insan "aşık olmalısın ama canının acımasına fırsat vermeyecek kadar" diye geliştiğinde söz konusu olmayandır. bazen canın o kadar acıya dayanmıştırki yenisini hissetmezsin. ruhun ıssızdır en tatlı aşkın kıyısındaykende.
yavaş yavaş, acıya acıya, sancıya sancıya, süründüre süründüre, ağlata ağlata ilerleyen bir hastalığın kurtuluşudur muhtemelen..
Hani kalp ağrısından ölmek üzeresindir de, kalbini söküp atasın gelir ya..
Sanki o kalp söküp atılsa, bütün acın dinecek gibi..
Oysa bilmezsin onun kalbinde değil, ruhunda olduğunu..
Ne yaparsan yap geçmez o acı.. Ölene dek..
Ölüm ise, bu hastalıktan kurtuluştur sadece..
mecazi anlamda bir ölmedir. içinizdeki güzel duygular ölür, güven duymayı unutursunuz. sizi sevecek, özen gösterecek, kötü anıları hafızanızdan silecek bir sevgili gelir ve yeniden yaşamaya, nefes almaya başlarsınız. aşk acısı çektiren taraf mı ne olacak? etme bulma dünyasına inanın yeter.gerisini merak etmeyin.
yok ya öldürmüyor ama süründürüyor,köpek yapıyor insanı.genel olarak insanı mallaştırır, bir noktaya bakıp hiçbirsey düşünmemeye sürükler insanı ama acısada öldürmez ee tabi intihar varsa o zaman başka onu bir bilene sormak lazım.
ona dokunamadığın zaman nefes alamamaktır. onu başkasıyla gördüğün zaman hayatın boş olduğunu öğrenmektir. ve bir daha kimseyi o kadar çok sevememektir.
onun etrafında dönen dünyanızın biranda kendi etrafınızda dönmesiyle başlar. çok ani olur. anlayamazsınız. hani buramda hissetmek deyimi vardır sevgini anlatırken kullandığın işte burandadır artık herşey. zaman geçer bunu yapıyorum ama yapmasam daha iyidi gibi süregelen bir hayattır artık..