bazı şarkılar vardır, söyleyeni ile bütünleşir. işte bu da o şarkılardan birisi. bir başka şarkıcı bu şarkıyı söylemeyi denememeli bile, kendisine yazık eder kim olursa.
bi şarkı bu kadar ölümü hissettiremez heralde. birde dinlerken insanın içini bu denli burkabilir su testisi su yolunda kafası yaşıycak kadar aşağılık değilsek.
amy vefat ettikten sonra bilenin bilmeyenin, sevenin sevmeyenin favorisi haline gelmiş şarkıdır. kimi görsem bir back to black tir gidiyor. ama güzel şarkıdır orası tartışılmaz.
selanik türküsü'nden sonra ölümü ve sevgiliden ayrılmayı, en iyi anlatan ikinci şarkıdır.
amy winehouse, sanki öldükten sonra kendi cenaze törenini çekmiş bu şarkının klibinde. mütevazı, kalabalık olmayan...
birçoklarına göre rahmetlinin en iyi şarkısıdır.
albüm adı olarak şu an piyasada listeleri alt üst eden şarkıdır. yalnız orjinal albümündeki ses kalitesi anlam veremediğim bir şekilde düşüktür. elimde albümü olmasına rağmen böylesine efsane bir şarkıyı hala youtube'dan açıp 128 kbps ses kalitesinde dinliyor olmam moralimi alt üst etse de vereceği hazzı her kbps de verebilecek kadar kaliteli bir amy winehouse yapıtıdır.
bu şarkıyı dinledikten sonra amy winehouse'a yakarasım geliyor. -'I wish you were alive' diye. etrafımızda nice gereksiz insan vardır ve keşke olmasalardı deriz. bu kadar basittir.
bundandır ki bizi şarkılarıyla canlandıran insanların gidişine üzülürüz.
1990'lı yıllarda nirvana'nın nevermind albümünün, radiohead'in ok computer albümünün müzik dünyasında yarattığı etki ne kadar büyükse, 2000-2010 döneminde de etkisi o kadar büyük olan albümlerden biridir.
albümü dinlediğinizde sanki yıllardır dinlediğiniz klasik şarkıları dinliyor hissine kapılırsınız, inanamazsınız. sanki bu albümdeki şarkılar 50-60 yıldır ordadır, oysa daha bir kaç yıldır orda olan şarkılardır ve bir anda kanınıza girmiştir. 50-60 yıl önceki klasikleşmiş, kült olmuş şarkıların şarap gibi yıllanmasının yarattığı etkiyi bu albüm daha dinler dinlemez yaratır. üstelik amy winehouse bunu gencecik yaşında başarmıştır.