yaşamak için, var olduğumuzun farkına varmak için tatmamızın kaçınılmaz olduğu bir ilaçtır. kaybetmeye mahkum olmuş ruhların bitmeyen çilesi, zaman ve mekandan münezzeh bir acıdır. her birlikteliğin sonu ayrılıktır. aşk acıya eş ve kardeş. bile bile kandın zaten sen. adil olmayan bu kavgaya bir sıfır yenik başladın. yenilgiyi kabulllen. kaçışın olmadığını kabullen. kabullendiğin zaman ilk adımı attın demektir. gerisi zamanın işidir. hiç bir acı zamana dayanamaz biter, aşk acısı biraz uzun sürer sadece. atlattığını sanırsın, tam bitti dersin on katı büyüklükte yine bekliyordur seni gecenin en bilinmedik saatlerinde. yaşamak için havadan ve sudan sonra gelen en temel ihtiyaçtır aşk acısı.
bana günlerdir aşkla ilgili entryler girmeme vesile olmuş yıllar sonra tekrar tatmaktan büyük zevk aldığım(!) kendi üretimlerimiz sonucunda bünyenin derinklerine kadar nüfuz eden, sürekli efkar halini simgeleyen dünya da ne kadar insan varsa bir o kadar tanımı olan acı.
çoğunlukla ergen dönemlerindesindir. çok boktan bir şey olur. adeta dünyanın sonu gelmiş sanır insan. ya en yakın köprüden atlamak istersin ya da yeni arayışlara çıkarsın.
belki en güzel acidir ama farkinda degildir insan.
zaman vardir, emek vardir, aliskanlik vardir. en onemlisi de sefkatle beslenen bir tutku vardir. kiramazsiniz kiyamazsiniz asik oldugunuz sahsiyete cogu zaman. mantiginizin gelipte kalbinizin kapisini caldiginda kovarsiniz cogu zaman ya da farkinda degildim rolu yaparsiniz farkindaliklariniza karsi. sineye cekersiniz hatalari defalarca. cunku asiksiniz ve en gusel menudur ask varsa iliskide.
gun gelir,. gider hayatinizdan. kusura bakma demez bazilari. bazilari ise helallik bile ister sizden. ama giderler iste. o gidisin sonunda kalanlar ceker aciyi o acinin adi, sana aitmis gibi olanin aslinda sana ait olmadigini ogrenmektir. o acinin adi ask acisidir.
kişinin kendi isteği olmadan çekmesinin mümkün olmayacağı acıdır. önce herhangi bir nedenden (can sıkıntısı, yapıcak bir iş olmaması veya kısa ilişkilerden sıkılması) dolayı aşk arayışlarına girip kendini ciddi bir ilişkiye zorlar. sonra bu ruh haliyle önüne gelen ilk insana aşık olduğunu düşünür, tanımadan etmeden birşeylere başlamaya çalışır, sonunda da muhtemelen terk edilir ve aşk acısı çektiğini iddia eder.
(bkz: love is shit)
yanındayken kıymeti bilinmez sevilen insanların.illaki gitmeliler uzağa yada illa bitmeli aradaki herneyse.kimse inkar edemez illaki özlenir giden.heleki yeri ayrıysa kişinin hayatında!
sevilen gider geride kalan bekler gideni anar,hayalini kurar kısacası devam eder gidenle yaşamaya.acıdan zevk almanın farklı versiyonudur.o denli seviyorsunuzdur ki onun aşkının acı hali bile yeter.bi umut edersiniz ya dönerse,ya arasa,ya özlerse diye...
aslında çözümünü buluruzda bu hüzünlü halin iş uygulamaya gelince çoğumuz sınıfta kalır.zaman herşeyin ilacıdır.ama geçen zaman sancılıdır.bu sancıya dayanabilenlerimiz daha güçlü ama daha sert devam ederler yollarına.dayanamayanlarsa yeniden sevdiklerinde yaşatırlar gideni..
her bir kum tanesidir onu hatırlatan size. geçmişe dair özlemin hüzünlü senfonisinde her bir kum tanesi kaybolur gider avuçlarınızın içinde...esen rüzgarda saklıdır kum tanelerinin hazin öyküsü. siz de kapılıp gidersiniz o rüzgara. artık kum taneleri de size aittir. kum tanelerinden bir ev yaparsınız kendinize, içinde sevginin sıcaklığını hissedebileceğiniz bir sobası olan ve yanan odun ateşinden kalan küllerin varlığıyla içinizi yakan aşkın gözyaşlarına merhaba dersiniz...sizi duyan yine sizsinizdir. sessizlikten arta kalandır tavanarasından gelen çatırtılar...
sevdiğinizden hiç cevap alamamak veya "aman gönlü kırılmasın" düşüncesiyle zoraki gülümseme almaktır.
birşeyler yaşamış ve sonra ayrılmak zorunda kalanlar hiiiç "aşk acısı çektim" demesinler, nankör olmasınlar,
beterin beteri var, halinize dua edin, o kadar sinir oluyorum ki şu ayrılıp, "ah aşk acısı çekiyorum" diye iç geçirenlere, ulan yşadıklarına say da, olmayanlar da yaşasın diye dua et dallama...
işte asıl aşk acısı karasevdadır, gerisi boştur...