dün akşam itibari ile Karşıt Görü programında kendisi ve akp yandaşlarının Enver Aysever, Koray çalışkan tarafından itin götüne sokulduğuna şahit oldum. çocuğum yalan nedir baba diye sorduğunda kendisini ( v. b. ) anlatacağım gasteci. az evvel twitter da beni engellemiş yazarımsı insan( ımsı ).
"günahı vebali ifade sahibinindir" diyerek Yazısından ötürü özür dileyerek kurtulabileceğini zanneden gazete çalışanıdır.
Oysa yazısında "ifade sahibi" bacının anlattıklarına değil kendi yorumlarına da yer vermişti. KEndi yorumları ise maalesef bu yazının sorumluluğundan bir özür ile kaçamayacağı anlamına geliyor...
--spoiler--
"....Uzun uzun sohbet ettik... öyle kolay olmuyor anlattırmak travma yaşamış birine detayları... sorguya çeker gibi karşısına oturup hadi anlat bakalım, neydi o eldivenliler, üstü çıplak adamlar, kim çekti niye çekti başörtünü, üzerine işediler mi? demiyorsunuz...
ayrıca kimsenin haddine mi bunu sormak?
ben o gün zehrayla röportaj yapmadım, zaten yapsam nerede yazacağım? 28 şubattan beri köşem yok, bilen bilir. ben o gün yaşadığı tüm travmaya rağmen, yaşadıklarını cesurca anlatan bu genç kadını televizyona çıkması için ikna etmeye gittim. arada bütün detayları anlattı, ne acayip bazen insan hiç tanımadığına daha çabuk dökülür. o zaman anladım kocasına, kayınpederine yüz yüze hiçbir şeyi anlatmadığını, anlatamadığını.
ben cesur bir kadın tanıdım o gün...
kalabalık bir grup tarafından darp edilen, tacize uğrayan, bebeği ve kendisi için ölümüne korkan, olur da şikayette bulunursa sokakta tekrar başına bir şey gelir mi kabusu gören...
morluklarını da gördüm, ille de meraklıysanız, ama benim tanıklığıma ihtiyaç yok ki, raporu var zaten. yaşadığı travmaya tanık oldum, konuşmasına, bana bakamayışına, olayı konuşurken bebeğini odada istemeyişine... ellerini hiç bir yere koyamayışına... geç gelen ama sonrasında hiç bitmeyen gözyaşlarına...
kabuslarına, sütten kesilmesine değinmiyorum bile...
ruhunda telafisi imkansız darbeler yaratmış bir şey yaşadı zehra! ......"
--spoiler--
işte bu nedenle iddia sahibine ait değil sadece, işte bu nedenle, yazısında objektif gazetecilik ilkeleriyle hareket etmeyip iddiaları doğru olarak lanse edip duygu sömürüsüne boğduğu için sorumlu. bu yazılardan sonra türeyen eli sopalı canilerce katledilen gençlerin kanı malessef bazı kalemlere bulaşmıştır artık...
Kabataş'ı, nasıl yanıltıldığımı, özürümü yarın Türkiye'de yazacağım, hiç merak etmeyin.Şimdi küfür ve hakaretlerinizi alıp dağılabilirsiniz! diye twit atmış. gazeteci ise yanılmaman lazım. olayı araştırman lazım. tabiki birilerinin politikalarına gönüllü alet olan yalamacı gazeteci değilsen.
habertürk te çalışan yıkama yağlama elemanlarından birisidir. habertürk te işe girerken paltonuzla beraber onurunuzu da askıya asıyor öyle çalışıyorsunuz. ucuz gazeteci, ucuz insan. (insan dedim ya la).
salih memecan isimli o varlığı, malum, tepki alan o 'sen öleceksin' karikatürü sonrasi yayina çıkarması ve bana göre, aklamaya çalışmasıyla kendisine olan azıcık sempatimi de yerle bir etmiştir, yazık etmiştir...
kabataş'ta türbanlı bacıya saldırı iddiasının yalancı tanıklarından biri. "ben tarafsızım. kadının dediklerini esas aldım, o da bana yalan söyledi " diyerek işin içinden sıyrılmaya çalışmış. ama öyle kolay değil. bakalım bu çok tarafsız gazeteci zamanında neler yazmış:
--- spoiler ---
"kalabalık bir grup tarafından darp edilen, tacize uğrayan, bebeği ve kendisi için ölümüne korkan..."
"morluklarını da gördüm... yaşadığı travmaya tanık oldum..."
"ruhunda telafisi imkansız darbeler yaratmış bir şey yaşadı zehra"
"başka arkadaşlarım da çeşitli tacizlere uğradılar"
--- spoiler ----
arşivler de mi yalan söylüyor balçiçek?
senin gibi bir başka yalancının ismet berkan'ın başlığında yazdığım soruları sana da sormak istiyorum:
mehmet'lerin, ethem'lerin, ali ismail'lerin, abdullah'ların, berkin'lerin kanını ellerine bulaşmış hissediyor musun acaba çok merak ediyorum? bu yalanı söylediği günden sonra hayatını kaybeden bu gençlere belki bir sopa daha fazla vurulmasına, bu çocuklara polisin daha büyük bir hınçla girişmesine katkıda bulunduğuna dair en küçük bir pişmanlığın var mıdır ki?