Klasik, Türk medyası tarafından geleceğin yıldızı diye tüm Türkiy ve dünyaya lanse edilen ve hatta dünya kulüplerinin peşinden koştuğu da iddia edilen, haddinden fazla şişirilen geleneksel genç Türk futbolcularından bir tanesi.
Bir inanış vardır avrupada; Avrupalılar genelde büyük yıldız oyuncularını futbolcu fabrikası olan g. amerika kıtasından alırlar ve astronomik ücretler öderler-ödettirilirler. Bu durumdan nasıl istifade edebileceğini iyi bilen G. amerikalı spor kulüpleri, ellerindeki çok yetenekli oyuncularını zaten pahalıya kakalamaktalar ya peki üstün yetenekli olmayan oyuncuları ne yapıyorlar?
1- Brezlya yahut arjantin den bir oyuncuysa, bu oyuncuyu ülke medyasında " geleceğin yıldızı " diye pohpohlamak yoluyla dikkatleri bu oyuncuya çekiyorlar.
2- Satmak istedikleri genç oyuncuyu birçok ünlü kulübün itediğini iddia ederler.
3- Bu en can alıcı olanı işte... Bahsi geçen oyuncu Brezilyalıysa Pele'nin, arjantinliyse Maradona'nın veliahtı ilan edilir. ve bütün dünya bu oyunucyu harbiden maradona gibi zanneder.
"Bu sayede oyuncularını bir şekilde pazarlar latin amerika ülkeleri" diye düşünülür avrupada. bilmem anlatabildim mi.
16-17 yaşındaki çocuğu yetiştirmekte basiret gösteremeyen; o yaştaki çocuğun şımarmasına göz yumup, hatta şımarmasına çanak tutan, ehliyet alamayacak yaştaki çocuğun altına son model bmw çekip paf antremanından o şekilde çıkmasına, kamp zamanı bile etrafta arabasıyla tozutmasına göz yuman; antalya'da genç milli takım kampı'ndan bile firar edip karı-kız peşinde koştuğunu cümle alem bilirken sesini çıkarmayan; gelgelelim kontrat meselesi işin içine girdiğinde "gidecen yakacan kendini" tavrı gösterip "çocuğun" karaktersizliğinden dem vuran bir camianın eseridir. vatana millete hayırlı olsundur. bir ingiliz ya da italyan takımı sezon sonunda alıp kendi reserv takımına koyar da belki orada burada kendisinin ve camiasının katkılarıyla oluşan mental açıkları yamanıp adama döner; dönmezse de kendisi şu yaşta bazı abi'lerinin sayesinde ziki tashagına denk bir hayat sürmeyi başarmıştır zaten; gerisi kimin umrundadır.
sergen yalçın'ın milyonda biri yeteneğine; nihat kahveci'nin milyonda biri karakterine sahip değildir. üzülerek söylemek gerekir ki, ileride iyi bir yıldız olacağı düşüncesi boş bir hayaleden ibarettir sadece.
asla büyük bir futbolcu olamayacak olan genç yetenek. sadece yetenek ama, gerisi yok. beşiktaşlı duruşundan nasibini alamamasını ibretle izliyorum bir galatasaraylı olarak.
seneye büyük ihtimalle takımdan ayrılacak futbolcu. beşiktaş ın kontrat yenilemedeki rahatlığı, batuhan ın gözünün dışarıda olması bu oyuncunun seneye bedelsiz olarak avrupa ya gidebileceğini gösteriyor. umarım ibrahim kaş ve nihat gibi, arkasından çok gözyaşı dökmeyiz.
başka bi takımda bu sezonu kiralık geçirecek olursa hem kendisi için hem beşiktaş için hem de kiralandığı kulüp için en iyi işi yapmış olacak futbolcu kardeşimizdir. *
alt yapıda 80 küsür maçta 240 a yakın gol atma becerisini göstermiş yetenekli ancak bir o kadar da küstah beşiktaş oyuncusu. bu kişilikle böyle giderse yazık olacak ona.
çenesini bir türlü tutamayan ve tüm bunlara yönetimin ve ertugrul saglam'ın nasil izin verdigini anlamadıgım futbolcu. ıslak odunla dövülesi gövdeli adam.
öyle halısaha maçlarında falan değil içerenköy idman yurdundan keşfedilip transfer edilmiştir. zamanında antremanlarda izlemişliğim vardır. kulüpten transfer olduğunda ondan kat kat daha güzel oynayan çocuklar lan bizim bundan ne eksiğimiz var dediğini hatırlıyorum. *
ülkemiz futbolunun dünyaya sunduğu en büyük yıldızlardan biri olabilmesi için her gün üç öğün yaş sopayla dövülmesi gereken kişi. ancak o zaman yaptığı işin ciddiyetini anlar... belki...