aslinda basortunun elestirilmesinin tek nedeni insanlarin basortunun neden takildigini anlayamamalari. yani zekat vermeyi anliyoruz hepimiz yada oruc tutmayi ama basortusu yani sacinin bir telinden tahrik olacak bir erkek varsa o zaman bu kizlarimiz yuzlerinide elerinide kapatmalari lazim tabi ki bs ortusu takmak bir ozgurluktur. ozgur secimdir. ama sonucta bir ttabudur. belki bunu yapip cennete gidilecegine inaniliyor tek nedeni de bu zannedersem.
Baş örtüsü veya türban takmak Allah * kul arasında olan bir olgudur. Takmayan insanların bunu eleştirmelerini anlayabilmiş değilim. M.K. atatürk Cumhuriyet, Laiklik ile birlikte demokrasiyide getirmiştir. Atatürk'ün ilke ve inkılaplarını kendi ideolojilerinize göre uygulamak veya yorumlamak işte budur asıl yobazlık olan. Baş örtüsünü eleştirenlerin hepsi faşizmide eleştirmiştir. Ancak asıl faşistliği kendilerinin yaptığının farkında bile değillerdir. Çok övündüğünüz demokratikliğinizle insanların kendilerini allah * katında bir adım öne çıkaracağını düşündüğü ve bildiği baş örtüsünü neden eleştirirsiniz bunu anlamam. Her fırsatta senin dinin sana benim dinsizliğim veya dinim bana dersin. ancak ilk fırsatta başkalarının ibadet anlayışını eleştirirsin. çamur at izi kalsın olayına gidersin. Bu ideolojideki insanlar ne kadar kendilerini paralarlarsa paralasınlar ne benim annem nede baş örtüsü takan diğer anne ve bacılar bu baş örtüsünü kafasından çıkarmayacaktır. Baş örtüsünü provakasyon aleti olarak kullanan(takan) zihniyetlerin baş örtüsünü eleştiren zihniyetten pek farkı olmadığını düşünmekteyim. Şahsen annemin kıçı başı açık gezmediği içinde onunla gurur duyuyorum.
başörtüsü sünni müslümanların tamamına göre dinin kesin bir emridir. kebairden olmayan küçük günahlar arasında yer alır. diyanet işleri başkanlığı bu hususu her defasında dile getirmektedir. bu konuyla ilgili sık sık vurgulanan aile baskısı meselesi de dinin emridir. ehl-i sünnete göre küçük çocuklar ergenliğe kadar başörtüsü takmaya ve namaz kılmaya zorlanır. hatta gerekirse hafifçe dövülür. bu hadislerde vardır. 20. yüzyıl modern kafaları bunu beğenmiyor diye din değişmez. allah kadir-i mutlak'tır, o ne derse o olur.
islam dinine göre kişinin sadece inanması onu hayırlı bir insan yapmaya yetmez, amelleriyle imanını güçlendirmesi şarttır. dolayısıyla başörtüsü takmak her müslaman kadının görevidir. yabancı erkeklerin yanında başını açtığı takdirde günahkar olur. yine sünni alimlere göre saçın bir telinin gözükmesi bile haramdır. yani zülüfleri açıkta bırakan ve tsk'nın, atatürkçülerin vurguladığı örtü haramdır. bazı insanlar türban takmayın, o siyasi simge diyor; ama önerdikleri bütün örtüler saçın bir kısmını veya boynu açıkta bırakıyor ki, boynu örtmek kuran ayetiyle emredilmiştir. saçtan bile daha kesin olarak boynun örtülmesi farzdır.
gelelim sadede. türkiye cumhuriyeti'nin yetkilileri başörtüsünün rejim aleyhtarı veya çağ dışı olduğunu düşündükleri veya başka birşey için bu örtüyü bazı alanlarda yasaklamışlardır. onların bu yasakları kendi laik-demokratik değerleri içinde tartışılır. islamı zaten kabul etmeyen bir devlet olarak türkiye kendi anayasal ilkeleri ışığında başörtüsünü mahzurlu görüyorsa bu meşrudur. devletler böyle hüküm sürerler. dolayısıyla bugün devlete yapılacak itirazlar da temelde kurana değil anayasaya dayanmak zorundadır. bu işin dünya tarafı. isteyen yasaklar, isteyen dışlar, isteyen nefret eder, isteyen iftira atar, isteyen alay eder... allah kuranda belirttiği üzere insanlara emirlerini çiğnemek için mühlet vermiştir. kullar dünya hayatında allahın kanunlarına istediklerini reva görebilirler. sözgelimi "allah yok" diyebilirler, "salakların tanrısı" diyebilirler, "peygamberin (sav) hanım sayısını dert edebilirler", "başörtülüler teröristtir" diyebilirler...
gelelim işin öbür tarafına. hiss-i kablel vuku ile aşikardır ki allah vardır, muhammed (sav) onun kulu ve elçisidir. ahiret haktır. allah bütün insanları; başörtüsü takanları, takmayıp saygı duyanları, takmayıp alay edenleri, takmayıp yasaklayanları, tanrıyı takmayanları ruz-i mahşerde toplayacaktır. ve herkesten hesabını soracaktır. allah diniyle alay edilmesine, emirlerine uyan müslümanlara zulmedilmesine razı olmaz. tekrar söylüyorum laik-demokratik ilkeler ışığında haklı olabilirsiniz, ama allah katında haksızsanız kıçınız fena pişecektir. bu işin kanunu bu, kullar allah karşısında başörtülülerin devlet karşısında olduğundan çok daha acizdir. o şedid-ül ikab'dır. allah intikam almayı sever.
Modern Cagdas Laik Turkiye Cumhuriyetine yakismiyan bir silah olarak kullanilan artik taksam acaba irticaci olurmuyum sorularini sorduran neyse bitmez bu. :)
basortusu bir hanima ancak isterse takilabillir. aile baskisiyla yada cocukluktan beri beyni yikanarak basortusu ozgurluk degil tabu ve baskidir. toplumun bir kismi baskiyla basortusunu kizlarina takmaya calisiyor ve bu cok yanlis.
Dr. M. Hofmann
Fatima Grimm
Kristiane Backer
Silvia Al Saad
Ahmed Deedat
Mark Hanson
Peter Sanders
Michael Wolfe
Dr. Bilal Philips
Dr. Jeffrey Lang
Dr. Garry Miller
Schwester Fitra
Schwester Zenah
Schwester Safia
Bruder Yablow
Bruder Dragan
Bruder Cielie
Jermaine Jackson
Dawood Ngwane
Leopold Weiss
Yusuf Estes
Malcolm X
Cat Stevens
Michelle Hutchins
Khadija Watson
Aminah Assilmi
Schwester Maryam
Elena Shromova
Schwester Amina
bunu yazma nedenim insanların anlamsız batı özentiliği. onlar birilerinin kıyafetlerini eleştirip yasaklayarak değil, okuyarak, araştırarak geliştiler. işte bu yüzden türkiye 3. dünya ülkesi olarak kalmaya mahkumdur. ve siz ne derseniz diyin, bu listedeki kadınlar müslüman olunca başlarını örttü. kabul edilsin veya edilmesin, zaten islam inancına göre birgün herkes neyin doğru olduğunu görecek ama çoğunluk için artık bir şey ifade etmeyecek. allah vaka suresinde, ahir zamanda yaşayacak olan insanların çoğunun cehennemlik olacağını belirtmiştir zaten. o yüzden bu anlamsız ve özenti yazıları normal karşılıyorum...
inanç özgürlüğü var ve kadınlar başörtüsü takarlar ama özgürlüğü savunanlar tarafından yasaklara boğulurlar..
insanları yasaklara boğarak özgür olmalarını sağlayamazsınız.. ayrıca bu yasağı savunanların özgürlüklerden bahsetmesi komiktir, trajikomik...
bırakın kadınlar kendi özgürlüklerini kendileri değerlendirsinler.
dünya değişiyor. yaşam ve yaşam için nedenlerde değişiyor. bizler için en doğru olan insanlar için özgür düşüncelere izin vermektir. benim için özgürlük kadının kendini ifade edebilme ve insan olarak yapması gereken görevi yerine getirmedir. erkeğinde görevi aynı değilmidir? bizler atatürk türkiyesi gibi mükemmel bir ülkede yaşıyoruz. devrim bedenlerde değil yaşamdadır. herkesin düşüncesine saygım var ve yargılamak kimseye düşmez. herkes istediği düşüncede ve dünyada yaşayabilir. en önemli erdem barış içinde kendine ve çevresine zarar vermeden yaşayan varlıklarındır.
ben atatürk türkiyesinde türban giymeyen bir kadın ile düşünceleri atatürk türkiyesi ile aynı olan başörtülü kadının düşüncelerinide kabul ederim saygı duyarım. ama niyeti yobazlık içeren ve asıl amacı şeriat güderek türban takıp düzene karşı çıkan kadının veya düşünceninde her zaman karşısında olurum. umarım önümüzdeki seçimler ve yaşam bizler için uğurlu olur.
not: entry leri kötüleyen kötülemeyen herkese saygı duyuyorum. ama kötülemek görsellikten öteye gitmez bunuda belirtmeden geçemiyorum.
türkiye'nin eskisi gibi tekrar güçlü konuma gelmesine olan inancımın gitgide daha fazla zayıflamasına neden olan görüş ayrılığı. kimisi bu arap geleneğidir diyor, kimisi 1500 yıl önce gelen bir kitabın emridir diyor, kimisi böyle bir emir yok diyor, bunların konumuzla ne alakası var anlayamıyorum, başörtüsü bir kişinin inancı da olabilir, illa islamiyet'te olması gerekmiyor özgürlük olması için, ya da arap geleneği de olabilir, o kadar çok avrupalı geleneği benimsedik ve öylesine tapıyoruz ki, kavramları da artık çözümleyemiyoruz.
bakınız iran örneği veriliyor, iran örneğini benim çevremdeki müslümanların hiçbiri onaylamıyor, iran zorla kadınların başını örttürüyor, doğru, ama aynı iran'da avrupa'da yaşananların aynıları yaşanıyor, uyuşturucu, alkol, kadın ticaret, hepsi var, kısacası zorla olmuyor. iran örneğine bakarak neden korkuyorsunuz anlamıyorum, bugün başörtüsüne özgürlük verlirse yarın iran gibi oluruz sağlıklı bir düşüncenin ürünü mü, avusturya'da başörtülü okula gidebiliyor kız öğrenciler, iran gibi mi oldu hollanda, yoksa iran'da eşcinsel evliliği serbest de ben mi duymadım, paranoyaya gerek yok, yasaklarla rejim korunmaz, yasaklarla çözüm üretilmez, etki tepki doğurur. bakın iran'ın etkisi tam ters yönde tepki doğuruyor.
nasıl iran aslında farketmeden islamiyet'in imajına islamiyet adına(!) en büyük zararı veriyorsa bir kısım insan da aynı şekilde türkiye'ye zarar veriyor, sorarım size başörtüsü serbest olsa ak parti bu kadar oy alabilir miydir, 28 şubat süreci yaşanmasa ak parti iktidara gelebilir miydi, peki recep tayyip erdoğan hapse girmemiş olsaydı halkın nezdinde mazlum başbakan imajına kavuşabilecek miydi? barış için savaş diye bir söz vardır, bilirsiniz, çok açık anlatır durumu, barış için savaş olmaz, savaşmamak için savaşmak gibi bir durum, bu ülke türk'ü, kürt'ü, laz'ı, müslüman'ı, hristiyan'ı, ateist'i, başörtülüsü, başı açığı, kısa boylusu, uzun boylusu, her çeşit insanı ile özgürce yaşadığı zaman türkiye bir yerlere gelecek.
fransa'nın dansını alıp, italyan operası ile çağdaşlık olmaz, bunu anlatmaya çalışıyorum. avrupa en kötü zamanını yaşarken osmanlı en iyi zamanını yaşıyordu, şeri hükümler vardı osmanlıda, tıpkı iran'da olduğu gibi, biraz daha farklı tabii, çok çok farklı hatta ama yeri değil burası, osmanlı aynı islamiyet ile başörtülü, başı açık, müslüman, hristiyan özgürce refah içinde yaşarken, psikolojik rahatsızlığı olanlara müzik terapi yaparken avrupa içine şeytan girdi diye insanları yakıyordu, peki ne yaptı avrupa, osmanlı'dan bilimi aldı, özgürlüğü aldı ve ayağa kalktı ama ne divan edebiyatını aldı, ne minyatür sanatını, ne hat sanatını, ne tezhib sanatını, ne islami mimariyi, ne başka şeyi, ne de osmanlı gibi olmaya çalıştı. biz ne yaptık, avrupa'nın dinlediği müzikleri dinlemeye çalıştık, bale, opera diye kıçımızı yırtıyoruz hala, bilim yok, özgürlük yok, kılık kıyafetle, yediğimizle içtiğimizle, avrupa'ya benzeyerek güçleneceğimizi zannediyoruz, ne acı, hepimizin derdi aynı olmasına rağmen anlaşamıyoruz ya buna yanıyorum, sade buna..
başörtülülerin iktidara gelmesini istemiyorsunuz, anlıyorum ama siz de şunu anlayın lütfen, siz yasakladığınız için iktidara geliyorlar, bir kez olsun halka güvenin, yasağı siz kaldırın bakın bakalım ak parti, dyp, mhp ne kadar oy olacak, bir kez olsun güvenin halka, bir kez olsun..
merak ederim hep, laikliği getiren atatürk niye kamusal alan oluşturmadı diye? atatürk mü hata yaptı, yoksa laikliğin anlamını hala çözemeyenler mi hata yapıyor?
ha bir de şu var, türban olarak değil de, başörtüsü olarak* o bezi takan anneannen kamusal alana girebiliyorsa bir haber ver de, ben de anneme söyleyeyim?
evet özgürlük istiyorum, hem de bu konu da çığırtkanlık ta yapıyorum. gereken her yerde eylemini de yaptım, yine de yaparım. bunun acısını bilmeyen için kolaydır konuşması..
dışardan bakmakla içeriden görmek çok farklıdır. sana bir bez parçası gibi gelir ama onu takan o beze birçok anlam yükler. onun için bu kadar önemli olmasa bu baskıların hiçbirine dayanmaz elbet. burada tartışılan "zorla örtünme" değildir. bunu kimse savunamaz, ibadetin en güzeli içten olanıdır. yaratan da hiçbir zaman zorlamamıştır, hatta "zorlaştırmayın, kolaylaştırın." demiştir.
kurallar vardır, bunu inkar edenle konuşulmaz bu konular elbet, ama bu kurallara sırf uygulayanların yanlış tutumları yüzünden karşı çıkmak ta kolaya kaçmak ve gerçeklerden uzaklaşmaktır.
tamam iran da ve arabistan da yanlış uygulamalar var, ama bu, o özgürlüğün üstüne bir kara duman gibi çökmemelidir. hep iran ve arabistan örneği veriliyor, peki malezya ya ve pakistan a hiç gittiniz mi? oradaki yaşamı gördünüz mü? ne başörtülü ayrılıyor, ne de hristiyan. yanyana çalışıp, yanyana yaşıyorlar. görmek istemeyen bu güzellikleri görmek istemez tabi. ha unutmadan, ne malezya ne de pakistan olalım demiyorum, örnek gösteriyorum, tabi görmek isteyene...
başörtüsünden kimse çekmedi deniyor ya, ağzım açık izliyorum. 28 şubat zamanında okuldan uzaklaştırılan hiçbir tanıdığınız yok demek, tamam bunu anladım, peki resmi kuruma alınmayan bir yakınınız da mı yok? ya yakını geçtim, hiç mi duymadınız böyle bir şey? vallahi pes...
günümüz bilgi dünyasında özgürlük düşüncelerden geçer. din kişiye özel bir dünyadır ve bu dünyanın görsel temalarla irdelenmesi sadece geriye götürür. kadınlarımız herşeyden üstün varlıklar olarak fiziksel imajlarını dinsel bir örtünme olarak görmekten vazgeçmek biz insanların birinci görevi olmalıdır. kadının namusu yada özgürlüğü başörtüsünde değil düşüncelerinde saklıdır.
din olgusu denen şey, eğer bir ülke içerisinde yönetimde dÂhi söz sahibi olur ise eğer(arabistan gibi, iran gibi, klişe örnekler) insanlara inanmak değil zulm düşer.
din devletlerinde, güçlünün din tanımı geçerlidir, allah'ın değil...
kur'an'ın bir ayetini okuyup 40 tane farklı anlam çıkaran kişiler, birleşip devlet düzeninde söz sahibi olduklarında gerçeklerden çok yalanlar kalır geriye.
kurallar vardır, insanca yaşam için, işler ileriye giderse...miras hukuku rafa kalkar, islam ülkelerinde kadının adı yok.
din içerde yaşanmalı. bu nedenledir ki..."bir kısım" insan için doğru kabul edilecek bir sözdür bu.
türban serbest olmalı "çığırtkanlığı" yapanlar, bu eleştirme özgürlüğünü bir hukuk devletinde yaşadıkları için yapabiliyorlar, rahatcana, oturdukları yerden klavye delikanlılığı yaparak...
yiyorsa iran'da yaşarken sistemi eleştirin, ben türban takmak istemiyorum deyin.
müslüman kadının uyması emredilen farzlardan birisidir, özgürlüğüdür, şusudur şekilde dallandırıp budaklandırmak çok da gerekli değildir. uyan vardır uymayan vardır, bu da diğer farzlar gibi bir bütünün parçalarıdır. bu parçalar bütüne yakınlaştıkça iyi müslümanı oluşturur, ancak müslüman bu parçaları yerine getirdikçe yaptıklarının da yeterli olduğunu düşünmemelidir aksi takdirde gafil olur.
müslümanım diyip tesettür vs adlandırmadan söyleyecek olursak bu parçalardan herhangi birini hem yapmayıp hem de saçma bulanlar vardır. bunlar için yorum yapmak bize düşmez, onların durumunu en iyi bilecek, bizi bizden iyi bilendir.
sonuc olarak bu parçalardan herhangi biri bazılarına göre tartışmaya açık bile olsa, o bazıları çıkıp da müslümanlara direktif vermemelidir. kendi öyle istiyorsa öyle yapar, yanlıştaysa cezasını da çeker-veya çekmez bizim emin olabileceğimiz birşey de değildir-, ancak kesin olan birşey vardır ki onu hz muhammed dönemindeki gibi yapan da zararda olmayacaktır.
empati sözcüğünü akla getiren ifadedir. şimdi resmi ideoloji şunu diyor, bugün başörtüsüne izin verirsek yarın çok daha başka şeylere de izin vermemiz gerekir. peki ya tam tersi, vatandaş bugün başörtülü okula giremiyorum, yarın bunlar evimin içine de girerse diye düşünürse ne olacak, marangoz dediğin odunu hep kendine yontar da bu kadar da değil, ayıp yahu.
efendim kızların 10 tanesinden 7'si hainmiş, nasıl kategorize ettin, ben de diyorum ki cumhuriyet gazetesi okuyanların 7 tanesinin beşi çürük elma, kime göre, neye göre kardeşim. bugün başörtülü kadına yaptığın ayrımcılığı yarın kamu otoritesini eline geçiren kişiler değişirse tam tersi aynı bahanelerle sana uygulanırsa ne yapacaksın. biz bir araştırma yaptık, top sakallıların 10 tanesinin 9'u bu ülkeyi bölmek istiyor, top sakallı girilmez okula, ne yapalım arada 1 tane de kurunun yanında yanan yaş misali ama olacak o kadar derseler ne cevap vereceksin. çok kaliteli bir tartışma için;
(#1080347)
başörtüsü babaannelerimizn taktığı bez değildir, allah ın emridir ve bütün müslüman ülkelerdeki hanımların inancını gösterme şekillerinden biridir. cumhuriyetten önce de vardı, şimdi de var ve mahşer günü ne kadar da olacak. halkın büyük bir çoğunluğu müslüman olup ta halkına bu kadar zorluk yaşatan başka bir ülke yoktur. şimdi bunları yüksek sesle söylüyoruz ya, kesin yobaz olacağız. anlamadığım nokta şudur; hem senin dinin sana, benimki bana diyeceksin, hem de başını örtene karışacaksın, aklım ve vicdanım bu ayrımcılığı kaldırmıyor.
başörtüsünü ne kadar engellemeye çalışıp, modern* bir imaj sergilemek isteseniz de türk lerin imajı dünya nın her yerinde böyledir ve ne yaparsanız yapın değiştiremezsiniz. medeniyeti bizden öğrenen hiçbir avrupalı bizi modern görmüyor, neden illa onlara benzeme amacındayız bir anlam veremiyorum. açıp bir tarihimizi okusanız övünecek o kadar şey bulursunuz ki...
modernizm denen şey gözünüzü o kadar kör etmiş ki elinizdeki hazinenin ve mirasın farkında değilsiniz...
dogdugu gunden itibaren basortusu takan annem ve cevremdeki insanlar, engellenmek soyle dursun en guzel sekilde hurmet ve saygi gormustur.
eminim annesi ya da teyzesi basortu takiyor diye kimse bu ulkede hor gorulmemistir.
kendi payima ailemde ve cevremde hic bir basortusu takan birey kimse tarafindan dislanmamistir.
turban cok farkli bir konudur. turkiye cumhuriyet'inin kendine ait bir anayasasi var dir. kimseye ozel kanunlar cikarmak ve ulkeyi kisilerin inanclari, politik gorusleri ve kendi ideolojilerine gore karar verme mekanizmasi yoktur.
isinize gelince avrupa ve amerika'yi ornek gostereceksiniz, isinize gelincede araplardan feyk alacaksiniz.
kabul etsenizde etmesenizde ataturk cumhuriyet'i kendi laik ve ozgurluk cizgisinde ataturk'cu nesil tarafindan yuceltilecektir.