platonizme yatkınlığın da ötesinde son derece ketum, içe dönük bir karakter ve yaşam biçimine sahip olunması halinde, başlangıçta göründüğü derecede olanak dışı olmayan, kişinin, çok sıkıştırılması halinde aşık olduğu kişiden sadece hoşlandığını, onu etkileyici bulduğunu binbir naz ve tereddütten sonra itiraf ettiği nahoş durum.
söylememek veya söyleyememek... aslında söylememek de söyle-ye-memekten kaynaklanır... dünyanın en boktan ikinci durumudur*... arada problemler vardır, bazen farklı dünyaların insanısınızdır, bazen problem karşındakinin ta kendisidir, bazen çevrenin vereceği tepkiden korkarsın, bazen de götün yemez boştan yere işte... için sıkılır, bunalırsın, kimseye etmezsin şikayet, ağlarsın sen haline... birilerinin yanında iyisindir yalandan da olsa gülersin, ama yalnız kalınca geceleri kahır çekmeye başlarsın... arkadaşın sigaradır, ara sıra bira... çoğu zaman da hayallerin... hayallerde yaşıyor bazı ibneler sözü kesinlikle senin için söylenmiştir... gel zaman git zaman en yakın arkadaşın sende bi bokluk olduğunu anlar, sormaya başlar, yok birşey dersin, ama adam en yakın arkadaşın; bırakmaz seni öyle... zorlar anlatman için... söylemek için çırpınırsın ama beceremezsin... ''bi kız var'' dersin ama gerisini getiremezsin, ''benim evin orda oturan bi kız var'' diye uydurursun, esas kızı söyleyemezsin, götün yemez hergün aynı sınıfta okuduğun kızın ismini vermeyi... böyle geçiştirirsin herşeyi de, zaman da akıp geçiverir öylece... lise biter, üniversiteye gidersin, içinde binbir sıkıntı, kız uçup gitmiştir zaten, sende hiç açılamamış olmanın ezikliği... aradan yıllar geçer, yara kabuk bağlamış yavaş yavaş, facebook diye bir zımbırtı duyarsın, ilk aradığın kişi ''o'' olur, alırsın en feykinden* bir isim, yıllarca içinde tuttuğun şeyi dökersin mesaja... tabi götün yemez gerçek ismini vermeye... ''kim olduğum önemli değil, sadece sana deli gibi aşık bir adam vardı ve hep bunu söylemek isterdi'' dersin, cevap gelmesini beklemeden, hem facebooktaki sahte hesabı hem de gönlündeki asıl hesabı kapatıp kendi yoluna gidersin... *
hani insan ağlamak ister, gözlerinden yaş gelmez
hani gülmek ister, yürekten gülemez
hani birini bekler o hiç gelmez, hani onu severde hiç söyleyemez
tam söyleyeceği zamanda o başkasını sever ya
işte o zaman insan ölmek isterde ecel gelmez.
bazen de saygıdan veya saflığını yitirmemesi içindir.
arada ilişkiyi bozan iyi niyetli arkadaşları gördükçe hak vermemek elde değil. bi karışmayın birader, size ne?
aşkın da edebini gözetmektir. bu noktada bülbülün güle sevdasını, dırdır etmekten öteye geçmediği için eleştiren divan şairlerine hak vermemek elde değil. ayrıca aşık olup da bu halinden dolayı edep ve hayasını noksana uğratmayan kimsenin kazandığı ecir de gıpta edilesidir. (bkz: entrynin sonuna doğru hüzünlere gark olmak)
o kişinin vereceği tepkinin ağız yüz dağıtmasından korkmaktır.
herhangi biri duyarsa onun kulağına bir şekilde gider diye korkmaktır.
eğer anlatırsam insanlar salak bir aşık olduğumu düşünür diye korkmaktır.
içinde yaşamaktır aşkını. tam anlamıyla aşktır ama bu.
aşk diyoruz ya. sevip el ele sokaklarda yürümekle aşk olur mu?
yakıcak aşk, ağlatıcak, bir ton gözyaşını döktürücek, adamı küt diye dibe gömücek.
(bkz: mutlu aşk yoktur)
bile bile acıya lades demektir. insan sevgisiz , sevdiğinsiz yaşayamaz; mutlu olamaz. acı çeker. eğer bunu bile bile o kişiye söylemiyor ya da söyleyemiyorsa ortada ciddi sebepler olmalıdır. bunlar havadan sudan , uzaktan yakından bahaneler olmamalıdır. oluyorsa da aşığım denilmemelidir. aşık adam 3-5 km nin hesabını yapmaz, sonunu düşünmez. yaşar , yaşatır sevgisini ,aşkını. aşmaya çalışır engelleri tüm gücüyle. yok yapamıyorsa da aşkının acısına katlanır.
zaten bu durum sadece aşık olunan insanı ilgilendireceğinden normaldir. bazı durumlarda onu bile ilgilendirmez. hatta aşık olunan ikinci, üçüncü sahısları, sevgiliyi falan da ilgilendirmez. ilişkiler iki kişiliktir.
içinde yaşamaktır ve onu içinde büyütmektir.
--spoiler--
Aslında hiç kimse sevmedi,
Bir ben sevdim seni...
Severmiş gibi değil,
Kana kana sevdim seni.
Tıka basa ...sevdim...
Dolu dolu sevdim...
Aslında kimse sevmedi seni,
Sevmekten çekindi
Oysa ben;Yana yana sevdim seni...
Bile bile sevdim...
Aklımdan zorun var gibi,
Aklıma silah dayanmışcasına,
Mecburmuş gibi,
Ve başka çarem yokmuşcasına,
Bir ben sevdim seni...
Aslında bir sen sevmedin beni,
Herkesi sevdiğin gibi...
--spoiler--
(bkz: can yücel)
kendi içinde güzel duygular da yaşatabilir insana. yormaz, dokunmadan da hissetmeyi öğretir. tadında bırakılması gereken ve sevdiceke açılmayla icraata geçirilmedikçe hüzün veren insan işi.