ağustos şiiri

entry5 galeri0
    1.
  1. hasan hüseyin korkmazgil şiiri..

    Yüreğim sızlıyor bu roman iyi bitmeyecek
    Beterin beteri var diyenlere inanmıyorum
    Hep böyle havalar besler fırtınaları
    Korkarım bu mavi ışık çabuk sönecek
    Duymazdım durgun suların bezgin türkülerini
    Alışmak ölümün bir başka adıymış bilmezdim
    Bir yangın sonu yorgunluğu yakıyor avuçlarımı
    Bir rüzgar kulaklarımdan hiç eksilmiyor
    Esirgenmiş bir dünyada müthiş yalnızım
    Geri dönsen bile ben artık o ben olmayacağım
    Yüreğim sızlıyor bu roman iyi bitmeyecek

    Ben mısralarımı kerpiç gecelerinden çekmişim
    Beş numara lamba kaderi var mısralarımda benim
    Deli çizgi gözlerimi kör etmiş, kör etmiş, kör etmiş
    Göçmüş kıtalar üstünde kuşlar dönüyor garipsi
    Çığlık çığlığa kuşlar dönüyor evcil ve tedirgin
    Gök mavisi bir türkü dolanmış yüreciğime
    Selsele yolculuklar tütüyor gözlerimde, neyleyim
    insan demişim, kitap yüzlü insanlar demişim gidemiyorum

    Kaderim kaderleri demişim güzelim
    Sen olmasan ben böyle değildim
    Böyle uysal ve kırılmış değildi şiirlerim
    Bir yangın sonu yorgunluğu yakıyor avuçlarımı
    Yüreğim sızlıyor bu roman iyi bitmeyecek

    Rüzgar gibi ağustos geçti ellerimizden
    Meyvalar bizi bal renkli günahlara çağırıyorlar
    Bir yanda yaşanmamış günlerin hırsı
    Bir yanda boşa geçen gecelerin acısı
    Malum o dramın en güzel perdesindeydik
    Ağustos şarap olmuş, kanımıza akmıştı
    Göçmüş kıtalar üstünde kuşlar gibiydik
    Her gören didik didik bizi denetliyordu
    Biz kendi derdimize düşmüştük

    Orda da akşamlar olacak güzelim
    Kanlı mendil gibi ağustos akşamları
    Şu benim çektiklerimi görmeyeceksin
    Belki yanında başkaları olacak
    Belki düşlerine bile girmeyeceğim
    Gün oldu acıların şiirini yaşadım
    Gün oldu zehir gibi yokluğunu yaşadım
    Bana sen ne diye duyurdun yalnızlığımı
    Ne diye gurbet gibi mısralarıma sindin
    Dokunsan parmaklarıma tutuşacağım

    Yere batan şehrin tek yalnızıyım
    Yüzyılın ağrısını anlayarak çekiyorum
    Ekmeğime barut sinmiş bulanık özgürlükler
    Tepmişim rahatımı, boynu bükük mutluluğumu
    Yaşıyorsam erkekçe yaşıyorum

    Düşün ki coğrafyanın en güzel yerindeyiz
    En güzel günlerinde gençliğimizin
    Ölümden ötesini aklım almıyor
    Beterin beteri var diyenlere inanmıyorum
    istesek cenneti kurtarabiliriz
    Ben bir ışık için tepmişim rahatımı
    Bu güleç yüzlülerin, bu acı türkülerini
    Bu yoksul yerleri anlayarak seviyorum
    Delicesine anlayarak güzelim
    Yüreğim sızlıyor bu roman iyi bitmeyecek.*
    3 ...
  2. 2.
  3. ayaklarımızın altından kaydırır dünyayı bu şiir. evlerimize çekilemeyiz korkudan. yüreğimiz sızlıyor. evet...
    2 ...
  4. 3.
  5. göz yaşlarına boğularak okunan bu şiir, eğer ki bir defa bile aşık olamamış bir insan tarafından okunursa bile göz yaşlarını hissetmesini sağlayacak kadar hisli ve güzeldir. için titremesine vesile olan bu şiir, yazarın sanırım en derin duygularını içermekte.
    1 ...
  6. 4.
  7. 5.
  8. yılandere ölüler yatağı helalim ölüler
    katran mazot bidonları paslı putreller
    kargalar üşüşmüş ahmedo'mun ellerine kargalar
    ahmedo'mun düşlerine yılan çiyan doluşmuş
    garipler mezarlığı doymamışlar dünyası
    yıkılası karakuşak kurudere sırtları
    ahmedo'm bir yaz bulutu bir varmış bir yokmuş
    fenerler titreşiyor bıçaklanmış türkülerin gözbebeklerinde
    vinçler beni balçık gibi akşamlara bindiriyorlar
    sen olmasan şu sabahlar olmasa
    şu benim büyük büyük susamışlığım
    bu mızmız takvimi bir solukta susturacağım
    yılandere ölüler yatağı helalim ölüler

    yine ağustos gelse elele versek
    sen anandan kaçsan ben yalnızlığımdan
    yeni yoldan sazanlı çaydan geçsek
    güneşin bahçeleri emzirdiği saatta
    susamışlar aşkına, kandım diyesi
    uzun uzun öpüşsek
    yine ağustos gelse kovulsak cennetimize
    şantiye hiç durmadan ötse bağırsa
    lazoğlu büyükharflerle sövse işçilerine
    damlarda kaysı yarsalar rumeli göçmenleri
    dillerini sevdiğim kıvırcık dillerini,
    ıssız bahçelerden geçsek unutulmuş sokaklardan
    çocuklar mavi mavi gülüşüp kaçışsalar
    bir masal dinler gibi sessizliği dinlesek
    kendimizi dinlesek köklerin çığlığını
    seni kollarıma alsam, yine yumsan gözlerini
    yine kapışılsa yavrum, batan şehrin hazineleri
    biz yine kendi derdimize düşsek *
    0 ...
© 2025 uludağ sözlük