kenan doğulu'nun, ex aşkım adlı albümünden, söz ve müziğinin kendisine ait olduğu şarkı.
Bu yarınsız mutluluğu
Haklı iken haksızlığı
Kalabalık yalnızlığı
Seninleyken öğrendim ben
Bu sabahsız akşamları
Şu vefasız sırdaşlığı
Anlamsız savaşmayı
Seninleyken öğrendim ben
Yediremem kendime
Harcamam hiç nefesimi
Sindiremem ki halimi
Siler atarım kül gibi Ağlayamam susarım yaralıyım ben
Söyleyemem yazarım kendim ettim ben
ağlanmaması gereken durumda söylenicek laftır.ağladığın zaman ağladığın konunun değerini arttırırsın ve seni ağlatan çoğu şey senden daha değerli olamaz.
eski sevgiliyle kavga ettikten sonra oturulan mekanda çalan ve o an için duygularımı çok iyi anlattığını düşündüğümden olsa gerek büyük bir öfkeyle gözlerinin içine bakarak dinlediğim, güzel bir kenan doğulu şarkısı.
ferda anıl yarkın'ın dinlenesi şarkılarından biri.
bilemezsin ne haldeyim
ne haldeyim göremezsin
rüzgar esmiş uzaklarda
dokunsan da değemezsin
özlüyorsam beni affet
ne umut bu ne de hasret
seviyorsan yine affet
ne yalan bu ne de gerçek of
isyan etsem de haykıramam yalvaramam
hasretinle yaşayamam
bir ben kaldım tek başıma
tek başıma ağlayamam.
tesirini yeni farkettiğim, son 2 saattir ara vermeden dinlediğim ve önümüzdeki saatlerde de kesintisiz dinleyeceğimi tahmin ettiğim şarkı.
"söyleyemem, yazarım
kendim ettim ben"
Dibe vurmak gerek ağlamak gerek... sahte bile olsa gülümseyememek, akşam aynı sıkıntıyla, aynı derin çizgilerle, aynı anlamsızlıkla, aynı mutsuzlukla yollara düşmek gerek... Sessizliği, yalnızlığı ve çaresizliği, kandıran gün ışığının riyakarlığına rağmen, hiç korkmadan yüzümüze vuran, gözyaşlarına aldırmadan aynı ezgiyi çalıp duran gecenin içine dalmak gerek... Yastığa ve yorgana sarılıp, sesli düşünmek, sesli ağlamak gerek.... içine düşülen sıkıntının adını aramaktan vazgeçmemek gerek; farketmek... farkedip sancılanmak, endişelenmek, korkmak ama en nihayetinde günün karanlık saatlerine, ara sıra kopsa da fırtınalara, birgün boğulacağımız denizlere, neler olacağını bilmesek de geleceğe, kötülüklerle dolu olsa bile tarihe, yollara-yolculuklara, sevgililere, özlenen dostlara, sadece düşleyebildiğimiz olamamazlıklara, üşürken ısınmalara içine düşülen sıkıntının adını aramaktan vazgeçmemek gerek, aydınlıkları görmek için ağlamak gerek...
"..özlüyorsam beni affet. ne umut bu, ne de hasret
seviyorsam yine affet. ne yalan bu ne de gerçek ah..
isyan etsem de haykıramam ağlayamam, yalvaramam, hasretinle yaşayamam..
bir ben kaldım tek başıma, tek başıma ağlayamam...".
memleketi nasıl özledim
düşündükçe süsledim de süsledim
seni de öyle çoğalttım ya
acıyla böyle baş edebildim
sordular yaşın kaç, öldün mü gencecik
kaybettin mi hevesini hemencecik
nereye tutunsam vurdu depremin
bu gördüğün iflah olmaz çocuk benim
bi yalan mı, koskoca bi yalan mı bu dünya
bu kadar mı gördüğüm göreceğim aman
ağlayamam, kim öğretti bunu hangi düşman
hepsi yalancı onlar, korkuyorlar aşktan
aşk dediğin düşünmeden yatmaktır ölüme
dünya alem dirense dursa önüme