ask diye bir sey var. o yüzden de bir gün bitiyor. kalici olan ise her seyden önce sevgi, saygi, dostluk. aska inanmayan da asktan yara almis ve aski bulamamis insanlarin yaptigi sacma sapan eylemdir. bi nevi kendini kandirmaktir.
sanılanın aksine başarısız aşk denemelerinden sonra değil, çok büyük aşklar ardından insanın kafasına yerleşen aradan yıllar geçse bile gitmeyen duygu.
Bir şekilde aşk bittiği için ayrılmışsınızdır, aşka inanmaya gerek yoktur işte; bitiyordur.
Bana hiçbirsey söyleme
Ates kül oldu içimde
Büyüttügüm sen zamanla
Yok olup bittin benimle
Türkü yakip düstün mü yoluma
Adimi andin mi sabah olunca
Ne kaldi senden sonra elimde
Alisirim elbet yokluguna
Yalan dostum ask diye birsey yok
Ask dedigin üç günlük eglence
Bilemedin bes gün sürsün
Kapilip da sürünen çok
aşk diye dayatılan şeyin televizyonda bir takım insanların yaşadıkları olarak görülmesi sonucu olabiliecek şey. laylalarda, reynalarda, dikolarda ve barlarda yaşanılan ilişkiler aşksa ben bu aşka inanmam.
bugün biriyle, yarın öbürüyle, öteki gün bir başkasıyla yaşanan şeye aşk deniyorsa ortada bir zırvalama söz konusudur.
yaşadığımız şeylerin en azından kendi kendimize dürüstçe tanımını yapmalıyız. bu durumda ilk olarak kendimizi ve hislerimizi yakından tanımamız gerekmektedir.
-"zamanla insan ne kadar da değişiyor" dememe sebep olan başlık.
-"1. entrydeki yazılanları ben mi yazmışım" diye sorduğum başlıktır bu aynı zamanda.
aşka inanmamak güzeldir, mantıklıdır da, olmayan bir şeye inanmaktır asıl sorun. kişiden kişiye değişir aşkın tanımı ve varolup, olmaması. kimse kimseye dikte edemez "aşk vardır", "aşk yoktur" diye. yaşananlar bilinmediği için herkes kendi halinde bırakılmalıdır, dileyen dilediğine inansın, inanmasın. hayatta insan o kadar kandırıyor ki kendini, aşkın varlığı konusunda da kandırsın. ya da artık uyansın, olmadığına inansın. bu "düşünüyorum o halde varım" tadında bir varoluş mücadelesi değil, bu hiçliği tartışma meselesi. görmek istememek, görmeyi reddetmek gerçekleri.
zamanın birinde aşk varmış. gördüğü her yüreğe düşer , insanları mutlu edermiş. verdiği mutluluk da öyle böyle değilmiş hani. yerlere göklere sığmayan cinsten..
insanlar inanmışlar aşka , dost sanmışlar onu , bizi üzmez demişler..
zamanın birinde aşk varmış. gördüğü her yüreği kandırır , geçici mutluluklarla insanların gözlerini boyarmış. sonra da öyle bir yakarmış ki kalpleri.. yanmak da öyle böyle değil hani. kan ağlatan cinsten..
insanların aşka inancı kalmamış , bitmişler..
aşk denemeye değer tek şey cesaretin varsa kaybetmeye değer...demiş birisi..
bilmem acaba değer mii..?
sanmıyorum...günümüzde çabuk eskiyor artık...MALESEF..HER DEFASINDA iNSAN ^^AMA BiR GÜN...^^DEMEKTEN BIKIYOR..
bu dönemlerin sıkıntıya girildiğinde konuşacak konu sıkıntısı çekildiğinde enn sık sorulan sorunun en cool cevabı
-ahhh hayııırr aşka inanmam ben yalnız kovboyum zaten etrafımda herrrrkes pervane (içinden ooo o yakışıklı-fıstık da kim)
aşkı hep yanlış yerlerde,mekanlarda,kişilerde ve zamanlarda aramak,dolayısıyla hüsrana uğramak ve aşkın olmadığını düşünmek,olmadığına inanmak istemektir.