mehmet ali erbin şebek rolünde olmadığı belli başlı filmlerden.filmi izlediğimde küçüktüm,sonra çok aradım ama bulamadım,mustafa sandal otobüs muavini,yonca evcimik evden kaçan köylü kızı,sevda demirel de odasına kapanıp soyunup oynayan köylü kızıydı hatırladığım kadarıyla.
dili upuzun bir adam vardı,çıkarıp dururdu.rüyama girmişti..
film müzikleri de mustafa sandala ait
"bir gün gelir de karşıma çıkınca
başkası varsa dilinin ucunda anlatma
beni ağlatma"
mehmet ali erbil'in sevişme sahneleri birçok kanalda sansürlenmişti.
leyla diye bir kardın vardı. Natalie adında bir kadın oynuyordu. taştı. evet evet, bildiğin güzel.
korkunç bir film.-evet bu.-
efendim resmen nefes almam engellenmişti, ananemin deyişyle "daral geldi" bana. hani sabrettim semboller aradım, alttan alttan mesaj vermeye çalışıyorlardır deyu. yok efendim. hani epeski türk filmlerinde böyle sahneler saçma sapan olur ya çünkü yönetmen elinde bir senaryo olmadan film çekmeye başlarmış ve kafasına nasıl eserse devam edermiş. işte bu da onun gibi.
yok kadın bir yerde gülüyor, öbür tarafta deliriyor. yok kasabada kaos hakim. neymiş kendilerine ne dayatılırsa onu algılarlarmış. vay anasını satayım şimdi anladım sinan amcamız popüler kültür eleştirisi yapmış. evet.-nihehe-
ama şunları da ekleyelim. film başlarken mr.e yaziyor. okurken mystery diye okuyoruz. filmin gizemini veriyor bu done. alt metinler pek fena değil aslında. şuan ki medya çılgınlığına bakacak olur isek. ama işin ilginç yani m.ali eleştiri içeren bu filmin baş rolünde oynamasına rağmen nasıl bu sektörün kaymağını yiyenlerden oluyor tartışılır. m.ali yanlış tercihmiş.
gecenin bir yarısı, kel alaka bir şekilde kanal d'de denk geldiğim, psychedelic film. yönetmeninin sinan çetin olduğunu görmemle şaşkınlığım 2 katına çıkmıştır. oldukça başarılıdır, 90'ların o pastel tonlarını taşır.* türk sinemasının en ilginç eserleri arasında gösterilebilir.
dvd'si d r'da 15 yetale'dir.
sene 1996-97 gibi bir şey, elimdeki kağıt parayı ''daha değerli'' diye bozuk parayla değiştirdiğim(daha doğrusu kandırıldığım) dönemler...
Yaz aylarında gecenin bir yarısı ailecek televizyona öylece bakıyoruz. babam televizyonu zaplarken baktım filmin olduğğu kanalda durdu*
baktım her dakikada bir sevişme sahnesi, çocuğum ama etkilenmiyorum tabii, ne de olsa bizimde ''doktorculuk'' maceralarımız var o zamanlar*
bunalımlı kasvetli bir film zaten, küçücük el kadar çocuk ruhuna işliyor tabii. hadi bunu da geçtim bundan da pek
etkilenmedim, ama öyle bir sahne vardı ki nedense inanılmaz etkilendim ve ayda yılda bir gelir aklıma bir tuhaf olurum.
hangi sahne miydi? hayal meyal hatırladığım kadarıyla sahne şöyleydi:
--spoiler--
mehmet ali erbil , evin içinde bir şeyden saklanıyordu ve bulunduğu evin odasında yerin altında kçük bir bölmeye saklanmıştı. küçük bölmeden yukarı doğru bakıldığında herkesi alttan görüyordu. sonra mehmet ali erbil etekli bir kadının altına bakıyordu ve kadının külotundaki büyükçene, nokta şeklinde bir lekeye bakıyordu.
--spoiler--
evet sahne böylesine anlaşılmaz ama bir çocuk için * büyük bir travma etkisi ortya çıkartmıştı.