barışın süreci falan olmaz efendiler. barış yalnızca barıştır. insanları zorla barıştıramazsın, yasalar getirerek barışı sağlayamazsın, hadi sımsıkı sarılın diyerek barışı sağlayamazsın, birilerine imtiyaz vererek barışı sağlayamazsın, adaletli davranırsan barış kendiliğinden gelecektir. birlik ve bütünlük sevdalısı olan bir türk olarak söylemeliyim ki; gezi parkı olaylarında devletin gerçekleri nasıl saptırdığını kendi gözlerimizle gördük, aynı şekilde provokatörlerin de bazı gerçekleri nasıl değiştirerek eylemler gerçekleştirdiğini gördük. yıllardır canımızı yakan terör eylemlerini de, gezi olayları paralelinde değerlendirecek olursak, devletin nasıl bir politika içerisinde olacağını gayet iyi göreceğiz. biz teröristlere leş derken, onlar kendilerine şehit diyorsa durup düşünmek lazım. gerekirse de masaya oturmak lazım. çünkü devletin içinde gerçekleri gizleyenler olduğu gibi, bize göre terörizmin onlara göre davalarının gerçeklerini gizleyenler de var mutlak. barışı getirmek istiyorsan; dini, dili veya herhangi bir ırkı diğerinden ayrı görmeyeceksin. bu da türkiye'de mümkün değil gibi. bu ülkede faşistliğin kürdü türkü yok. hepsi bir.
süreci başlatan akp işler istediği gibi gitmeyince ortada kalmıştır. Bdp tarafı da sözlerin tutulmasını istedi yoksa geregi yapılır diye gözdağını verdi. Süreç de bitmiştir.
hiç başlamamış süreçtir. saman altından nehirler geçiriyor bazı ipneler. biz de aa barışşşş ne tatlıııı diyoruz. hepsi yalan dolan.
bu pembe düşlerin adamlarına bir senaryo:
suriye bm ye güvence verecek. abd suriye ye giremeyecek rusya çin iran zaten esad ın yanında. suriye muhalif adına bi bok kalmayacak hepsi katledilecek. sonra esad başını kaldırıp türkiye ye bakacak. zaten pyd ile anlaşma yaptığı aşikar pkk ile de yapacak. türkiye ye düşman olduğu da aşikar tam destekle pkk bdp pyd ile türkiye yi bölecek. iktidar zaten ne sen he diyecek cinsten. he demese ne olur? chp mhp zaten fırsat kovalıyor isyan çıkan bir ülke suriye den beter olur. ya darbe olur ya bölünürüz.
arakadaşım bizim kimseyle küs oldugumuz filan yok nedense bir grup azınlığın başlattığı ve emparyalist devletlerin de destek verdiği türkiyeyi bölme politikasıdır bu barış süreci. ileride gelim görün ki topraklarımızı alacaklar kendi devletlerini kuracaklar.
iki kardeş arasında küslük olmaz olsa olsa gönül koyma olur. barıştı küslüktü diye insanlar ayrımcılığa sürüklenemez bu iştende pkk denilen şerefsiz örgüt ve akp denilen haysiyetsiz parti ekmek yiyemez.
tek taraflı işleyen süreçtir. barış sürecenin açılımı aslında çok net. biz pkk'nın taleplerini yerine getirelim, silahlar sustuğu zaman insanlar ne de olsa barış yalanını yutarlar.
29 haziran 2013 günü jandarma özel harekat timi'nden uzman çavuş yetkin beğen teröristler götverenler tarafından zorla kaçırıldı.
ne barışı? kiminle barış? bunun adı hükümetin ihanet sürecidir.
bu olaydan sonra barış süreci diye yırtınanların amk!
temel çıkış noktası olarak her akşam televizyonlarda öten ultra akil vatan hainlerine göre cumhuriyetin yasakçı uygulamaları yer alıyormuş. biz kürtlere kötü davranmışız, onlar ayaklanmış, artık silahla da çözülmüyormuş. la bakın hele bi!
ırak'ta bir kürdistan özerk bölgesi kuruldu. suriye kan revan içinde ve buradan da bir kürt bölgesi çıkacak. üstelik türkiye'den çekilen pkk, artık esad'ı devirmek için savaşıyor. hem suriye kürt bölgesi için savaşacaklar, hem de bunun için türkiye cumhuriyetinden hayatlarında alamadıkları tavizleri alacaklar. sonra kapıda görünen abd destekli emperyalistlerle iran savaşında da orada bir kürt bölgesi çıkacak. la bütün bunlarla türkiye'deki kürt isyanının bir alakası yok he mi? bunlar hep atatürk'ün suçu mu gavatlar?
bu süreç dedikleri ihanetler dizisinden kim hangi kılıfla karlı çıkıyor özet geçelim:
1. pkk, türkiye'de legalleşiyor. adına barış diyorlar ve türkiye cumhuriyetinden ulus olarak bir statü kazanmaya çalışıyorlar. bu arada da suriye'deki hazırlanacak kürt bölgesi için savaşıp orada bir statü elde etmeye çalışıyorlar.
2. akp, amerikan destekli siyasal islam'ın türkiye'den almak istediği bütün intikamı, terörü bitiriyorum kılıfına uydurup almaya çalışıyor.
3. satılık piçler, başka hiçbir yerde adam yerine konmayacakken barış elçisi kesilip tarihe geçmek istiyorlar.
bu sürecin türklere bir faydası var mı? ya türkiye cumhuriyeti'ne? artık şehit gelmiyor diyorlar. onu bir kenara yazdım.
türkiye, ırak ve suriye gibi doğrudan savaş tehdidi olmayan iki komşusunu kaybetti. onun yerine hudutlarımızda 30 sene savaşmış bir kürt devleti organize ediliyor. doğrudan savaş tehdidi olduğu gibi, türkiye'nin belli bölgeleri ile yakınlığı ankara'dan daha cazip hâle getiriliyor. hani diyarbakır bölgede yıldız olabilir diyen pezevenklerin anlattığı durum. dolayısıyla anadolu'nun bir kısmı şimdilik doğal, ileride muhtemel, böyle gidersek bir gün mutlaka kürdistan olarak görünüyor.
ortadoğu'yu tamamen bölerek büyükleştiren amerikan projelerine göre ırak, suriye, iran vb. bölge ülkeleri bölünürken türkiye neden bütün olarak kalsın ve bu süreçten kârlı çıksın? Bir aklı evvel açıklasın. ayrıca öyle olacak olsa bile, şeytanla böyle bir anlaşma yapmak hangi müslümana yakışır ve hangi müslüman bunu içine sindirip destek verir.
biz şehit vermiyoruz ama varsın pkk suriye'de müslümanların ırzına tecavüz etsin diyebilecek bir aklı kim veriyor bize? bizim imanımızı kim böyle "değişik" yaptı?
islamcıların, kürtçülerin, eski tüfek solcuların bir kısmının ve anasını bile satacakların türk devletiyle hesaplaşma sürecidir.
gidişat odur ki türk milliyetçileri meydanlardan sokaklara inmedikçe de bu su böyle akacak. o gün gelince allah kerim! hele bir şu seçim geçsin, yeni anayasa bir önümüze gelsin. film o zaman başlayacak.
benim anam ağlarsa ağlasın. ondan sonra da hangi orospu çocuğunun anası ağlayacaksa umurumda olmaz.
kan gözyaşı şehit yetmedimi artık bu topraklara barış gelsin,birileri istiyor diye birileri bundan nemalanıyor diye savaşmayalım düşüncesiyle başlamış süreçtir. (şehit anaları bilirki "şehit anası olmak zor" o yüzden isterlerki başka anlarda "şehit anası" olmasın,helede anneler gününün yaklaştığı şu günlerde)
kimsenin kimseyi affetmediği bir barış, ertelenmiş savaştan başka bir şey değildir. Hakan günday.
çok da iyi demiş. zira bulunduğumuz barış sürecine de dokunaklı bir tespit olmuş bu.
kürtlerin milliyetçi ve kemalist kesime nefretini bitirmeyeceğini biliyoruz. bu nefret yerleşmiş, bu nefret kesinleşmiş, bu nefret öyle öcalanla görüşerek bitmez. bu nefreti akil adamlar bitiremez. bu nefreti sırrı süreyya önder bitirmez. anca körükler.
keza zır milliyetçi türklerin de kürt hakkındaki yargısı değişmez. değişemez. bu oturmuş, yerleşik bir ön yargıdır. bu temizlenmesi zor bir kirdir. kandır aynı zamanda. şehit kanları bu ön yargıyı meşrulaştırmıştır. kürde bakış açısı nettir. yumuşaması kolay değildir, öyle kısa süreçlerde de gerçekleşmez.
birbirimizi affetmemiz şarttır. lakin bu affetme süreci günümüzdeki barış süreci değildir.
bu sözde barış sürecinin içinde anadolunun masum, kürtlere cephe almayan, onları kucaklamış bir yığın türk insanı da vardır. onlara dayatılan suçluluk psikolojisinin hesabını kim verecek? zira bu gerçek barıççı insanlar bu günlerde kürtlerin yedi ceddini kesmiş, tüm kızlarına tecavüz etmiş olarak hissediyor kendini. bu hissi, bu suçluluk psikolojisini yerleştiren, dayatan da bizzat müzakere masasına oturanlardır. bugüne kadar hiçbir kürde ön yargı ile yaklaşmamış biri olarak ben neden bu psikolojiyle sınanayım lan? neden kendimi özür dilemek zorunda olan bir katil gibi hissedeyim? ne yaptım olum ben?
cumhuriyet sınırlarında bakarsak, bu devlet kürtlere yanlışlar yapmıştır. doğrudur. haksızlıklar vardır. lakin bunun özrü abdullah öcalan'dan olmamalıdır. bunun özrü "biz hak istiyoruz, barış istiyoruz" naralarıyla çığırtan, esasen içinde bölücülüğün en alası yatan çakma vekillerden olmamalıdır. bunun özrü kandil'den olmamalıdır. bu süreç samimi değildir.
bağımsız türkiye parolasıyla yola çıkan her insan kucaklaşmalıdır. lakin bu parola ile yola çıkan her insan zaten kucaklaşmıştır. önemli olan budur. türkiye'nin emperyalizmin kucağından kalktığı gün gerçek bir barışın olacağı aşikardır. emperyalist güdümlü bir barış ile, genişletilmiş misak-i milli ile, bölünmeye götüren anayasa ile hangi barışı yaşayacağız biz lan.
bu süreç barış süreci değil bizzat kutuplaştırma sürecidir. milliciler ile süreççiler kutuplaştırılmıştır. benim devletim pkkya silah bıraktırsa ne olur ki bu kutuplaşmadan sonra. toplumsal barış değil miydi bu? toplumu bölüp, masa başında öcalanla öpüşmenin kimseye faydası yok.
Bu süreç malesef ki siyasilerin seçim propagandalarında tabanlarını rahatlatmak üzere birbirlerini suçlama ayinlerine dönüşecek. eğer olumsuz sonuçlanırsa ki süreç bunu gösteriyor, "pkk çekilmeyiz yasal düzenleme yapın" diyor. hükümetin önemli sözcüleri "süreç bozulursa başladığımız yere döneriz" diyor. Ama ben söyleyeyim bu saatten sonra hiç bir süreç başladığı yere dönemeyecek. bu süreçte esen rüzgar hep terörün pisliklerini örtme üzerine kuruldu. terör propagandasına büyük organizasyonlarla malesef izin verildi. bundan sonra sözde liderlerini beyinlerine iyice kazıyan bir kesimden bu izleri silmek daha zor olacak.
inşallah yanılırım...
demokrasi kelimesinin içindeki ilüzyon, çoğunluğun gerçeği görmesini engelliyor maalesef, barış, kardeşlik, kanın durması hepsi güzel kelimeler ama hepsinin içleri ne yazık ki boş.
Derdini insanca anlatabıilmesini bilseydi silaha sarılmazdı. Binlerce insanımızın kanına giren , emperyalistlere kendini peşkeş çektirmiş asala bittiği gün kurulan örgütle hangi barış? bu biter yeni biri gelir amaçları belli gayeleri belli..