ziyan bir durumdur,
aşk insanın tatması gereken zevklerdendir. sevgiliye duyulan aşk, tasavvuf aşkı vs. ne derseniz diyin sonuçta aşk ve aşık olmak verilmiş en kutsal özelliktir, nimettir. Aşka inanmamak sadece hiç aşık olmamışlarda bir önyargıdır. Terk edilmiş olanlar bile hayatlarında en az bir kere aşık olduklarından aşka inanırlar ve aşkın kendisini bulmasını beklerler.
hiç aşık olmamış insanın sözlüğünden bir zırva daha aşk vardır hem de her yerde ama gören yok herkesin derdi çok, hayrola. hem -biri seni seviyorum demiş de vazgeçmiş de- ne alaka aşk nedir?
aşk; aşk nedir diyebilmektir, saklanır onu bulmaktır mesele şimdi;
uslu bir çocuk olursan aşkı duyabilir, hatta aşkı görebilirsin.
aşka inanmamak, mutlu olmaya çalışmaktır, bu çıkar dünyasında birisinin seni karşılıksız sevebileceği yalanına inanmamaktır. kendini başka bi kula kul yapmamaktır. sen deli gibi severken karşındakinin yalan sevgisini görmezden gelmemeye çalışmamaktır. kısaca aşka inanmamak kendini kandırmamaktır.
aşık olup, aşkını çeşitli nedenlerden ötürü kaybetmiş, kaybettikten sonra da geçen yıllar sonucu insanın varlığını iyi kötü devam ettirdiğini görüp geçmişte aşk yüzünden çekilen dertlerin, çilelerin esasında değmez ve haliyle tekrarlanması lüzumsuz olduğuna inanmış insanın yaptığı eylemdir.
aşk eşleşmesinde insanı birbirine yakınlaştıran koşullar tamamen çevre şartlarının zorlamasıdır. yani o veya bu şekilde çevre şartları değiştiğinde insanın birbirine yakınlaşmasını sağlayan koşullar da değişecek ve yeni koşullara göre aşklarını adapte etmek zorunda kalacaklardır. Adapte olamadığında ise birbirine karşı alışkanlık, bağımlılık, yalnızlıktan korkma gibi duygular ortama girecek ve sonuç olarak aşk da bitecektir, yerini mutualist bir ilişkiye bırakacaktır. işte bu yüzdendir ki insanlık evlilik kurumunu icat etmiş ve var olan mutualist ilişkinin kolaylıkla yıkılmayıp devamını sağlamak istemişlerdir. bu mutualist ilişki gerçekliği acı ama olumsuz bir gerçeklik değildir. Adı üzerinde gerçekliktir ve en aklı başında insan gerçekliklerle yaşayabilen insandır. Hayallerle yaşayıp, hayali arayan insanlar mutlu olmaz.
aşkı bulamamış kişi düşüncesidir. o gün gelip seni çarptığında yaşadığın şokla anlarsın varlığını ve o gidince de dibine kadar yaşarsın yokluğunu. daha sonra da bir koruma kalkanı olarak kullanılabilir bu ifade "artık aşka inanmıyorum" diye, ama "artık nası birine güvenirim" ifadesi daha mantıklı bir sığınak gibi. çünkü aşkın varlığını dibine kadar yaşayıp görmek var sonuçta.
aynı düşünceye sahip olanı bulamamasıdır. insanlar birine aşık olması için aynı düşüncede birbirinden etkilemesi tabi günümüzde aşk kalktı her sey cinsellik üzerine kuruldu gercek aşk onun için ne kadar fedakarlık yapması onu saygı göstermektir.
Şahsen benim için bundan 5 yıl önce ortaya çıkan durum. Umarım sadece bana has olarak bir durum olarak kalır zira gerçekten psikolojik açıdan yıkıcı sonuçları tespit edilmiştir. Bundan 5 yıl önce, hayatın en dar anlamda iktisadi kurallara göre devam ettiğine inanmak sonucu bünyede baş gösteren durum.
Not: Söz konusu entryde bahsedilen iktisadi kurallar kavramı " kızlar bmw arabası olanlara verir" gibi sığ bir yaklaşım değildir arz ederim.