hani kahkahalarla gülerken ağzına sinek kaçar ya, en sevdiğin yemeği iştahla kaşıklarken içinden böcek çıkar ya da... Böyle bir şeydi işte yıllar sonra fotoğraflarına rastlamak...
Korkulu gözlerle, kalktım rüyamdan. Sana yeni maskeler aldım yalan pazarından. Sen olmasan bu kadar incinemezdim ben. Sövemezdim bu şehri, atamazdım içimden. Nasıl bir vedaysa bu karşı koyamam. Dayanam yıkılırım dik duramam. intiharlar uçuşur aklımda, sana yeni maskeler aldım yalan pazarından...
Tanrı bazı insanları yaratırken beyinlerine ve ağızlarına müshil karıştırmış olmalı Jose. Ortalık boktan geçilmiyor. Ve inatla insanlar ağız ve beyinlerini bezlemiyor...
Kadınlar iki türlüdür; hisleri olanlar, hislerini vajinasına sıkıştıranlar. Erkekler de iki türlüdür; hisleri bıçaklananlar, vajina arasına sıkışmış hislere tapanlar...
Devasa bir futbol stadyumunun, kale arkası tribünleri gibiydin sevgilim. Biletini alan her ucuz adam girdi sana.
Yalnızlık işim, terk edilmek eşim. iyi bir işim, güzel ve sadık bir eşim var. Cinsel hayatımız da çok hareketli. Ama ben nankörüm! Sürekli ağzımın içinde bir küfür, sürekli kalbimde bir hüzün...
Az gelişmiş ülkeler gibiyim, açlıktan ölen umutlarım var, hücrelerimde çıkan ayaklanmaları kimyasal nöbetçiler bastırıyor. Ve yalnızlık dedikleri diktatör, ülkemin en cennet yerinde sefa içinde yaşıyor.
--spoiler--
''Poli iyileşti, bir süre sonra beni terk etti. Terk ettiği günün gecesinde çok içtim. Taksim ilkyardım Hastanesinin aciline gittim, hasta olduğum ya da alkol komasına girdiğim için değil. Kalbim kırıktı ama hastaneler kalp kırıklığını iyileştiremiyorlardı, biliyordum. Sadece o acile gidip orada oturmak, ağlamak istedim. Öyle de yaptım.''
--spoiler--
--spoiler--
Sen şanssızsın. dedi Neden? dedim. En fakir sen büyüdün dedi Sonra bir şey anlattı. Bir gün ben hatırlamadığım bir küçüklükteyken, muz istemişim. Babam da o muzu bana alabilmek için evden işe yürüyerek gitmiş. 2 saat yürümüş. Sonra akşam gelirken de 2 saat yürümüş. Yarım kilo da olsa almış o muzu bana. Ağlayarak anlattı. Ben de ağladım. Siktir etseydin keşke. Muzun amına koyiim baba, ne yürüdün o kadar yolu! dedim. Babam bir tokat attı ve dedi ki, Nimete küfredilmez eşşoglueşşek!
--spoiler--
"intihar ediyordum, ölesiye değil, doğasıya. tanrının koynunda."
"şimdi uyumalıyım, babaannem söyledi; uyursam geçer..."
"boynuma tabelalar asarım 'cenaze dolayısı ile kapalıyız' diye aşık olunca şakasına. sonra şaka kaka olur o ayrı bir vaka."
"hayat çok garip... hacılar, hocalar, şarapçılar ve orospular falan... he bir de deliler..."
acıdan kaçamıyor ise insan gülümseyerek dayanmayı öğreniyordu gibi efsanevi bir sözü bize kazandıran, kendine şair demektense şayir olmayı tercih eden mütevazi yazarımızdır.
vay yavrum "bebeyim" ne olmuş sana böyle ya? bi'imza istesek, "tanıyom ben yaa" desek bakar mı acep yüzümüze, bu aciz kullara?*
pek yakında kitleleri peşinden sürüklemeye başlayacak olan addam.
Yaza doğru 'Rasyonel Şizofreni' adlı deneme kitabını yayınlayacak olan yazar. Melankolik ve pesimist tarzıyla bezediği şiyirleri okumaktan zevk aldığım addam.
Sevdiğim kadın,
Kalabalık bir ihanet pazarında
Beni elinden yere düşürdü.
Kalabalıktı.
Üzerime bastılar ve
Dağıldım.
Annemi kaybettiğim gün
Kokaine bulaşmış bütün yüzlerimi
Aynalarda tek tek vurdum.
Bam! Bam!
Aslen yalnızdım.
Kütüğüm kimyasal maddelere kayıtlıydı
Sentetik bir mahallede yaşarken
Sen tetiktin.
Seni çektiler.
Şimdi senin yerine kafamın içinde
Sıcacık kurşunlar dolaşıyorlar.
Öyle sessizce ölüverirken yerde
Elimden bir sokak çocuğu tuttu
Sonra da zehirli bir iğne
Akrebin rolüne soyunan.
Kolunun birini aşka kaptırmış
Çolak Şahmeranlar vardı
Geceleri saçlarımı kanlı bir tarakla tarayan.
Eroin gibi beyaz bir rüyanın gölgesinde
Şehvetimi beslemek için elini uzatan bir cinin
Bileklerini kestim.
Biliyordum; nankördüm.
Yüzüme bağırmalarına gerek yoktu.
Nankörlük ettiler.
Öfkelendim.
Cesedimi orada bırakarak yürüyüp gittim.
Bunu da hatırlayın;
Babamı ilk kez bir kemoterapi seansında sevdim.
Düşüyordum.
Buz gibi bir bahar sabahına tutundum
Avuçlarımdan kaydı bütün donuk kiraz ağaçları;
Düştüm.
Kalktım.
Bir bacağımı orada bırakarak yola koyuldum.
Annemi bir uyuşturucu ticaretinde
Kaybettiğimi
Aslında bir hakikat kadar esaslı biliyordum.
Sırf intikamsı bir aktivite olsun diye
Beni ayaklarımdan
ihanete asan bütün kadınları zıvana yaptım.
Gözlerimi yumdum
Bir nefes aldım
Ve işte;
Ölümü soluyorum.
Annemi uyuşturucu ticaretinde kaybettiğim gün
Bir şeyler olmalıydı.
Esrarlı bir şeyler,
Sinestezik ve buğulu bir şeyler
Ele verirken kendini kokain kokan günceler;
Canım acıdı; diye bağırıyordu.
ipuçları teninden sarkan narkotik cinayetler.
Bir şeyler olmalıydı o gün
Kasvetine yaraşır bir şeyler havanın
Şanına yakışır bir şeyler gecenin
Beynimi ele geçiren o esrar kokusunun.
Tadına varmalıydı o gün bir göz ağlamanın
Bir bilek kanamanın
Birkaç damar eroine sarılmanın
Ve gri bir buluta asarken cesetleri
Çamaşır makinesinden çıkarttığım,
Polise yakalanmamalıydım.
Yoksa daha çok katil olacaktım
Kırmızı, erkeklerden de hoşlanacaktı
Bu bir memeye ihanet olacaktı
Çok ayıptı.
Sonra babam da gidecekti
Onu da kaybedecektim ama yüzüm gülecekti
Ki bu, ruhsal sorunlarımı deşifre eden
Bir tabancadan başkası değil.