Freudu onu bunu şunu bilmem yazmaya kalksam sayfalarca da yazarım ama kendimi sıkmak olur bu ve evet nefret ediyorum ama kızgınlığın ya da geçici asabiyetin sebep olduğu bir nefret içerisinde değilim çok uzun süredir mutlu olduğumuz anlarda bile onun yeri olmadığını ve ondan bir gram hoşlanmadığımı biliyorum hayatımdan çıkarıp ömür boyu görmeyeceğim günlerin gelmesini istiyorum ve öldüğünü duyacağım anı duymayı bile beklemiyorum çünkü biliyorum ki ne pişmanlık ne de başka hiçbir şey hissetmeyeceğim sadece şimdiki gibi koca bir boşluk umarım ömrünü verdiği malını mülkünü ve parasını bize tercih ettiği şeyleri yanında götürebilir de boşuna gitmez ben annemi seviyorum ve babamın yasatmadigi hayatı ona yaşatmayı temenni ediyorum.
Var böyle bir arkadaşım şaşırmıştım bunu ilk söylediği zaman, babam benim kıymetlim baş tacım olduğu için.
Çok yargılamamak lazım insanları hayat herkese adil davranmıyor ne yazık ki.
Neden diye sordum, içindeki nefreti merak ettim bir insanın babasından nefret etmesi benim için otobüs durağında beklerken vapur çarpması kadar imkansızdı o zamanlar.
Çok açmadı o zamanlar konuyu geçiştirdi, Sonra sonra ‘büyüdüğümüz’ zaman anladım.
hiç bir zaman başarısını takdir etmeyen, sürekli eleştiren, desteklemeyen, verdiği kararlara saygı duymayan, hiç ilgilenmeyen yani baba rolüne bürünmüş “biriydi” sadece.
Var böyle sözde babalar, gördüm bir çok defa acı acı tanık oldum. insanları yargılamak kolay, zor olanı yapınca anlamaya çalışınca -insan- oluyoruz.
Babamın yoluna taş, toprak olurum. Rabbim eksik etmesin ömrümden en en en sevdiğim.
Dünyaya gelen her çocuğun sözde babası değilde merhametli, vicdanlı, gerçek bir ‘baba’sı olsun çok amin.
Beni varettiği sperminin dışında ( ki geri ödenecek bi durum değil xx liyiz amuha koyim) başka bir borcum olmayan; izbandut mahlukata burdan bacağımı çakıyor, beddualarımı sıralıyorum efenim
Babama kızdığım zamanların hemen arkasından acıma duygusu gelir ve onun çocukluğunu düşünürüm. Sonra derim ki adam yine de iyi yetiştirmiş kendini. Tenefüs aralarında bile koşarak eve gider çiftçi babasına yardım edermiş. 1 dk geç gelse babasından dayak yer salya sümük derse geçermiş. Bi de derse geç kaldığından öğretmeninden dayak yermiş. Erken yaşta annesini kaybetmiş bir de üvey anne zulmü görmüş. Adam askerden gelip evlenmiş, annemin önünde bi gün yine dayak yemiş dedemden bilmem ne sebeple. Şimdi ben bu adamdan nasıl sevgisini bana göstermesini bekleyebilirim ki. Onlara kızmadan önce geçmişlerine bakın. Kimse anne babasını seçmedi, onlar da. Unutmayın!
Nefret değil de kırgınlık ve kızgınlık olan duygudur. Bu kırgınlığı yüzüne hic söylemedim. Çünkü öyle yetiştirildik. Mesafeli. Onun yanlis ve eksik olan bıraktığı sevgiyi başkalarında aradığımı anlamam epey geç oldu. Bu bir sürü hatalara sebep oldu. Kız çocuğu olan yazarlar ya da kız çocuğu sahip olacak yazar kardeşlerim size nacizane tavsiyem kızlarınızla arkadaş gibi olun. Sevginizi belli edin. Sizi sevsin , sizden korkmasın, ne olursa olsun onun arkasında babası olduğu bilsin. Geriye dönüp baktığımda hep gözyaşlarımin sebebi babamın eksikliğine dayanıyor. Ama yine de saygını eksik etmem. Çok severim. Bu kızgınlık ve kırgınlık da zaten sevgimden ve yalnızlığımdan ileri gelir. Bu dünya da da öbur dunya dada ben onun karşısına geçip kotu bir söz söylemem.
olağan bir durumdur.
ancak bu duyguya sahip olmak için nedenlerinden emin olmak gerekiyor. bilmediğiniz, babanızın size anlatamadığı bir durum olmadığından emin olmak gerekir.
itiraf edelim ki bir çoğumuz ailemizin herhangi bir bireyine göstermediğimiz töleransı dışarıdaki insanlar için gösteriyoruz.
Babam ile ilişkim çok enteresan adam gamsız ama arkadaşım gibi olduk hep hatta arada Bi ayağın çukurda dikkat et diyorum ben ölünce teneke çalarsın amk diyor.
Hep kendini düşündü ehli keyf Bi adam oldu yedi içti sıçtı bizim rıskımızı ama kötü bir adam diyemem bizi sevmedi diyemem.
Nefret etmedim hiç çok büyük kavgalar ettim gırtlak gırtlağa geldim küfür kıyamet gırla gitti arada beni evden bile kovdu.
iyi adamsın be baba hayatı senle dolu dolu yaşadık sağlığına dikkat et.
Allah korusun ama gençler kaybettiğiniz günden sonra hayatta ne kadar acımasızlık ne kadar şerefsizlik varsa dike dike öğretirler size... Boşuna demiyorlar evladın arkasındaki dağ diye... hayatınızda bundan daha büyük hata yapamazsınız... ne olursa olsun baba evladı için herşeydir..
haklı sebepler olduğu sürece gayet normal durum. eğer gamsız bir insansanız, nefret etme evresini geçip ciddiye almazsınız ve onunla dalga geçerek iletişim kurmaya başlarsınız. değişik bir durumdur vesselam.
Annemin mezarının başında keyifle sigarası içip arkadaşlarıyla havadan sudan neşeyle konuşurken hissettiğim nefreti asla unutmayacağım demiştim kendime. Geçtiğimiz aylarda öldü. Mezarının başında keyif sigarası yakacağım diyordum mezarlığa gidene kadar. Mezarlığa geldik ve buna bile değmeyeceğini anladım. Nefretimi bile haketmiyor. Aradan aylar geçti ilk hissettiğim boşluk duygusu yok içimde. Keşke yüzleşebilecek cesaretim olsaydı diyorum sadece. Keşke bu öfkemi içimde yaşamasaydım da o pişmanlıkla ölseydi diyorum. Nedeni farklı olsa bile hislerini anlayabiliyorum sevgili lilith. Ama sana benim yapmadığımı yapıp yüzleşmeni tavsiye edeceğim. Öldükten sonra rahatladığını sansan bile o his seni tatmin etmiyor.
öyle bir nefrettir ki kendinizden bile nefret edersiniz. nefretiniz gözlerinizden okunur. aslında buraya uzun uzun yazıp açıklayacaktım. ama yok ya uzatmayacağım. nefretimi tek bir cümleyle ifade edeceğim.
o şahsın ölünce mezarına tüküreceğim.
not: bir insan nasıl babasına böyle der ya da nasıl nefret eder gibi şeyler yazmayınız. insanların nefret etme sebebini bilmiyorsunuz. he bi de olsun o senin baban cümlesinden nefret ediyorum..