ayın 15inde giderdik, babam hep beğendiğim ayakkabıyı alırdı ama bütün ay sıkıntı çekerdik şimdi tabii o zamanlar maddi sıkıntılar içindeydik ama mutluyduk, şimdi de mutluyuz ama kem küm eksikler var.
insana bir yandan zevkli dakikalar yaşatıp, bir yandan da acı veren dakikakalar yaşatacak olaydır.
yaz tatili olup okulların da kapanmasından ötürü, her allahın günü sabah kahvaltıyı yaptıktan sonra akşam ezan okunana kadar itler gibi top oynuyordum. bu kadar topla zaman geçirmeme dayanamayan ayakkabılarım bu duruma isyan edip paramparça oldular. ben ise daha alınalı 1 ay bile olmayan spor ayakkabılarımın yırtıldığını babama söyleyemiyordum. ama babam bir cumartesi günü ayakkabılarımın yırtık olduğunu görüp içerlenmiş ve bana "yarın senle ayakkabı almaya gidiyoruz koçum" demişti. bende bunu duyunca sevinçten çığlık çığlığa olmuştum. o gece uyuyamayıp hep yarın olmasını beklemiştim. sonunda o istediğim ışıklı spor ayakkabısını alabilecektim. yarın oldu ve babamla tek tek ayakkabıcıları dolaşmaya başladık. ilk gördüğümüz ayakkabıcıya girdik ve;
babam:Selamün aleyküM usta.
ayakkabıcı:Aleyküm selam abi.
babam:bu çocuğa göre ayakkabı var mı usta?
ayakkabıcı:tabi abi vardır. nasıl bir şey istersiniz?
ben:şöyle ışıklı mışıklı fiyakalı bir şey olsun amca.
ayakkabıcı:vaaay yakışır yıldızlara. bak bunlar nasıl?
ben:aaa tam istediklerimden baba bunlar.
babam:tamam oğlum. ne kadar bu ayakkabılar usta?
ayakkabıcı:60 lira abi.
babam:hımm. çok pahalıymış ama. neyse oldu biz sonra uğrarız usta.
ben büyük bir hayal kırıklığıyla dudaklarımı büzerek mutsuz mutsuz yürürken tam tamına 6 saattir yollarda olduğumuzu farkettik. babam da saatin geç olmasından kaynaklı ayakkabıyı bir an önce almak için 30-35 tane ayakkabıcıya girip çıktıktan sonra ilk gördüğümüz ayakkabıcıya girecektik. tam kapanmak üzereyken gördüğümüz bir ayakkabıcıya girdik ve;
babam:selamün aleyküm usta.
ayakkabıcı:aleyküm selam abi.
babam:bu çocuğa göre ayakkabı var mı usta?
ayakkabıcı.olmaz mı abi vardır. al bak yakışıklı sana sivri uçlu kundura.
ben:yaa baba ben kundura istemiyorum. ışıklı spor ayakkabısı istiyorum.
babam:Tamam oğlum. ışıklı spor ayakkabı var mı usta?
ayakkabıcı:Vardır abi. vuyur.
babam:hmm bak bu güzelmiş. fiyatı da ucuzmuş bunu alalım mı oğlum.
ben:(buruk bir sevinçle) olur baba.
babam:bari bunun 1 numara büyüğünü getirsene usta.
ayakkabıcı:vuyur abi.
babam:giy oğlum şunu ayağına.
ben:baba bu çok büyük olmadı mı ayağıma?
babam:oğlum seneye de giyersin.
ben:Baba ben bunu seneye değil ölene kadar giyerim heral.
babam:yok oğlum en az 1 sene giyersin.
ben:baba bu ayakkabılar cumhuriyet döneminde mi yapılmış. renkleri neden bu kadar soluk.
ayakkabıcı:sileriz hemen parlar yakışıklı. kafanı yorma.
ben o hayalimdeki ayakkabıyı alamasam da gene ışıklısına kavuşmuştum ve buruk da olsa bir sevinçle eve gelmiştim. mahalledeki çocuklara ayakkabılarımın ışıklarını yakarak hava atmaya çalışıyordum. onlarndan "vaaavv ayakkabıya bak!" demelerini beklerken hiç bir tepki vermemeleri beni şaşırtmıştı. o günden sonra ayakkabımlarımı düzgün kullanmaya özen göstermiştim.