Bobby Robson barcelona için şöyle der; " katalonya diye bir ülke var ve bu ülkenin ordusu barcelona'dır. barcelona stadı da tarihsel olarak oldukça önemlidir. Genel yaklaşımda şöyle denir; " o stada sadece bazıları futbol için giderler".
Barça stadı katalonya'lıların franco faşizmine karşı direnişin sembolüdür. O yıllarda franko'nun takımı real madrid'tir. franko,real madrid klübünü klüp başkanı rafael guerra'yı işkencede öldürterek ele geçirmiştir. Barça stadı bütün işkencelere rağmen her maçta "katil franko" sloganları ile inlemiştir. Franko, bu direniş karşısında barcelona klüp başkanı josep sunyol'u da işkence odalarında öldürtmüştür. Bu acı ölümün ardından barça stadı daha çok ve kenetlenmiş olarak "katil franco" sloganlarıyla cevap vermiştir. Bunun üzerine franco, kahrından barça stadını bombalatmıştır. En ilginci futbolcuların ölümle tehtid edilmesidir. bir maçta real madrid barcelona'yu 11 - 1 gibi bir skorla yener. Ancak maç esnasında barça kalecisi, her gol yediğinde sevinç gösterileri yapmaktadır. franco kendisiyle alay edildiğini anlar ve kaleci cezalandırılır. barcelona ve barça stadı katalon dilinin, tüm yasaklara rağmen konuşulduğu, tüm işkencelere rağmen katalon bayraklarının indirilemediği bir stad'dır. Katalonca diye bir dili tanımayan faşist franco'ya ispanyollardan daha eski bir tarihe bu topraklarda sahip olan katalonya'lılar büyük bir direnişle cevap vererek varlıklarını kanlarıyla ispatlamışlardır. Yıllarca süren bu direnişin sembolü barça stadı, ordusu da barcelona takımıdır. gelenek hala sürmektedir. bazıları sadece futbol için bu stada giderken genel çoğunluk geleneği yaşatmak için barcelona maçlarına koşmaktadırlar.
fransız hatunlardan oluşan plasticines adlı grubun çok eğlenceli şarkısıdır. ilk dinlediğimde beat goes on edalarında takıldım ama fazlası sıktı, ''tadında kalmalı dedim'' bıraktım dinlemeyi. klipleri de güzel. hatunlar giyinmeyi sevdiklerini bol bol göstermişler. hepsi birer gossip girl kızı gibi.
güneşini insanlardan esirgemeyen, sımsıcak bir şehirdir. ister hippi olun, ister çok şık, her türden insanı kaldırabilen, insanı kasmayan, herkesi olduğu gibi kabul eden yaşanılası şehirdir.
hep niçin bir katalan olarak ispanyada doğmadığım için dövünmeme neden olan katalanların gözbebeği. hele bünyesinde barındırdığı futbol tanrıları ile hemen hemen her maçta bir futbol resitali sunan takım. ''rambambe rambambaya barcelona'' şeklindeki şarkıları da ayrı bi güzeldir ya...
La Rambla'sı ile, Limanı ile, sangria ve tapası ile, Garcia caddesindeki gösterişli dükkanları ile, sürekli yemek yiyen, az çalışan ama çok sosyalleşen insanları ile ve tabi ki futbol takımı ile görüp görülebilecek en karakteristik şehirlerin başında gelir. Güzeldir, keyiflidir.*
Avrupa'daki en güzel şehirdir..Aranan herşeyin bir arada bulunduğu yer...Gidilmekten bıkılmayan, her gidilişinde neşe dolunan, "burda da yaşanır be" dedirten kenttir.
şehirde sokakların kesiştiği her dört yoldaki binaların köşeleri keskin bir şekilde sonlanmamıştır. bu durum her dört yol kavşağını bir meydana dönüştürür, şehre ferahlık katar. gidemeyenler google earthda rahatlıkla görebilir.
yeni bir proje önerilmiş. buna göre yapay bir ada oluşturulacak ve ortasında da stad. barcelona'nın nou camp'ı bırakması zor gibi görünüyor. ama olsa muhteşem olurdu. tadından yenmezdi.
kendine has bir dokusu, karakteristiği olan masal şehir.el emegi göz nuruyla inşa edilmiş harikalar diyarı. (bkz: gaudi) istanbul aşığıyım başka şehir bana uymaz diyenleri bile kendine hayran bırakan * gezilesi, görülesi, yaşanılası yer.
abartildigi kadar guzel olan ispanya sehri. antalya ile istanbul u birlestir al sana barcelona diyen hiyarlarin akil sagligindan suphe ederim.
la rambla da saatler gecirseniz de hengamesinden bikip usanmazsiniz, barri gotic te gunun her vakti tarihin doruklarina ulasirsiniz. havanin gunesli (gunessiz gunu isteseniz de zor bulursunuz ya neyse) oldugu bir gunde ziyaret edilmeli. isik oyunlari yuzlerce yillik tas binalari daha da cekici gosterir. harika fotograflik kareler yaratir.
barri gotic in icinde adini hatirlamadigim bir sokakta dukkaninda kerane tatlisi satan ak sacli bir amca da bulunmaktadir *. beyoglunun arka sokuklari cukurcuma tarzi bir yerdir esasinda ama, bakimli bakimli bakimlidir. cukurcuma ya benzetmemin sebebi, ara sokaklarinda, antikacilar, sahaflar, abuk sabuk bir seyler satan sacma sapan dukkanlar bulabilme ihtimalidir.
barri gotic civarinda cathedral mutlaka gorulmeli. ici de disi kadar gorkemli, lakin kilise bakmak, benim pek tarzim degil, o nedenle ben fazla oyalanmadim. ama isteyen diledigi kadar takilip hayvani tasvirlerin tadini cikarabilir. isteyen dijital mum yakabilir. tanesi 10 cent.
bu sehre gelmisken camp nou* ya gitmemek olmaz. bu mabeti gorup, vay babayin kemigine bak denmeli mutlaka. tribunlere giden koridorlar da. 66 yozgat, galatasaray, yalin gibi turkce vandalizm ornekleri gormek de mumkun. kufur etmek soyle dursun, utanmadan durup bir de fotografini cektim. turkler gibi italyanlar da bol bol imzasini atmisti koridorlara. italyanlarla turklerin yaptigi sacma davranislar birbirini cok benziyor. evet.
nou camp turunda barcelona muzesinde, kulubun kazandigi kupalari, eski stadlari ve yeni stadin maketleri, efsane futbolcularin krampon ve formalarini bulmak mumkun. super yetenekli photoshopcu kizlara bir poz verip, sonra sizi ronaldinho yla ayni kareye montajlamasini keyifle izleyebilirsiniz. oyle guzel montajliyorlar ki, arkada da stad tabi ki, gercegi bunun yanindan cakma durabilir.
sonra, sagrada familia gorulmeli tabi ki. en azindan acun her barcelona ziyaretinde buraya ugruyor. acundan neyiniz eksik, siz de ziyaret edin mutlaka. katedral tam bir santiye gibi gorunuyor. ununu de buradan aldigi icin bu konuda da bir sorun yok.
ve en onemli mevzuya geldik. barcelona nin plajlari... sant sebastia, barceloneta, nova ikaria, bogatell, mar bella gibi sehir merkezine yurume mesafesinde harika plajlari var. piril piril suyu, nefis kumsali ve kumsal ustu afetleri gorulmeye deger. hicbir beklentiyle gitmememe ragmen, ustlu guneslenen marjinallerin parmakla gosterilebilecek kadar az olmasi dikkatimi cekti.
ustsuz guneslenen turistlerin haber oldugu bir ulke orijinli oldugum icin, ilk 15 dakika "allah allah cik cik cik" dedim tabi. sonradan "ben de ustsuzum nolmus" diyerek geyige bile vuruyor insan.
la rambla buranin herseyi. o yuzden burasi kaldiginiz her gunun baslangic ve bitis noktasi olmasli. ogle sicaginda semsiye altina kurulmus dandik masa ve sandalyelerde oturup soguk bir seyler icilmeli, turlu turlu ispanyol lezzetlerinden denenmeli. buranin sokak soytarilari, londra nin soytarilari kadar eglenceli olmasa da, yine de turistik atraksiyon olarak fena degil. izlenmeli. tuhaf tuhaf kostumler giyip, fantastik makyajlarla koselerinde beklemek bunlarin bu isten anladigi. ona da tamam. bir kosede sacma sapan kiyafetli birinin donmus gibi bekledigini gorursen, git onunde duran sapkaya bir bozukluk ativer ki baslasin numarasini yapmaya. turistlerin yuzde 90 i gibi "niye bekliyor lan bu adam" diye yarim saat izleme. Hem uc cent verirsin ama karsiliginda harika bir poz alirsin. objektifine bakarak sebeklik yaptirirsin.
la rambla uzerinde tapas bar, pizzeria, shawarma satan dukkanlar da dahil herseyi bulmak mumkun. bu sehirde ac kalmazsiniz. yemekler genelde oldukca lezzetlidir. iceceklerin yediginiz yemekten pahali olmasi gibi bir sacmalik hakim cogu muessesede. 4 euroya shawarma yiyip, kolaya 5 euro vermek mumkundur. buna dikkat etmek lazzim. bile bile lades demeye karar verseniz bile, en azindan hesap geldiginde surpriz olmaz.
bu sehirde yuruyebildiginiz kadar yuruyun. her dort yol agzi ayri guzel bir meydandir. binalar kare seklinde kesilmemis, kavsak olan yerde yuvarlak bir meydan olusturacak sekilde dizayn edilmistir. sehirde yurume mesafesinde bulunan butun yapilar gorulmeye deger guzelliktedir. her sokak, her bina ayri bir seksapele sahip.
hemen bir sehir merkezi haritasi edinin. ve sehirde bulundugunuz sure icerisinde gorebildiginiz kadar fazla placa (meydan) gorun. meydanlarda bulunan, adi sani duyulmamis kafelerde oturun, tatilinizin keyfini cikarin.
ha bu arada, bu sehire gelen turistler, guzellik sinavina tabi tutuluyor galiba. *