futbol bilgisi ve hafizasi saglam yazar kardesim. kendisi zamaninda davranarak beni adeta uyandirmis, yiyecegim olasi ayarlarin onune gecmistir. sagolsun.
ciko felipe cayatano lopez martinez gonzalez'in yegane dostu; tişörtünün göğüs tarafında ki anlamsız şekil ile çizgi gönüllere taht kurmuş kahramanın nam-ı diğer adı.
bir dönemin en sevilmeyen takımı liverpool ve şimdiki zamanın en sevilmeyen takımı barcelona taraftarı olduğu halde bir süre gayet neşeli bir diyalog kurulmuş yazar. *
takımının gittikçe antipati kazanan bir takım olduğunu biliyor mu bilmiyoruz. ayrıca sevmediği ve küçümsediği chelsea fc'nin avrupada liverpool'dan daha fazla taraftara sahip olduğunu belirtmek isterim. ve bir de; her takımın bir parlama dönemi olduğunu, takımların doğuştan tutulmadığını, hangi takım daha çok zihinde yer ederse insanın o takıma sempati duyduğunu da söylemek isterim. 18 yıldır şampiyon olamayan bir takımın da taraftar sayısının giderek azalmasını normal karşılamaktayım.
1. Barcelona 44,2 milyon
2. Real Madrid 41 milyon
3. Manchester United 37,6 milyon
4. Chelsea 25,6 milyon
5. Zenit 23,9 milyon
6. Liverpool 23 milyon
7. Arsenal 21,3 milyon
8. Milan 21 milyon
9. Bayern Münih 19,8 milyon
10. Juventus 17,5 milyon
11. CSKA Moskova 11,1 milyon
12. Inter 10,3 milyon
13. Olympique Lyon 9,4 milyon
14. Olympique Marsilya 9,4 milyon
15. Galatasaray 9 milyon
16. Spartak Moskova 8,1 milyon
17. Fenerbahçe 7,3 milyon
18. Wisla Krakow 6,5 milyon
19. Ajax 6,5 milyon
20. Dinamo Moskova 5,7 milyon
(#5972309) şeklinde bir entry girmiş yazar.
bazı sıkıntıları varmış, sıkıntısını sözlüğün adminine anlatmış. hatta bu sıkıntılar sözlük genelinin sıkıntıları. ve anlatırken güzel bir uslüp takınmış. bunun için takdir ettim. detaya girmiyorum entrynin kişisel yönleri olduğu için.
lakin şöyle bir kelam etmiş;
--spoiler--
bunları yazmadan önce açıkçası çok düşündüm. günlerdir düşünüyorum daha doğrusu... nasıl bir üslup kullansam, derdimi nasıl anlatsam, söylediklerimin anlaşılmasını nasıl sağlasam diye... ama sadece düşüncelerin egemen olduğu bir zihinde harekete geçmek adını verdiğimiz kavram yer almadığından ötürü, aklıma geleni, kafamda birikenleri, toparlayabildiğim kadarıyla aktarmaya başlayacağım buraya...
--spoiler--
bir sözlük yazarı, yazdığı sözlüğü öyle bir içselleştirmiş ki düşüncesinden çıkaramıyor. günlerce düşünüyor sözlüğün gidişatı hakkında ne yazabilirim diye. çok tuhaf bu. yani, nasıl oluyor da sözlük hayatınızı bu kadar kontrolü altına alabiliyor? nasıl oluyor da düşünecek sözlükten daha önemli bir şey olmuyor hayatınızda? nasıl oluyor da bir insanın hayatı sözlüğün gidişatındaki engebelerle boğuşmaya bedel tutuluyor, işte bunları anlamıyorum.
nedir ki? sözlük işte. bir yazarsındır ve buraya gelme sebebin da kendince yazmaktır. doğru olmaya zorunluluğu da yok ayrıca ki bunun en büyük örneği belki de benim. yazdığım hemen hemen hiç bir entrynin gerçekle ilgisi yok. benimle, düşüncelerimle hiçbir ilgisi yok. ee bu durumda ben sanal bir karakter miyim?
kimilerine göre evet. yazarken bunu hissediyorum ama tam olarak sanalım diyemem ben. çünkü internet ortamında yazdığım hiçbir site/sözlük benim hayatımı etkilemiyor. ayrım yapmayı biliyorum. yazdığım yerlerdeki gerginlikler, sıkıntılar, gidişatın bozukluğunu günlerce düşünürsem asıl o zaman sanal bir karakter olmaz mıyım?
hayatınızı tümüyle etkileyen bir sözlük size fayda değil zarar sağlar ancak. bunun için biraz çeki düzen vermeli kendine. ya da sözlüğü hayatının en önemli unsuru halinden, hayatının eğlence unsuruna çevirmeli. o zaman hem keyf alınır bilgisayar başında yitip giden zamandan, hem de gereksiz beyinsel aktivitelerden arınıp hayatın gerçeklerini görmeye başlayabilirsiniz.
hülasa, hayat uludağsözlük'ten ibaret değil. öyle olmadığını fark ettiğinizde bir selam yollayın bana. bir insanın daha "hayat" gerçeğini görebildiğini bilmek hoş olurdu.
not: aile önemli. kapı aralığından hiç değilse bi baksanız? güzel olurdu. hı?
sözlükteki galatasaray çetesinin eksi oy verme timinde yer alan, genellikle cephenin gerisinde bulunup verdiği eksi oylarla düşmanını psikolojik açıdan çökertmeye çalışan görev adamı. odasına astığı alex de souza posteri konusunda inkar politikasını sürdürmekte olup başarılı olamamaktadır.
özlemle andıgım, cizgi roman kahramanı. tüm düsmanlarının baltası demirden iken, kendisinin tastan bi balta kullanması kahramanlık derecesini arttırmaktadır.zorda kalınca sihahına davranır ve en az tommiks kadar basarılıdır.