ya sevdiği kadına ulaşamadan ölmüş, ya sevdiği kadınının başkasına yar oluşuna tanıklık etmiş ya da sevgisine karşılık bulamamış yazarlardır.
edgar allan poe victoria poe'sunu genç yaşta kaybetmiş, stendhal mathilde viscontini dembowski'sinden bir türlü sevgi bulamamış, dante alighieri kendi varlığını bile belli edemeden beatrice'sinin evliliğine ve sonrasında ölümüne şahit olmuş, cemil meriç evli olduğu halde lamia'sına büyük bir tutku ile bağlanmış ve daha birçokları.
bu ve bunun gibi daha birçok yazar ya da şairi ortak platformda birleştiren en önemli şey ise, imkansız aşklarını ölümsüzleştirmeleri olmuştur. dante beatrice'ini tekrar görebildiği ilahi komedyası'nı yaratmış, edgar a. poe yazdığı neredeyse her romantik hikayesine ya da şiirine victoria'sını yerleştirmiş, stendhal senelerdir peşinde koştuğu mathilda'sının üzerinden aşka dair hissettiklerini belirten kitap yazmış, cemil meriç eşinin varlığını görmezcesine lamia'sına koşmuş ve mektuplarını ifşa etmekten çekinmemiştir.
aşk, yaşayamamış, bundan ötürü yaratabilmiş bu aşk adamları tarafından en dramatik ve gerçekçi biçimine kavuşmuştur. hele de benzer aşkı yaşayan insanlara hitap etmişlerse, bir zamanlar yaşadıkları o aşkın şu zamanda da yaşanmasına olanak sağlamışlardır.
goethe kendi gençliğinden uyarladığı genç werther'in acıları kitabında aşk acısını anlatır.
friedrich nietzsche'de aşk acısı çekmiş yazarlardan biridir.
aşk acısı çektiğimi sanmıştım. ama çektiklerimin hiçbirisi aşk acısı değilmiş. alışkanlıktan ayrılmanın,kopmanın zor gelmesiymiş. aşk acısını ben ulaşamadığım birisi için çekmişim. aşkın özüde odur. ulaştıktan,elde ettikten sonra aşk yoktur. acısı da olmuyor işte.