nasıl olursa uyaracaktır.büyükleriniz diyorum çünkü bir toplumun başı olacak kadar büyük olsaydın insanlar öldüğünde onların yanına giderdin, büyüklerinin yanına değil.kafam kıyak şimdi bro, şerefine !.
    0 ...
© 2025 uludağ sözlük