merkez bankası gibi para basmakla ya da özel konularla ilgili bankaları hariç tutarak...
dünyanın en aşağılık, en ahlâksız, en şerefsiz işidir. orospu bile aldığı paraya karşılık bir emek harcar da bunlarda o bile yok. biraz paran var. banka kuruyorsun. para verip daha fazlasını alıyorsun. para alıp daha azını veriyorsun. gizli enflasyonla birlikte her türlü kazanıyorsun.
üstelik dünyadaki büyük bankaların tümü uyuşturucu baronlarının kara para aklama yerlerdir. son küresel ekonomik krizi hasarsız atlatan bankalar bile isteye bunu yapnaktadırlar.
Dışı sizi içi bizi yakar, Yöneticimin tavsiyesi müşteriye kredi verene kadar sen çakal olmak zorundasın sonrasında müşteri çakaldır sen onu 1 hafta o seni 1 yıl belkide 3 yıl...
Bir bankacı olarak; yapması düşünülmesi gereken en son meslek. Özellikle özel bankada çalışmak kölelik etmek, kendinden feragat etmektir. Birbirlerini karlılıkta geçmeye çalışan koca koca özel banka Genel müdür ve ceo larının bu uğurda geriye kalanları aşağılayarak eze eze isim yaparak daha yüksek maaşlara diğer bankara transfer olma çabası vardır. Genel müdürler Genel müdür yardımlarına hedef verir bu hedef örneğin 10.000 rakamıdır. Yardımcılar göze girmek için hedefi aşmak isterler onlarda bölge müdürlerine baskı yaparak bu hedefi 13.000 olarak verirler. Bölge müdürleri bir bankanın en agresif tipleridir. Gelen hedefi 20.000 olarak şubelere verirler. Genel müdürlüğe terfi ederek kapağı atmak için her türlü çirkinliği her türlü hakareti alt personel ve şube çalışanlarına yaparlar Hedef şubeye gelene kadar 2 katına çıkmış ve tutması imkansız hale gelmiştir. Bu noktadan sonra şube çalışanları için zindan gibi günler başlar. O tutması imkansız hedefi tutturmak uğruna masa başında çalışan elemanlar şube dışına çıkacak yeni müşteriler kazanmaya zorlanır ürün satmak için dükkan dükkan mağaza mağaza gezdirilirler. Şube çalışanları neye uğradığını şaşırmıştır. Tava tencere pazarlamacılarına dönmüşlerdir. Bu rakamı yakalamanın imkansız olduğunu dile getirirler, aşşağılanarak yapacaksın! karşılığını alırlar.Bölge müdürümüz istiyor diye dünyanın en iğrenç cevabını alırlar. istemek ve olmasını arzulamak arasında çok fark olduğunu anlamak istemezler. Şube çalışanları bir taraflarını yırtarcasına o rakamını yakalaya çalışırlar ama doğal olarak başarmazlar üzerine tenkit ve eleştiri alırlar. Bu tenkit ve eleştiriler personelin çabasına saygısızlığa ve moralmen çökmelerine sebep olur. Bu mesleği çekilmez hale getiren en basit örnektir bu.
türkiye de tam bir düzen içinde çalışmayan sektördür. milleti istedikleri gibi söğüşler bu bankalar. nasılsa elimiz mahkum ya, gidecek yerimiz yok ya başka borç almaya...
paranızı da almıyorum, kartınızı da kullanmıyorum. demek isterdim ama mecburum.
dışarıdan güzel gözükse de maaşları ve çalışma şartları vs pek iyi olmayan meslek grubu. ayrıca kapitalist dünyanın getirisi olarak yüzde 70'i ofis dışında aktif satış'da çalışır bu grubun, dayısı olanlar yada bir şekilde adamını bulup kapağı ofise atanlarda az buçuk geçinirler maaşları düşük ama iyi ikramiye alıyor bunlar.
türkiye `de saygınlığını yitirmiş meslek gruplarından sadece birisidir. yabancı sermayenin piyasayı rekabetten boğmuş olduğu düzende hiç birinin mahalle mahalle dolaşıp senetle tencere satandan farkı olmayan meslek durumuna gelmiştir ki tencere satandan fazla dolaşır ve hedef verilen herhangi bir ürünü satmaya çıktıklarıda aşikardır.
bir kaç tane fos sendikanın dışında sosyal örgütlenmesi olmayan meslektir.
son yıllarda karlılıkta rekor üzerine rekor kıran ancak bu karların büyük kısmını personelin "etkin ve verimli" çalışmasına borçlu olan meslektir.
dışardan çok hoş nezih görünen ama içerdem bi bok olmadığı kısa sürede anlaşılan gittikçe amele yuvasına dönen kariyerine, müdürlüğüne verdiği parasına tükürdüğüm meslektir.
bu ülkede eğitim durumu bu kadar iyi bir çalışan portföyüne sahip olup da bu kadar etkisiz bir meslek grubu daha bulunmamaktadır. bakın bir tabipler birliği, eczacılar odası, smmm odası, mimarlar ve mühendisler odası çalışanlarının haklarını nasıl koruyorsa "bankacılar" birliği de banka çalışanlarının haklarını korumalıdır. 2008 yılında akbank denilen kurum 1400 çalışanını gözünü kırpmadan kapının önüne koydu. hangi tv kanalı hangi gazetede kaç satır haberi çıktı.
mevcut bankacılık yasasına göre grev-iş yavaşlatma hakkı olmamasının da etkisiyle tüm bankalar çalışanlarını afedersiniz becerebildiği kadar becerme çabasına düşmüştür. sabah mesai başlangıç saati belli olup da akşam çıkış saati belli olmayan bir de fazla çalışmanın karşılığında gram mesai ücreti alınmayan nadir mesleklerdendir.
bir an önce etkin bir şekilde banka çalışanları arasında gerekli iletişim sağlanmalı ve direnişe başlanmalıdır. çok değil 1 gün tüm ülkedeki bankaları kapatabilirsek ne önemli iş yaptığımızı herkes farkedecektir.
6 saat koltuğundan kalkamayan insandır. yürümeyi unuttuğu söylenir. masasından kalmaya korkar, çünkü dışarısı onun için yabancılaşmıştır. çok fena korkmaktadır.
ancak; herkesin sandığı gibi sabah 9, akşam 5 olarak çalışan insanların mesleği değildir bankacılık. akşam işlerini bitirmeden şubeden çıkabilen bir bankacı olmadığı gibi, saat 8'de bankadan ayrılan banka çalışanı da müdür veya müdür yardımcısının küfürden beter bakışlarının hedefi olmaktadır.
hedefler, müşteri ziyaretleri, krediler, mevduatlar da cabası...
zor iştir vesselam bankacılık. hele bir de özel bir bankada çalışıyorsanız canınızdan bezmeniz an meselesi.