üç büyüklerin vasatı aşamaması, trabzonspor'un sürekli puan kaybetmesi ile haketmediği bir tahta sahip olmuş şehzade.
hadi bu adamı geçen sene şans eseri avrupaya göndermekten kurtulduk bu sene ne yapacağız acaba? e bülentcim sen avrupaya gitsen bu takımla ne yapabilirsin? o 90 dakika defans yapan, kontra atağı bile layıkıyla yapamayan takımına ne taktik vereceksin çok merak ediyorum.
düzeltme: avrupa deneyimini yanlış hatırlamışım palaface hatırlattı. braga yapacağını yapmış zaten.
bedavadan puanlar alarak, maça çıkmadan hanesine 3 puan yazdırarak, hakem alarak, duş alarak, gazeteci döverek, futbolcu döverek, 85 kişi savunma yaparak ligde bir anda lider olmuş takımın teknik direktörü.
insanlara saygınız olmayabilir. ama başarılar her zaman saygıyı hak eder. git önce kendine süper ligde bir takım bul sonra o takıma teknşk direktör ol daha sonra da 2 sene üst üste lig boyunca o takımı ligde ilk 2 de tut. hatta ilk sezon 3. hakkında tff tarafından elinden alınmış olsun.
sivas büyük bir takım değildir, olmaya çalışmaktadır. bülent uygun ise mecnun başkanla beraber bu büyüklüğün en büyük kurucusudur.
oyuncularını dövmekle tahdit ettiğinden bana, ırak milli takımına her yenilgisinden sonra işkence ettiren saddamı çağrıştır. şampiyon olamazsa oyuncuları sivasın gece ayazında soyarak istasyon caddesinde tur attıracak, meydandaki bol tazyikli havuzda zorla yüzdürecek, hükümet konağının önündeki devasa potlara zorla 1 saat baktıracakmış. şaka bir yana sivasın birinci olamayacak olmasının sebebi takımın haketmemesi değil, yeteri para ve gücün olmaması, bülentin ve mecnunun "baronvari" olmamalarıdır. *
mustafa denizli'nin dünkü basın toplantısında "ortada bir başarı varsa, ligin en başarılı takımı sivasspordur" açıklamasını yaptıktan sonra ntvspor'a telefonda "mustafa hoca duayenimizdir, ellerinden öpüyorum, bize bu tevecühü gösterdiği için vs vs bıdı bıdı" açıklamasını yapmış kişi.
yılların hocası, mustafa denizli tevazu gösterebiliyor ama sen ne diyordun düne kadar?
"5 yeriz 7 yeriz ama 6 yemeyiz, 9 yeriz ama 8 yemeyiz" diyordun, aklınca ayar verip, gönülleri okşuyordun müthiş bir gazla.
mustafa denizli'nin elini öpmene gerek yok, elinden su içmen lazım biraz daha adam olabilmek için.
mustafa denizli'nin elini öpeceğine efendiliğini örnek alması gereken cam çerçeve düşmanı, şişman vandal antrenör. geçen sene balon gibi şişirildikten sonra kendi sahasında galatasaray'dan 5 yiyerek şampiyonluğa veda etmişti, haklı aslında 5 yer ama 8 yemez, zaman olsa onu da yerdi... ne kadar başarılı olduğunu görmüştük böylece!
avrupa maçlarında başarısını perçinledi paşazade...
bu sene de dökülen fenerbahçe ve galatasaray zaten yarışa dahil olmadığı için sonradan toparlanmaya başlayan beşiktaş ile liderlik savaşı veriyor. ama neymiş beşiktaş laila'da eğlenirken kendisi la ilahe illallah takılmaktaymış. yani dindar kendisi, inançlı falan. diğerleri kaka, pis, kafir, zındık, günahkar! meali şu ki, inançlı olduğu için haketmişmiş şampiyonluğu! helal sana bülent'im, bu şişinmeleri şampiyonlar ligi maçlarında da görmek isteriz. gazını alsınlar da şöyle, bakalım allah kitap ne kadar etkili olacak elin gavurunun karşısında!
Sivasin bu kadar antipati toplamasinin tek nedeni kendisidir.
Sovenist davranislari, 3 büyüklere düsman gözüyle bakmasi, her seferde verdigi sacma demecler yüzünden millet Sivasspor'dan nefret eder duruma gelmistir. Halbuki ne kadar istiyorduk Anadolu'dan bir sampiyon cikmasini. Hala cikmasini istiyorum, ama bu takim Sivasspor olmasin.
konyaspor maçından sonra yaptığı açıklamada, aldıkları beraberliğin kendilerini şampiyon yapacağını söylemiştir.
haklısın tabi, konya'nın son dakikadaki penaltısı verilseydi de verilen o penaltının golle sonuçlanmasıyla mağlup olsaydın daha mı iyiydi değil mi bülent?
acaba bu maç sivas'ta olsaydı ve aynı penaltı pozisyonu sivas için verilmeseydi ne derdin bülent? "bu beraberlik bizi şampiyon yapacak" mı derdin yine?
''arsenal'deki kadroyu bana verin ben de şampiyon yaparım. arsene wenger büyük hocaysa gelsin sivas'ı şampiyon yapsın.'' demiş filozoftur. 'git abicim sen şiir yaz hadi' diyorum kendisine.
edit: bir not ekleyeyim arsenalin şuanda şampiyonlar liginde mücadele eden kadrosunun yaş ortalamasını 24 diye biliyorum, bizim genç semih 26 yaşında.
artık demeçleri saçmalık sınırlarını aşmaya başlamıştır. bugün ntvspor'daki röportajında atatürk'ün 41 yaşında "başbakan" olduğunu söyledi. ohaa artık be, ulan bari atmalarına, saçmalamalarına, kendince taktik içeren konuşmalarına atatürk'ü katma artık. biri bu adama dur desin artık; bir de büyük bir laf etmek falan istiyorsa en azından tarih kitabı falan okusun.
kendisinin vermekten, benimde okumaktan inatla bıkmadığım demeçlerinin sonuncusunda, "sivasspor dan hiçbir yere gitmiyorum. hedefim sivasspor la şampiyonluk kazanmak, ardından UEFA kupasını, ardından da Şampiyonlar Ligi kupasını kaldırmak" dedi. tamam hocam, hırslı bir hocasın, başarılı motivasyon yöntemlerin var, hepsine eyvallah takdir ediyoruz ama, ama biraz da mütevazılık bekliyoruz senden. sen sadece futboluna, takımına yoğunlaş; boşver hergün bir kanalda röportaj vermeyi jöleyle geriye yatırılmış saç modelinle. inan o zaman her şey daha güzel olacak, insanların gönlünde ve kariyerinde basamakları daha sağlam çıkacak, nice kupalar kaldıracaksın. Kalkan kupa olsun; başka şeyler değil.
72 milyonluk eğitimsiz, çoğunluğu genç bir nüfusa biraz popülist, azıcık da arabesk kültür ilave ediyoruz. ardından bülent uygun, fatih terim, kadir inanır, polat alemdarla yoğuruyoruz. televizyon önünde biraz bekletiyoruz. artık toplum davos gerilimlerine, la ilahe illallah röportajlarına hazır. afiyet olsun efendim.
ağlaktır. her kaybedilen puanın arkasından yok şunlar önümüzü kesti, yok maç saatini ayarlayanlara teşekkürler gibi saçma sapan sözler eden, sinirli ve agresif tavırlar içinde olan teknik direktör.
türkiye'de yapılamayanı yapmak üzere olan teknik adam. yapamazsa da sağlık olsun ama sözlükte aleyhinde atıp tutanları gördükçe insan hayret ediyor.
düşünün ki sivasspor türkiye'de 3 büyüklerin hegemonyası altında kalan futbola nefes aldırmaya çalışıyor. ve düşünün ki bu davasındaki rakipleri sadece geri kalan 17 takım değil. sözlükte bile sesini duyurmak için onca allem kallem yaparken, kurtlar sofrasına düşmüş olan bülent uygun'un stresini ve yaptıklarını fazla görmemek gerekir.