teoman'ın her bir albümünün ayrı bir yeri vardır tabiki ama bu albümüyle "ya eski teo değil, eski şarkılarının tadı yok" gibi yorumlara tokat gibi cevap vermiştir adeta. kesinlikle bu albümü alın arşivinize koyun. arkadaş o istanbul'da nasıl bi şarkıdır öyle..ya romantik, bak hayatına, yıllar sonra, tesadüfen ve diğerleri..vasat diyebileceğim tek bir şarkı yok ve her biri bir teoman klasiği..
bu albümü hangi ruh haliyle yaptın bilmiyorum ama adamsın teo*
teoman bu albümünde martılara takmış kafayı. 3 şarkısında martı geçiyor, albüm dinlendikçe güzelleşiyor.
(bkz: tesadüfen)
bir yaprak uçuyor ağaçtan
pat diye kucağıma
adını gördüm sanki
damarında
uykularımı bölen
gündüzümü geceden
adını duydum sanki
dudağında
hala aşkta umudun varsa
her baharda, yağmurda
hala aşkta umudun varsa
aşk da zaten
tesadüfen
martılar uçuyorlar
pat diye kucağıma
adını gördüm sanki
kanadında
uykularımı bölen
gündüzümü geceden
adını duydum sanki
dudağında
hala aşkta umudun varsa
her baharda, yağmurda
hala aşktan umudun varsa
aşk da zaten
tesadüfen
(bkz: martılar)
gözlerim boş bakıyor ufukta bir şeye,
mutluluk veda ediyor ılık nefesiyle...
bu sabah sanki bütün cevaplar kanat açmış göğe...
bir bulut saklıyor sanki akacak yaşları uykusuz gözlerimden
bir vapur kalkışı, bir başka zoraki firar verdiğim sözlerimden...
martılar çığlık çığlığa diyor ki, dön sarıl ona
çok geç olmadan dön bu yollardan
kır artık zincirini, bu kalp aşksız kir pas tutar
çok geç olmadan dön bu yollardan
bir yanım anlamsız ve tutarsız bir telaşta
bir yanım küllenmiş zoraki sevdada
bir bulut saklıyor sanki akacak yaşları uykusuz gözlerimden
bir vapur kalkışı, bir başka zoraki firar verdiğim sözlerimden...
(bkz: sahilde bir sarhoş)
upuzun, sapsarı, kupkuru
bir sahilde yürüyorum martılar gülüşürken çığlık çığlığa
ben gözyaşımdan içiyorum
kalbim kırık
bugün bütün şişeleri kendime açıyorum
karışmasın kimsecikler
daha düşmedim,
uçuyorum
kaldı gözlerimde tuzuyla o sevgili
hatırası kamburumda
kahrediyor beni
eski anılardan birkaç resmiyle
bense bu sahilde bir sarhoş
upuzun, sapsarı, kupkuru
bir sahilde ölüyorum
dalgalar çarpışır çığlık çığlığa
ben gözyaşımdan içiyorum
kalbim kırık
bugün bütün şişeleri kendime açıyorum
karışmasın kimsecikler
daha düşmedim, uçuyorum
kaldı gözlerimde tuzuyla o sevgili
hatırası kamburumda
kahrediyor beni
eski anılardan birkaç resmiyle
bense bu sahilde bir sarhoş
2005 yılında yapılmış Pride And Prejudice adlı filmin turkce ismidir. Keira Knightley'in muhteşem oyunculuğu ile keyifle seyeredilcek ingiliz filmerinden birtansi ve Keira Knightley'in ne kadar güzel bir gülüşü varmış demekten kendimi alamadığım film
teoman'ın aynı albümü farklı bir isimle dinleyicileriyle paylaştığı son eseri.
ama aynı, ama güzel. değişik bir şey olmasın da, teoman olsun diyenler için bire bir ki; değişik bir şey yapan kim var ki.
albümün son parçasında (sahilde bir sarhoş) teoman'ın git gide tanju okan'laştığını gözlemlediğim güzel bir albüm.
ayrıca albümde ki diğer göze çarpan bir parça olan tesadüfen'de de bolca latin ezgileri bulunmakta küba seyahatleri teo'ya yaramış gibi.
teoman'ın 2 yıl aradan sonra çıkardığı içerisinde mükemmel parçaların yer aldığı albüm. dinleyince teo yine yapmış diyorsunuz.
albüm içinde yer alan parçalar;
1-tek başına dans
2-bana öyle bakma
3-yıllar sonra
4-tesadüfen
5-romantik
6-martılar
7-bak hayatına
8-sahilde bir sarhoş
9-ölüm ışığa uzanmış
10-istanbul.
"bana öyle bakma" adlı şarkısı mükemmel ama bir o kadar da melankolik. zaten mükemmel olmasının sebebi bu. aşk acısı çekenlerde iç parçalanması, karın ağrısı, gözyaşı yapan bir şarkı. öldürüyor beni, defalarca öldürüyor, işkence çektirerek öldürüyor.
& sembolü "ve" olarak kabul ediliyorsa cahilliğime bağışlayın teoman albümüdür zira teoman'ın albümünü aldım ve üzerinde "aşk ve gurur" gibi bir ifade yok. albümün adı "aşk & gurur". bunu başlık kısmına yazınca sözlük "aşk gurur" olarak anlıyor ve tanımlıyor.
Teoman'ın önceki albümlerine bakıldığında daha çok melankolik ve slow parçalardan oluştuğu görülecektir. O yüzden teoman kendisini tam anlamıyla rock'çı olarak görmediğini belirttiğini hatırladım şimdi. Ama bu albüm bambaşka olmuş. Önceki albümlere nazaran daha bir rock havası var bu albümde. Bir de bu hergelenin bir huyu var. istanbul'la ilgili şarkıyı iyi yapıyor, kalite üretiyor.
teoman klasik müzikle arası iyi bu aralar galiba. Zaten senfonik konserleri de vardı, bir konserinde ben de vardım. o yüzden bu albümünde kemanlar ağlayıp sızlıyor adeta. piyanolar da bazen martıların sesine karışıyor tabi. bir de teo kendi ıslığıyla can vermiş bir şarkının girişine.
ancak bu albümün bana göre önemli bir eksiği var: Akılda kalabilecek şarkılar... paramparça, rüzgargülü, gemiler, gönülçelen, istanbul'da sonbahar gibi akılda kalabilecek bir şarkıya rastlamadım bu albümde. ya da bana öyle geliyor.
bu albüme biraz da geçmiş albümlerin hatrı için 10 üzerinden 7 veriyorum, teoman'a uzun ömürler diliyorum.
edit: tükürüğümü yalıyorum sözlük. akılda kalabilecek şarkı yok demişim ama yanılmışım. Dilimden düşüremediğim şarkı "bak hayatına"
teoman klasiklerine bir yenisinin daha eklenmesine sebep olan albüm.
kredimden kalan 35 liranın hemen hemen yarısını albüme verdim. ama hiç de gocunmuyorum, öyle yani. favori şarkım şu diyeceğim ama, hoşuma gitmemiş olan şarkı da yok ki.
martılar biraz daha iyi gibi sanki diğerlerine göre.