bitmiştir ama kabullenilmez. siz nasıl nefes alacağınızı düşünürken onun hayatını nasıl hiçbişey olmamış gibi devam ettirebildiğini gördüğünüzde o nefessizliklerin aynısını yaşaması için dua edersiniz.
dünyanın en çirkin insanı olursunuz bir anda.. ve en mutsuz. diğer insanlardan farklı, onlardan çok aşağılarda görürsünüz kendinizi.. çirkin, pis, sefil hissedersiniz. sanki cebinizde evinize döncek tek kuruşunuz kalmamış gibi.
mutlu çiftlerin alayına basarsınız küfürü; sanki mutsuzluğunuzun nedeni onlarmış gibi.
hayattan dışlarken kendinizi, hayatın sizi dışladığını iddia edersiniz ısrarla. alkollerde boğulurken her şarkıda onun adını sayıklarsınız. bi yandan dünyanın küfrünü saydırırken, bi yandan da geri dönmesi için kafanızı klozete sokmaya razı olacağınızı bilirsiniz. bi daha asla böyle sevemeyeceğinizi iddia edersiniz ve bunun aksini söyleyenlerin yüzünü bile görmek istemezsiniz.
fonda hayatın en damar çarkısı çalıyodur, eldeki rakı kadehi sahnenin en önemli dekorudur ve kalpteki yara bilinen en büyük gerçektir. sarılırsınız sıkı sıkıya acınıza.
ama dayanmak lazımdır, bilinir ki geçer. neler geçmiştir, neler geçecektir. ne demişti ati abimiz: *
lakin durmak lazımdır kaya gibi...
aşkın ömrü kesin kesin tesbit edilmiş benim tarafımdan 3 yıl yaşanan bir acı. bir dahamı asla dersin ve yine bakmışsınki aynı tuzağın ve aynı acıların içinde yüzüyosundur.
Benim hayatim boyunca unutamayacagim, sonunda yedigim darbeyle kisiligimi degistiren acidir.
izmir'deyken cok sevdigim bir kiz vardi. aski onda hissetmistim, ona baglanmistim.
ben onu seviyordum ama acilamiyordum kiza, reddedilecem diye tirsiyordum. ama sirf onun icin okula gidiyordum, onu görünce mutlu oluyordum dertlerim falan kalmiyordu. onun yüzünde bir tebessüm görsem o gün benim icin iyi geciyordu. o kadar derinden vurulmustum yani kiza.
bir gün dayanamadim gittim kiza acildim, dedim " ben sana asigim, sensiz yasayamiyorum, seni düsünmeden 1 dakikam bile gecmiyor ". Megersem kiz da bana karsi bos degilmis, beni seviyormus. O lafi ondan duyduktan sonra icimde kiprasmalar meydana geldi, sevdigim kiza sarildim, okulun meydaninda. Herkesin gözünün önünde onu kucakladim, "askim, hayatim" diye haykirdim.
Onunla cikmaya baslamistik. hergün bulusmalar, mesajlasmalar, güzel sözcükler kullaniyorduk birbirimize. hayatimin en güzel anlariydi o anlar. 3 ay gectikten sonra o benden sogumaya baslamisti, nedenini bilmedigim bir sekilde. ona nedenini sordugumda benimle daha fazla beraber olamayacagini, beni artik sevmedigini söylemisti. vurulmustum resmen, ben onunla olmadigim zaman diliminde nefes dahi alamiyorken, o benden ayrilmayi düsünüyordu. konustuk saatlerce kiz icini döktü, ben anladim icinden gecenleri. ayrildik sonra, ben almanyaya gittim 2 ay sonra.
mektubunu aldim onun. ilk basta yirtip atmayi düsündüm ama sonra dayanamadim okudum. beni neden terkettigini yazmisti mektupta. almanyaya gidecegimi ögrenmis bu yüzden benden ayrilmak istedigini yazmisti. mektubunun sonunda beni hala sevdigini yazmisti. telefon numarasini ve msn adresini de yazmisti mektubunun arkasina.
onu aradim sonra. ona neden böyle yaptigini sordum. halbuki bunu bana anlatsaydi ben almanyaya gitmezdim, kalirdim izmir'de. abilerim de oradaydi zaten, gelememislerdi almanya'ya. orada kalir, okurdum, onunla beraber olurdum. sonrasinda yeniden baglanmistik birbirimize. yazin izmir'e gelecegimi ona söyledim ve yaz tatilini bekliyordum heyecanla. o duygu yeniden yüregimin derinliklerine islenmisti. onu düsünemeden 1 anim bile gecmiyordu yine.
yazin izmire geldigimde ilk isim onu aramak oldu, neredesin dedim, yazliktayim dedi. ben de onu bekleyecegimi söyledim kapattim telefonu. sonrasinda arkadaslarla bir yerin acilisina gittik, arkada bir yer bulup oturduk. sonrasinda onu bir erkekle arka sokakta el ele gördüm. vurulmustum yine, cilgina dönmüstüm. gittim sordum kim bu cocuk diye. cocuk " o benim sevgilim " diyince, ben artik dayanamadim. ard arda yedigim tokatlarin acisini ondan cikardim. bir yere kadar kaldiriyor bünye, sonrasinda patliyor insan haliyle. arkadaslar beni ayirdilar sonra, gittik sabaha kadar ictik. kafami topladiktan sonra ciktim kizin karsisina agzima ne geldiyse söyledim, yalanlarini suratina vurdum. dedim ya bünye kaldirmiyor bir yerden sonra tokatlari, insanin bosalmasi lazim. karsisina cikan tüm olumsuzluklara karsi bu sefe rkendisi tokat indirmek istiyor.
netice de büyük bir hayalkirikligi ve aciyla kapanmisti bu defter. hala unutabilmis degilim kahretsin ki, unutamiyorum be sözlük. zor oluyor unutmasi. ilk askin sonu böyle bitince insanin hayata bakis acisi degisiyor. nitekim benimki de degisti. kisiligim degisti, bambaska bir insan olup cikiverdim... **
bazen birini olduğu gibi seversiniz, herkes onu başkalaştırıp "tanrı" yerine koysa da. sizin gözünüzde sevimli insan yavrusudur o. herkesten bir sıfır öndeyim sanırsınız, zira siz onu olduğu gibi sevmiş kıyafetlerini görmemişsinizdir.
peki ya o?
o sizin öyle sevmenizi ister mi?
elbette hayır... çünkü yaşantısında yakındığı ne varsa olmak istediği de odur.
"ben yüce bir tanrıyım" işte aşkın bencilliği.
yazık ki aşk zaman kaybıdır. üzülmeye değmeyecek şey. hani biz ışıklar söndüğünde zifiri karanlıkta eşyalar görürüz. insan karanlığa da alışır. aşkın acısına da.
yavas yavas.
zordur aşk acısı. unutlmaz, alışılır ama heran kanamaya hazır bir yaradır aşk acısı. bi anı, ona benzetilen biri, aklınıza gelen gülüşü kanatmaya yeter. öyle ki kanayana yer gözyaşına dönüşür akar gider akabinde. sonra sevgilinin ayrılırken söylediği son söz akla getirilir. 'acı insanı olgunlaştırır' . hassiktir lan diyesin gelir, diyemezsin...
yaşadığın hiç bir acıya benzemeyen bir acı türüdür. sabah uyanırsın boğazında bir düğüm, kalbinde bir yara. hani hisler fiziksel acı vermez diyenlere bir çift lafım var, hadi tamam sadece hissediyorum ama bu kalbim neden yırtılıyormuş gibi ağırıyor...
Hep aynı bu insanlar..
Birini görür deli gibi hoşlanır, köpek gibi bağlanır, eşek gibi anırtılırlar..
Hepsi bir aşk acısı çekmiştir/çekecektir.
Hepsi aşkını bir sigarayla bir alkolle anar ve derin duygulara dalar.
Aşk kötüdür demek istemedim ama yaşadım ve anladım ki aşktan bize tek kalan ;
Birden efkar basması, ardı sıra yakılan cigaralar ve damar müzikler..
Ve vodka eşliğinde doğan güneş..
Ve vodka eşliğinde batan güneş..
"kopan bir ipe, sımsıkı bir düğüm atarsanız , ipin en sağlam yeri artık bu düğümdür.
ama ipe her dokunuşunuzda , canınızı acıtan tek nokta , yine o düğümdür.
eğer gerçekten aşık iseniz, gözünüze uyku girmez, girdiğinde de zaten kalkacağınız saate 3 saat kalmıştır. yastık kısmen ıslaktır.* anılarınızın çoğunluğu güzel ise kendinizi teselli edecek bir sebep de bulamazsınız. onu diğerlerinden ayıran bir durumda, ilk defa yapılanlardır. anılar mekanlar yıllar sonra bile size onu hatırlanır. sürecin başlarında en can sıkıcı hadiselerden birisi de, yakın arkadaşlarınızın ona gidip sizinle tekrar beraber olması için baskı yapmalarıdır. oysa siz onu incitmektense uzaktan sevmeyi tercih edersiniz. ve kelimenin tam anlamıyla dümdüz olursunuz.
zamanla gözyaşları acının rengini soldurur, ve hayat düzenine girmeyeye başlar. burada ince bir ayrıntı vardır ki; ilk sevgiliniz ve ilk aşkınızdan ayrılışınız masumca ve mecburiyetten olduysa yük dahada ağırlaşır.
aradan geçen yıllar * onu size ancak kısmen unutturabilir. zamanla hafızanızdaki yüz bulanık bir hale gelir, bu onu dergi reklamlarındaki modellerin yüzlerine uygulanmış photoshop efekti gibi kusursuzlaştırır.
hayat artık yolundadır, başka birisine aşıksınızdır, keyfiniz yerindedir, herşey mükemmel gidiyordur ama sizin kalbinizde onun açtığı yara eskisi gibi kanamasa da dokunduğunuzda kanamaya hazırdır.
unutmanın insan için ne kadar önemli bir meleke olduğu da burada ortaya çıkar. eğer unutamasaydık bazılarımız bir daha dağıttığını toplayamayabilirdi.
uzun lafın kısası gerçek aşkın acısını yıllar tamamen yok edemez.
ama başka birisinin aşkı daha baskın gelirse onu unutturur,
veya daha sonra o kişinin zıvanadan çıktığını yani değiştiğini görürseniz acınız silinebilir.
olmayan şeydir. insanoğlunun boşluk halinde kendisini oyalayıp bu dünyada benim de bir yerim var edasıyla kafasında yarattığı şeydir. seversin, sevilirsin, sevişirsin, gezer tozar sonra evlenemezsin. bunalıma giren tipleri de teselli etmeye kalktığında "sen anlamazsın. aşk nedir bilir misin ki? sen hiç aşık oldun mu?" serzenişleri yükseltmelerine neden olur. üzerine konuşuldukça karşı aşk acısı çektiğini iddia eden kişi konu merkezi olarak egosunu tatmin eder üstünden bir süre geçince de aşık olmuştur bir başkasına. hepsi kandırmaca, düzmece, ergenlik zamanında zihine işlenmiş yeşil çam ve hollywood zehiridir.
geçmesi için elden geldiğince bir şeyler yapılan dualar edilen ama asla geçmek bilmeyen bir acıdır. boşunadır bütün çaba boşuna yeni bir aşk çalmadıkça kapıyı geçemez.