Buyurun cenaze namazına...
içkinin şiddetle yasaklanmış olduğu bir zamanda, gizli meyhanelerden birinde demlenen Bektaşi, salına salına giderken,
birdenbire tanıdık bir çehre ile karşılaşmış. Hemen samimi bir tavırla elini o çehre sahibinin omzuna koyarak, sormaya başlamış:
- imanım! Seni iyice gözüm ısırıyor. Acaba nerede gördüm? Fener deki Çardaklı meyhanede mi?
- Hayır. - Öyleyse, Tavukpazarındaki Küplüde.
- Hayır.- Eh, o halde mutlaka Uzunodalarda.
- Hayır.- Allah, Allah... bari söyle de meraktan kurtulayım.
- Her halde sen beni selamlık ettiğim zaman görmüş olacaksın.
Bektaşi, karşısındaki adamın Padişah olduğunu anlamış. Artık söyleyecek söz bulamamış. Hemen oraya sırt üstü yatarak:
- Ey ahali... ben kalıbı değiştiriyorum. Buyurun cenaze namazına.
Su ile oynamaya gelmez..
Bir mecliste Bektaşi'yi namaza davet etmişler, bakmış herkes kalkıyor, o da kalkmak zorunda kalmış.
Yanında ki sofu: -Erenler sen abdest aldın mi? Diye sormuş.
Bektaşi: - imanım hamurumuz topraktan yoğrulmuş, su ile fazla oynamaya gelmez, demiş.
en basit tanımıyla anadolu alevi-bektaşi kültüründeki nasreddin hoca'dır. baba erenler, keskin zekalıdır, lafı gediğine koyar, esprilidir, dinin sömürülmesine karşıdır ve dolayısıyla en büyük düşmanı da din tüccarları ve softalardır. ibadetini kendisinden ve allah'tan başka kimse görmez, gösterişten uzak durur, samimidir, dünyada gözü yoktur, lafını esirgemez fakat bunu hicivle bezeyerek yapar. baba erenlerin anadolu kültüründe hatrı sayılır bir yeri vardır. bir kıssa da ben anlatayım:
günün birinde, baba erenler camiinin yanına oturmuş, şarap içmektedir. bunu gören softa, hışımla baba erenlerin üzerine yürür ve bağırır:
-bre zındık! utanmaz mısın allahın evinde içki içmeye?
baba erenler hiç istifini bozmadan yanıtlar:
-ey softa, bana allah'a ait olmayan bir yer göster, içkimi orda içeyim.