babasız olduğunu saklayan çocuk

entry7 galeri0
    7.
  1. hayattan çok acı darbeler yemiş bir çocuktur.
    0 ...
  2. 6.
  3. babasız olduğunu saklayan çocuklar genelde olur. özellikle arkadaşlarıyla oyun oynarken dalga geçme konusu çok olur, bu olay çocuk için çok kötü bir olaydır. yetim veya öksüz kalmak çocukların en kötü kabuslarından birisidir.

    özellikle bayram günlerinde her, çocuk anne veya babasını gösterip bak bu elbiseyi bana babam aldı dediği anda çocuğun, ömründen ömür gider. bunu sadece yetim ve öksüz büyüyen insanlar bilir. başka kimse anlayamaz.
    2 ...
  4. 5.
  5. yaşadığım bir hadise geldi aklıma,
    bizim ülkemiz gerçekten enteresan yerdir, vallahi bak. çok garip sorular sorarız birbirimize, daha ilk tanıştığımız andan itibaren. onlardan biri de "babanız ne işle uğraşıyor" sorusudur. yani, gerçekten ne gereği vardır böyle bir sorunun, niye sorulur anlamak güç. çoğumuz yaparız, öz eleştiri yapmak gerekirse ben de yapıyordum ta ki bir diyalogla karşı karşıya kalıncaya kadar;

    kuzenimle beraber yazlığa egeye gitmiştik. her şey güzel hoş, yeni insanlar tanıyoruz, derken sohbet konular açıldı, daha tanıştıktan on on beş dakika sonra, kuzenim kıza, babanız ne işle uğraşıyor dedi. çok normal karşıladım ben bu soruyu o ana kadar. bende sorabilirdim neticesinde. kız arkadaş, gülen bir yüzle;

    -mezarlık bekçisi, dedi.

    allah allah, ilk defa duymuştuk böyle bir şeyi, salağız yani tam ! hala anlayamamıştık. bizde güldük (hala hatırladıkça utanıyorum);

    - o nasıl bir iş öyle, gerçekten ilk defa rastlıyorum böyle bir şeye..

    kız gayet sakin bir şekilde;

    -4 yıldır o işle meşgul, ne yaparsınız işte hayat bu, belli olmuyor, kimi nereye sürükleyeceğini...

    ve ayrıldı yanımızdan, bir daha gelmemek üzere, zaten gelse de yüzüne bakamazdık...
    3 ...
  6. 4.
  7. böyle güzide bir başlığın altına bile derdini açamayan çocuklar bu gruba dahildir.

    söyleyecekleri o kadar çok şeyleri vardır ki o insanların, sözleri sarf etmek yerine unutmaya, hatırlamamaya, dert etmemeye çalışırlar. fakat zordur, hayat zordur. arkadaşını babası telefon ile aradığında hayat zordur. veli toplantısına arkadaşının velisi olarak babasının geldiğini gördüğünde hayat zordur. bir elinde pamuk şeker diğer elinde babasının kocaman, kaslı, dünyanın en güçlü elini tutan çocuğu gördüğün zaman hayat zordur. hayat öyle zordur ki öğretmenin o malum soruyu sorduğunda bahane üretirken zordur. onu düşünürken, birisi ile dertleşmek isterken kelime bulmakta çok zordur. araba sürmeyi babadan öğrenememek çok zordur. harçlığını babadan isteyememek, kız arkadaşını tanıştıramamak çok zordur. anneni ağlarken görmek en zorudur belkide. belki en zoru babanla oturup maç izleyememektir. takımının attı her golde babanla zıplayıp sevindiğini hatırlamak zordur. izlediğin her maçta babanla izlediğin en son maç aklına gelince zordur. hele o maç galatasaray - fenerbahçe maçı ise hani şu 5 - 1 biten maç. bazen sevinirsin babamla doya doya gol sevinci yaşadım diye. özlersin işte o zaman zordur hayat. şu entry'yi girmek çok zordur.

    en zoru ise o babanın evlatlarını para uğruna terk edip gittiğini hatırladığında, onunla yaptığın şeyleri özlemektir.
    4 ...
  8. 3.
  9. baban ne iş yapar diye sorarlar ilkokulda. çocuk cevap vermez ama öğretmen ısrar eder. öldü diyemez. çocuktur daha ama herkesin acıyan gözlerle bakacağını bilmektedir.
    1 ...
  10. 2.
  11. hep soyleyecek biseyleri vardir hayatta.
    en gururlu duygularin adamidir.
    2 ...
  12. 1.
  13. yaşım henüz 12'ydi.

    ortaokula yeni başlamıştım. babamı da o yıl kaybetmiştim. mahallemiz zamanı unuttuğumuz, her yanı ayrı bir yaramazlık mekanı sihirli bir yerdi. tüm çocuklar gibi zamansızdım. deli gibi koşturur eve dönüş saatini hatırlamazdım. ta ki arkadaş annelerinin ağzından çıkan şu cümleyi duyana kadar.

    - eve gel hadi. baban geldi. yemek yicez.

    dünyamı yıkardı bu cümle, resmen yankılanırdı kulağımda. eksikliğimi yüzüme çarpar, sezercik filmlerinde ki o mahsun çocuğa dönüştürürdü beni.

    ba-ban e-ve gel-di.

    tıpkı şimdiki gibi isyan eden, sıkıntılarını paylaşan, ağlayarak içini dökebilen bir çocuk değildim. bu mevzu açıldığında yalanı tercih ederdim. çünkü bu daha kolaydı. hiç unutmuyorum birgün öğretmenimiz kainattaki o en iğrenç soruyu bana da sormuştu.

    - baban ne iş yapıyor yakbisigara?
    + eee yurtdışında çalışıyor öğretmenim.

    yalan ne kadar güzel ve gerekli birşeydi o an için bilemezsiniz. kurtulmuştum işte bu utanç(!) verici durumdan. hatta bu konuyu o kadar abartmıştım ki çocuk yardımı altında verilen bir parayı almaya gelen annemi yalvararak durdurmuştum.

    sonra büyüdüm. büyümek bir nevi kabullenmekti. sonrasında 4 yalnız kadın olarak sürdürmek zorunda olduğum hayat, babasızlığımı defalarca yüzüme çarpan onlarca anıyı getirse de çok şey öğretti bana. ve öğrendiklerim aslında benim tek hazinemdi.
    69 ...
© 2025 uludağ sözlük