Babaanne evini görecek kadar yaşım yok ama anneanne evi deyince üstüne kat kat yorgan örtmenin verdiği sıcaklığı ruhani bir biÇimde hissediyo insan. Aile önemli.
Hep temizlik kokan evdir. Yemek saatinin yaklaşmasıyla duyulan kokuları saymıyorum bile. Normalde bir eşya yerinden bir santim oynasa rahat edemeyen kadın, torunları (bkz: biz) evin altını üstüne getirip yayılsak gıkı çıkmaz.
degisik kokar.
soyle tarif edilebilir.
sanki patlican yemegi pismis ve ayni anda yemegin kokusuyla mutfakta asili duran kurumus biberlerin kokusu karismis ve bu kokuya hali dokumacilarinin calisma yerlerindeki koku da ilave edilmis gibi bir koku...
oturma odasında neredeyse elimizdeki cep telefonlarından küçük bi tüplü televizyon, balkonunda ekilmiş çilek, tere, maydonoz vb oturmalarda muhabbeti geçen bitkiler bulunan feng shui mekanıdır.
An itibariyle gitmek için yola çıktığım evdir. 6 saat sonra orda olduğumda yürümeye dermanı bile olmasa da bilimum çeşit yemek hazırlamış bekliyor olacak benim minnoşum.
olsa da gitsem, yine o sıcacık sobanın arkasına geçsem, babaannemim yemeklerinden yesem, dedem beni bakkala gönderse koşa koşa gitsem.
bu kadar özlenir mi birşey allahım.. kıymetini bilsin babannesi hayatta olanlar.
Kuzineli sobada, 3-4 çeşit yemeğin aynı anda piştiği evdir.
Siyah beyaz resimlerin, özenle çerçevelip asıldığı, nuh nebiden kalma aksesuarlarıyla, geçmişe döndüğünüz kitap gibidir.
Bir de huysuz olmasa, tadına doyulmayacak olandı.
Huysuz ve tatlı kadındı bizimki... Ruhun şad olsun babaannemm...
naftalin kokan, gittiğimde en sevdiğim yemeklerin piştiği ve krallar gibi ağırlandığım evdir. ben bu güzelliklerin mahçubiyetini yaşarken cebime zorla sıkıştırılan parada cabasıdır.
ben hayatım da bu ev de mutsuz olduğum kadar hiç bir evde mutsuz olmadım. zaten aslen babaannemi de sevmem.
eve giriyorsunuz direk kasvet ağır bir koku. hadi bunu anlayabiliyorum. artık doksan yaşın da. ama bu yüzden temizlik yaptırmayı kabul etmiyor. annem diyor anne ev havasız kalmış. yok o camı açtıramıyoruz kadına. elimi attığım her yerden saçma sapan gereksiz şeyler çıkıyor. evine ne zaman gitsek mutlaka bir şeylerini çalmış oluyoruz. yediğimiz içtiğimiz batıyor. telefonu şarja takamıyorum patlarmış. banyonun kapısını kapatamıyorum. buhardan ölürmüşüm. 90 yaşın da cips yiyor. çikolata yiyor. bir kere sırf uyuzluk olsun diye karşısında çikolatasını yedim. beni elin de olsa dövecekti. sabaha kadar ışık açık yatmak zaten suç. ev de kedi besliyordu onları bıraktı allahtan.
kendisi yaşlı felan değil direk kötü. ben küçükken de beni sevmezdi hala sevmez. küçükken de hiç sarılmadı hala sarılmaz. evinden de kendisinde de nefret ediyorum. babamın hatrı olmasa bu kadar dayanamazdım sanırım.